Almanya’daki Türkler

Almanya’da 3 aylık Türk bebeğe sınır dışı kararı: Mahkeme son anda durdurdu

Wiesbaden mahkemesi, Türkiye’den gelen Kürt kökenli çiftin üç aylık kızının sınır dışı edilmesini durdurdu. Ebeveynlerin iltica davaları sürerken bebeğin dosyasında yeni AB usul kuralları uygulanmıştı.

Wiesbaden mahkemesi ve üç aylık bebeğin sınır dışı dosyası
Wiesbaden mahkemesi, 25 Eylül 2026’da üç aylık bebeğin ailesinden ayrı sınır dışı edilmesine yönelik yazılı uyarıya karşı açılan acil başvuruyu kabul etti.
Haberi dinleSesli okuma
Yazı boyutu
Google'da Transit Haber'i takip etTercih ettiğin haber kaynaklarına ekle

Wiesbaden mahkemesi, Türkiye’den gelen çiftin üç aylık kızının sınır dışı edilmesini durdurdu. Ebeveynlerin iltica davaları sürerken bebeğin dosyasında yeni AB usul kuralları uygulanmıştı.

Almanya'nın Hessen eyaletinde yaşayan Türkiye kökenli çiftin üç aylık kız çocuğu hakkında düzenlenen sınır dışı uyarısının uygulanması, Wiesbaden mahkemesi tarafından durduruldu. Ebeveynler, daha önce reddedilen iltica başvurularını mahkemeye taşımış ve dava boyunca Almanya'da kalma hakkını korumuştu. Buna karşılık Almanya'da dünyaya gelen bebeğin kendi dosyası hızlandırılmış usulde reddedildi; hakkında bir haftalık çıkış süresi içeren sınır dışı uyarısı düzenlendi. Wiesbaden İdare Mahkemesinin 25 Eylül 2026 tarihli 7 L 2405/26.WI.A sayılı kararında çocuğun aileden ayrılmasının engellenmesi için açılan acil başvuru kabul edildi.

dpa haber ajansının 15 Ekim’de aktardığı bilgilere göre anne ve babanın Türkiye'den Almanya'ya geldiği, Kürt kökenli olduğu ve 2025 yılında iltica başvurularının Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından reddedildiği açıklandı. Anne ve baba ret kararlarına itiraz ederek dava açtı. Dava dosyaları Wiesbaden'de görülüyor ve henüz sonuçlanmadı. Alman mahkemesi, ebeveynlerin yargılama boyunca ülkede kalışını sağlayan hukuki statünün çocuğun dosyasında da dikkate alınması gerektiğine hükmetti.

Wiesbaden mahkemesi bebeğin sınır dışı edilmesini neden durdurdu?

Wiesbaden mahkemesi, sınır dışı uyarısının hukuka uygunluğu konusunda ciddi kuşkular bulunduğunu değerlendirdi. Alman İltica Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasındaki 4 numaralı koşul, bir sınır dışı uyarısı verilirken çocuğun üstün yararı, aile bağları ve kişinin sağlık durumunun dikkate alınmasını öngörüyor. Kararda anne ve babanın davaları devam ederken bebek için farklı sonuç doğuran bir idari işlemin oluşturacağı aile ayrılığı incelendi. Mahkeme, ailenin fiilî yaşam bağlarının korunmasını anayasal yükümlülük kapsamında ele aldı.

Kararın gerekçesinde Alman Anayasası'nın 6. maddesindeki aile koruması ile Federal Anayasa Mahkemesinin 9 Ocak 2009 tarihli içtihadı birlikte değerlendirildi. Mahkemeye göre kamu makamları, Almanya'da yaşayan yakın aile üyelerinin fiilî ilişkilerini değerlendirmeye almak zorunda. Çok küçük bir çocuğun anne ve babasından kısa süre ayrı kalması bile, çocuk ayrılığın geçici olduğunu kavrayamadığında ağır bir sonuç yaratabilir. Hâkim, üç aylık bir bebeğin ailesinden ayrılmasının somut etkisini kararın merkezine koydu. Tek hâkim tarafından verilen ihtiyati karar, sınır dışı tehdidinin hukuka uygunluğuna ilişkin yargısal koruma sağladı. Kararda yargılama giderlerinin BAMF tarafından karşılanacağı, ayrıca mahkeme harcı alınmayacağı belirtildi. Hükmün dayanağı, anne ve babanın Almanya'da devam eden mahkeme dosyaları ile çocuğun aile içinde sürdürdüğü yaşam bağıydı.

Anne babanın iltica davası ile bebeğin başvurusu neden farklı ilerledi?

BAMF, ebeveynlerin koruma taleplerini 2025'te reddetmişti. Mahkemeye yapılan itirazların sınır dışı sürecini durdurucu etkisi devam ettiğinden anne ve baba, İltica Kanunu’nun 55. maddesindeki Aufenthaltsgestattung statüsüyle Almanya'da kalabiliyor. Bu statü, iltica başvurusu hukuken incelenirken ülkede bulunmaya imkân veriyor. Çocuğun başvurusu ise doğumundan sonra, yeni Avrupa Birliği usul kurallarının uygulanmaya başladığı dönemde yapıldı. Dosyanın ayrıştığı nokta, başvuruların işlem tarihleriyle birlikte temyiz veya dava açılmasının yürütmeye etkisiydi.

