“Netanyahu ciddiye alınacak bir insan değil”
Netanyahu Türkiye açıklaması dosyasına Ankara’dan yeni ve sert bir yanıt geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’daki Mekke Savunma İttifakı toplantısının ardından Netanyahu’yu uluslararası toplum ve güvenlik için tehdit olarak niteledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 31 Ağustos 2026’da İstanbul’da yapılan Mekke Savunma İttifakı toplantısının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik son söylemlerine cevap verdi. Basın toplantısında İsrail yönetiminin Türkiye’yi “stratejik tehdit” olarak gösteren açıklamaları sorulan Fidan, Netanyahu hakkında çok sert ifadeler kullandı ve uluslararası sistemin bu tehditle mücadele etmesi gerektiğini söyledi.
Fidan Netanyahu için ne dedi?
DHA’nın 31 Ağustos tarihli konuşma dökümüne göre Fidan, Netanyahu’yu “insanlığın, uluslararası toplumun ve güvenliğin ortak düşmanı” olarak tanımladı. Ardından, İsrail Başbakanı’nın politikalarının yalnız Türkiye’ye değil, bölgeye ve uluslararası güvenliğe zarar verdiğini savundu. Fidan’ın değerlendirmesinde eleştiri doğrudan Netanyahu ve hükümetinin izlediği politikalara yöneldi.
Yetkin Report’un aktardığı bölümde Fidan, uluslararası toplumun Netanyahu’yu durdurması gerektiğini söyledi; İsrail Başbakanı’nın yaklaşımının İsrail’e, Yahudi toplumuna, Filistinlilere ve bütün bölgeye zarar verdiğini söyledi. Habertürk de aynı basın toplantısından yayımladığı metinde Fidan’ın “uluslararası sistem” vurgusunu ve Netanyahu’ya yönelik ağır nitelemelerini aktardı.
Netanyahu’nun Türkiye söylemi neydi?
Netanyahu’nun Türkiye’ye ilişkin son açıklamaları özellikle Suriye sahası etrafında yoğunlaştı. 23 Ağustos’ta yayımlanan 9 Kanal röportajında Türkiye ile doğrudan çatışma istemediğini söyledi, hemen ardından Ankara’nın Suriye’de daha güneye doğru askerî varlık oluşturmasına karşı olduğunu belirtti. Netanyahu, İsrail’in bu konuda Türkiye’ye farklı kanallardan mesaj verdiğini ve Suriye’deki bazı askerî adımların İsrail açısından kırmızı çizgi oluşturduğunu savundu.
Transit Haber’in Ebu Zuhur saldırısı ve Netanyahu’nun Türkiye’ye mesajı dosyasında aktardığı üzere İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurdu. Netanyahu daha sonra saldırıyı Ankara’ya verilen askerî mesajla ilişkilendirdi. Ankara ise İsrail’in Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarını kınadı; Suriye hükümetiyle işbirliğinin meşru zeminde sürdüğünü bildirdi.
Suriye sahası iki ülkeyi neden karşı karşıya getiriyor?
Şam yönetimiyle askerî eğitim, savunma işbirliği ve güvenlik koordinasyonunu genişleten Ankara’ya karşı İsrail, Suriye’nin güneyindeki askerî dengeyi kendi güvenliği açısından yakından izliyor. Ankara ve Tel Aviv’in Suriye’ye ilişkin hedefleri aynı değil. Türkiye Suriye devletinin toprak bütünlüğünü ve merkezi yönetimin güçlenmesini desteklediğini açıklarken, İsrail kendi sınırına yakın bölgelerde ağır askerî kapasite oluşmasına karşı çıkıyor ve gerektiğinde askerî müdahalede bulunacağını söylüyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, ağustos ayındaki gerilim sırasında iki taraf arasında yanlış hesaplama riskinden söz etti. Transit Haber’in Barrack açıklamalarını aktardığı haberinde, İsrail uçaklarının Türk unsurlarına yakın sahalarda önceden bildirim olmadan hareket etmesinin tehlike yaratabileceği aktarılmıştı. Washington, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha hızlı iletişim kanallarını destekledi.
Türkiye başlığı İsrail iç siyasetinde de büyüdü
İsrail’de yaklaşan seçim kampanyasında Türkiye ayrı bir güvenlik başlığına dönüştü. Netanyahu ve bazı hükümet üyeleri Ankara’nın bölgesel etkisini güvenlik tehdidi çerçevesinde anlatırken, İsrail güvenlik çevrelerinden bu yaklaşımı eleştiren isimler çıktı. Eski İsrail Savunma Bakanlığı Stratejik Planlama Birimi Başkanı Udi Evental, Türkiye’nin rakip olduğunu ancak düşman olarak sunulmaması gerektiğini savundu. Transit Haber bu çıkışı “Türkiye düşman değil” açıklamasıyla ayrı bir haberde aktardı.
