1.4 milyon askerlik bir ordu oluştu

Video açılmıyorsa YouTube’da izle

1.4 milyon askerlik bir ordu oluştu

34 görüntülenme 00:18

Mekke Anlaşması askeri gücü için Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 2026 verileri yan yana getirildiğinde büyük bir toplam çıkıyor. Yaklaşık 1 milyon 388 bin aktif asker, 6.046 tank, 3.415 askerî hava aracı ve 344 deniz unsuru üç ülkenin mevcut envanterlerinden oluşuyor.

Aktif personelde Pakistan yaklaşık 660 bin askerle ilk sırada. Türkiye için 481 bin, Suudi Arabistan için 247 bin civarında aktif personel veriliyor. Yedek ve paramiliter unsurlar bu hesaba eklenmediğinde bile toplam 1,4 milyona yaklaşıyor. Üç ülkenin insan gücü, anlaşmanın en güçlü sayısal taraflarından biri.

Hava araçlarında Pakistan 1.397, Türkiye 1.101, Suudi Arabistan 917 platformla hesaplanıyor. Bu toplam yalnız savaş uçaklarından oluşmuyor; nakliye uçakları, eğitim platformları, helikopterler ve özel görev araçları da aynı başlıkta sayılıyor. İnsansız hava araçları bu toplamın tamamına aynı yöntemle dahil edilmiyor.

Kara kuvvetlerinde üç ülkenin tank toplamı 6.046. Pakistan 2.677, Türkiye 2.284, Suudi Arabistan 1.085 tankla hesaplanıyor. Deniz tarafında Türkiye 192 unsurla üçlü içinde en geniş envantere sahip; Pakistan 120, Suudi Arabistan 32 unsurla onu izliyor. Fırkateyn, korvet, denizaltı ve daha küçük sınıflar aynı toplam içinde bulunuyor.

Bu rakamlar tek bir birleşik ordunun envanteri değil. Her ülke kendi komuta zincirini, personel sistemini, mühimmat standardını ve lojistik altyapısını koruyor. Mekke Anlaşması karşılıklı savunma yükümlülüğü getiriyor, fakat kamuya açık bölümde bütün birliklerin daimi tek komuta altında toplanacağına ilişkin ayrıntı bulunmuyor.

Pakistan üçlü içinde nükleer silaha sahip tek devlet. Buna karşın kamuya açıklanan anlaşma metninde Pakistan’ın nükleer kapasitesinin Türkiye veya Suudi Arabistan’a otomatik biçimde açıldığına ilişkin bir hüküm yok. Nükleer kapasite ile ortak savunma taahhüdü aynı başlık olarak ele alınmamalı.

Savunma bütçesinde Suudi Arabistan öne geçiyor; Türkiye’nin geniş savunma sanayisi ve NATO tecrübesi, Pakistan’ın insan gücü ve nükleer kapasitesi farklı alanlarda ağırlık sağlıyor. Üç ülkenin ortak tatbikat, haberleşme ve savunma sanayisi programları genişledikçe bu ayrı kapasitelere daha fazla müşterek kullanım alanı açılabilir.

1,4 milyon askerlik bir ordu oluştu ifadesi bu yüzden sayısal bir toplama dayanıyor, kurulmuş tek komutalı yeni bir orduya değil. Gerçek askerî kapasite; müşterek tatbikatların sıklığı, kriz anındaki karar hızı, lojistik uyum ve hangi birliklerin fiilen görevlendirileceği açıklandıkça daha somut biçimde ölçülebilecek.

Üç ülkenin farklı üstünlükleri aynı çatı altında tamamlayıcı hale gelebilir: Türkiye’nin savunma sanayisi ve deniz gücü, Pakistan’ın insan gücü ve nükleer caydırıcılığı, Suudi Arabistan’ın finansal kapasitesi ayrı avantajlar sunuyor. Fakat bu kapasitenin ortak bir plana bağlanması için tatbikat, komuta, haberleşme ve tedarik zincirlerinde uzun süreli uyum gerekiyor.