14 Mayıs 2024 tarihli AB 2024/1348 sayılı İltica Usulleri Tüzüğü, ilgili yeni başvurular bakımından 12 Haziran 2026'dan itibaren uygulanıyor. Tüzüğün 42. maddesi belirli başvuruların hızlandırılmış biçimde incelenmesine izin verirken 68. maddesi bazı ret kararları sonrasında başvuru sahibinin dava açmasına rağmen ülkede kalış hakkının kendiliğinden sürmeyeceği durumları düzenliyor. BAMF, yeni tüzüğe dayanarak bebeğin başvurusunu hızlandırılmış incelemede reddetti. Aile, çocuğun dosyasında yürütmeyi durdurucu etki için ayrıca mahkemeye başvurdu. Almanya'nın Avrupa Birliği düzenlemelerine uyumu, 2026’da yenilenen Alman iltica sistemi çerçevesinde ele alınıyor. Ortak Avrupa İltica Sistemi'nde hızlandırılmış inceleme, başvuru süresi ve yargısal denetim ayrı aşamalar halinde düzenlendi. Transit Haber'in AB Göç ve İltica Paktı hakkında 12 Haziran tarihli dosyası, yeni usullerin yürürlüğe girişini ve iltica kararları bakımından getirilen prosedürleri inceliyor. Wiesbaden mahkemesi, 12 Haziran sonrasındaki başvurunun usul farklılığını incelerken çocuğun ailesiyle birlikte yaşamasına ilişkin hükmü de uyguladı.

BAMF’ın aile bağları yaklaşımına mahkeme ne dedi?

Hâkim, çocuk ile ebeveynler arasındaki bağın sınır dışı uyarısı verilirken dikkate alınması gerektiğine ilişkin yüksek mahkeme kararlarına atıfta bulundu. Saksonya Yüksek İdare Mahkemesinin 14 Ekim 2024, Aşağı Saksonya Yüksek İdare Mahkemesinin 27 Haziran 2024 ve Hessen Yüksek İdare Mahkemesinin 12 Mart 2026 tarihli kararları bu gerekçeye dayanak yapıldı. Üst mahkemeler, aile bireyinin ülkede yalnızca iltica davası süresince geçici olarak kalmasına izin verilmesinin aile bağlarının hukuki değerlendirmesini ortadan kaldırmadığını kabul ediyor.

Beck Aktuell’in 15 Ekim tarihli hukuk değerlendirmesi, BAMF’a yönelik eleştiriyi de aktardı. Hâkim, geçici kalış hakkını hukuken geçerli sayan yerleşik mahkeme kararlarının kurumca benimsenmemesini anlaşılmaz buldu. Karara göre iltica başvurusu henüz sonuçlanmamış bir aile bireyinin Aufenthaltsgestattung statüsü, bu dava boyunca hukuka uygun kalış oluşturuyor. Yargılama sona erdiğinde statünün kalıcı bir oturum iznine dönüşüp dönüşmeyeceği ise ilgili iltica davasının sonucuna bağlı. Hessen Yüksek İdare Mahkemesinin 12 Mart 2026 tarihli 2 A 1672/25.Z.A sayılı kararı, bir iltica davası bitmeden geçici kalış hakkının daha sonra kalıcı statüye dönüşüp dönüşmeyeceğinin saptanamayacağını belirtiyor. Wiesbaden mahkemesi, kendi hükmünde bu önceki karara da dayandı. Üç aylık çocuğun anne ve babasından ayrı gönderilmesi ihtimalini değerlendirirken, aile üyelerinin birlikte yaşama bağını ve ebeveynlerin dava süresince devam eden Aufenthaltsgestattung statüsünü esas aldı.

Üç aylık bebek için hangi işlem durduruldu?

Wiesbaden mahkemesi kararının sonuç bölümünde, BAMF'ın bebek hakkında verdiği sınır dışı uyarısına karşı açılan davaya durdurucu etki tanındı. İncelenen idari işlem, bebeğin Almanya’dan bir hafta içinde çıkması için verilen süreyi ve buna bağlı yazılı sınır dışı uyarısını içeriyordu. Başvurunun zamanında yapıldığını inceleyen mahkeme, acil yargısal korumayı kabul etti. Kararda bu tedbirin kesin olduğu ve aynı acil karara itiraz edilemeyeceği belirtildi. MiGAZIN’in 11 Ekim’de yayımladığı ayrıntılı inceleme, BAMF’ın iltica dosyalarına ilişkin iç hizmet talimatındaki geçici kalış statüsü yorumunu da aktardı. İncelemede, kurumun aile üyelerinin geçici statüleriyle ilgili yaklaşımı ve aynı belgede çocuklu aile dosyalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin hükümler karşılaştırıldı. Wiesbaden kararında asıl hukuki uyuşmazlık, iltica incelemesi süren ebeveynlerin kalış hakkı ile bebek hakkındaki hızlı ret kararının birlikte uygulanmasından kaynaklandı.

Transit Haber’in doğumla vatandaşlık rehberi Almanya'da doğan çocukların vatandaşlık durumunu değerlendirirken ebeveynlerin yasal ikamet geçmişini ve kalıcı oturum statüsünü ayrıca dikkate alıyor. Mahkeme dosyasındaki bebeğin doğum yeri Almanya olarak bildirildi; mevcut yargı kaydı ise onun bireysel iltica talebine ve ailenin birlikte kalmasına ilişkin uyuşmazlığı ele alıyor.

Kaynaklar