Sert açıklama Mekke toplantısının ardından geldi
Fidan’ın Netanyahu’ya yönelik sözleri, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın savunma işbirliği için oluşturduğu Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin İstanbul’daki ilk toplantısından hemen sonra geldi. Fidan aynı basın toplantısında Mekke Savunma İttifakı’nın genişlemeye açık kurulduğunu, yeni bir bölgesel güvenlik ve işbirliği mimarisi hedeflediğini ve Türkiye’nin NATO dahil mevcut ittifak yükümlülüklerinin yerini almadığını söyledi. Ankara’nın İsrail hükümetine yönelik resmî söylemi son haftalarda Gazze ve Suriye başlıklarında sertleşti. Ankara, Gazze’de ateşkes ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması çağrısını sürdürürken Suriye’de İsrail saldırılarının durmasını istiyor. 31 Ağustos açıklamasında eleştiri doğrudan Netanyahu’nun şahsına ve hükümet politikalarına yöneldi.
Gerilim 18 Ağustos’taki Ebu Zuhur saldırısından sonra nasıl büyüdü?
Türkiye–İsrail hattındaki son sertleşme yalnız siyasi açıklamalardan doğmadı. İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta Suriye’nin Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurdu. İsrail tarafı, Türkiye’nin bölgede askerî kapasite kurabileceği yönündeki iddiaları gerekçe gösterirken Ankara, saldırının Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini açıkladı. Türkiye ayrıca İsrail Başbakanlığının Ankara’ya yönelik suçlamalarının saldırıları meşrulaştırmak için kullanıldığını bildirdi.
Netanyahu daha sonra saldırıyı Türkiye’ye verilen bir mesaj olarak anlattı. 23 Ağustos röportajında Ankara ile çatışma aramadığını söylerken, Türkiye’nin Suriye’nin güneyine doğru askerî varlık genişletmesine izin vermeyeceklerini savundu. Bu iki ifade aynı röportaj içinde yan yana geldi: doğrudan savaş istemediği mesajı ve Suriye sahasında askerî sınır çizme iddiası.
Washington hangi riske dikkat çekti?
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısı sonrasında yaşanan gerilimin yanlış hesaplama riski taşıdığını söyledi. Barrack’ın değerlendirmesine göre İsrail uçaklarının Türk unsurlarının bulunabileceği alanlara yakın operasyon yapması, önceden yeterli iletişim kurulmadığında askerî yanlış anlamaya yol açabilir. ABD taraflar arasında daha hızlı temas kurulmasını ve saha faaliyetlerinin önceden paylaşılmasını destekledi.
İki ülke arasında doğrudan askerî çatışma yaşanmış değil. Buna rağmen Suriye’de aynı coğrafyada farklı güvenlik hedeflerinin takip edilmesi, iki ülkenin kararlarını birbirine daha bağımlı hale getiriyor. İsrail’in hava operasyonları ile Türkiye’nin Şam yönetimiyle genişleyen savunma işbirliği aynı sahada temas ettiğinde, siyasi açıklamalar sahadaki riskin parçası haline geliyor.
Fidan’ın sözleri Türkiye’nin resmî çizgisinde
Ankara’nın İsrail hükümetine yönelik eleştirileri yeni değil. Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ağustos boyunca Gazze ve Suriye meselelerinde Netanyahu hükümetini sert biçimde eleştirdi. 31 Ağustos açıklaması ise bu çizgiyi kişisel olarak Netanyahu’ya yöneltti. Fidan, İsrail Başbakanı’nı yalnız Türkiye açısından değil, uluslararası güvenlik bakımından tehdit olarak tanımladı ve sorumluluğun uluslararası sisteme ait olduğunu söyledi.
Fidan eleştirisini Netanyahu, hükümet politikaları ve Gazze ile Suriye’de izlenen askerî çizgi üzerinden kurdu. Açıklamada “ortak düşman” ve “tehdit” gibi nitelemeler doğrudan Netanyahu’ya ve hükümetinin politikalarına yöneltildi.
Kaynaklar
DHA — Bakan Fidan: Bölgesel barış, güvenlik ve istikrar için sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu gösterdik
Habertürk — Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ilk komite toplantısı İstanbul’da gerçekleşti
Yetkin Report — Fidan: Netanyahu canisi artık durdurulmalı
9 Kanal — Binyamin Netanyahu ile 23 Ağustos 2026 tarihli röportaj
Anadolu Ajansı — İletişim Başkanlığından İsrail Başbakanlığının Türkiye’ye yönelik iddialarına tepki
