Tahran’da savaşın bitişi tartışıldı: Üç İranlı uzmandan 1988 uyarısı
İranlı araştırmacılar, Tahran’da 1980–1988 savaşından alınacak dersleri tartıştı. INSS uzmanı Raz Zimmt, üç konuşmacının Hürmüz caydırıcılığı, siyasi hedefler ve uzlaşma hakkındaki görüşlerini inceledi.

İranlı araştırmacılar, İran-Irak Savaşı’nın 1988’de sona ermesine uzanan kararları Tahran’da yeniden tartıştı. Tarih araştırmacısı Muhammed Dorudiyan, Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Cihangir Keremi ve araştırmacı Sehend İranmehr’in katıldığı toplantı, savaşın başlamasının 46. yılı için düzenlendi. İranlı Khabar Online’ın yayımladığı oturumda 1980’deki ilk Birleşmiş Milletler kararına verilen yanıt, 1982’de Hürremşehr’in geri alınmasından sonra çatışmaların sürmesi ve 598 sayılı kararın kabulüne giden dönem ele alındı. Khabar Online’ın resmî kanalında toplantının konuşmacıları ve ana başlıkları da yayımlandı.
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsünün (INSS) İran uzmanı Raz Zimmt, 14 Ekim tarihli değerlendirmesinde üç konuşmacının tarihsel görüşlerini İran’ın ABD ile yaşadığı çatışmayla ilişkilendirerek inceledi. Zimmt’e göre oturumda savaşın hangi koşullarda bitirilebileceği, askerî kazanımların siyasi hedeflere nasıl bağlanacağı ve uzlaşmanın kamuoyuna nasıl anlatılacağı tartışıldı. INSS çalışması, konuşmacıların farklı görüşlerini ayrı başlıklar altında aktarıyor.
İranlı araştırmacılar 1988’den hangi dersleri çıkardı?
Toplantının tarihsel odağında Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin Temmuz 1988’de BM Güvenlik Konseyinin 598 sayılı kararını kabul etmesi bulunuyor. BM kaydına göre karar 20 Temmuz 1987’de kabul edildi; taraflardan ateşkes, askerî faaliyetlerin durdurulması ve uluslararası sınırlarına çekilmeleri istendi. BM’nin barış süreci arşivi, İran’ın kabul bildirimini 17 Temmuz 1988’de yaptığını kaydediyor. Güvenlik Konseyi, ateşkesin doğrulanması için BM gözlemcileri görevlendirilmesini ve savaş esirlerinin geri gönderilmesini istedi.
Khabar Online oturumu, savaşın hangi aşamada durdurulabileceği sorusunu üç tarihsel dönemde değerlendirdi. 1980’de BM’nin 479 sayılı kararına İran’ın yaklaşımı ilk başlıktı. İkinci bölümde 1982’de Hürremşehr’in geri alınması sonrasındaki kararlar, son bölümde ise Fav Yarımadası çevresindeki askerî gelişmelerle 598 sayılı kararın kabulüne uzanan süreç tartışıldı. Konuşmacılar, kararları dönemin siyasî ve askerî koşullarına göre ele aldı.
Muhammed Dorudiyan Hürmüz Boğazı hakkında ne söyledi?
Savaş tarihçisi Muhammed Dorudiyan, İranlı araştırmacılar arasında krizlerin nasıl sona erdirileceğine odaklandı. İran’ın başlayan krizleri bitirmekte güçlük yaşadığını savundu. Zimmt’in aktardığı konuşmada İran-Irak Savaşı’nın yanı sıra ABD’nin Tahran Büyükelçiliğindeki rehine krizine ve Washington’la mevcut çatışmaya da değindi. Dorudiyan’a göre askerî mücadeleye devam etme kararı, çatışmanın nasıl ve hangi siyasi sonuçla biteceğini açıklayan hedeflerle birlikte değerlendirilmeliydi.
Dorudiyan’ın güncel örneği INSS analizinde Hürmüz Boğazı üzerinden aktarılıyor. Araştırmacı, boğazdaki gemi trafiğini kesintiye uğratabilmenin ABD’nin askerî güç kullanmasını mutlaka önleyeceği varsayımını sorguladı. İran-Irak Savaşı sırasında tankerlere yönelik saldırılara rağmen ABD’nin askerî karşılık verdiğini hatırlattı. Zimmt, bu görüşü boğazın ABD ile yürütülen güncel müzakere tartışmalarındaki rolüyle ilişkilendiriyor. Boğazın ticari trafiğiyle ilgili ayrı diplomatik görüşmeler de sürüyor.
Cihangir Keremi neden siyasi hedeflerin sınırını tartıştı?
Tahran Üniversitesinden Cihangir Keremi, İranlı araştırmacılar arasında savaşın siyasi hedeflerine odaklandı. Ona göre askerî mücadelenin ulaşılabilir hedeflerle bağlantılı olması gerekiyor. Zimmt’in özetlediği konuşmaya göre Keremi, ülkenin kendi askerî kapasitesini abartmasının ve karşı tarafın gücünü düşük değerlendirmesinin müzakere kararlarını etkileyebileceğini savundu. Bir askerî avantajın geçici olabileceğini belirterek, anlaşma fırsatlarının da zaman içinde değiştiğini anlattı.
Keremi’nin değerlendirmesinde savaşın maliyeti ayrıca yer tutuyor. Çatışma sürdükçe ekonomi ve toplum üzerindeki yükün birikmesi, onun görüşüne göre daha sonra kurulabilecek müzakere masasındaki seçenekleri daraltabiliyor. İranlı araştırmacı, daha iyi koşullar beklentisiyle geri çevrilen bir teklifin ileride daha ağır şartlarla kabul edilmek zorunda kalınabileceğini ileri sürdü. Aynı konuşmada Keremi “Türkmençay sendromu” ifadesini kullandı. 1828’de Rusya ile İran arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması’nın tarihsel hafızasının siyasi taviz tartışmalarını etkilediğini anlattı. Keremi’ye göre anlaşmayı yenilgi, müzakereyi zayıflık ve uzlaşmayı ihanet olarak gören yaklaşım, diplomatik karar alınmasını zorlaştıran etkenlerden biri.
Sehend İranmehr devrimci söylem ile uzlaşmayı nasıl ilişkilendirdi?
Sehend İranmehr, İranlı araştırmacılar arasında zafer ve yenilginin nasıl tanımlandığı üzerine konuştu. INSS’nin aktardığına göre devrimci söylemde direniş ve fedakârlığın kendisinin zafer olarak sunulmasının, daha sonra siyasi bir anlaşmaya geçişi güçleştirebileceğini değerlendirdi. Bu yaklaşımda liderliğin kamuoyuna verdiği mutlak zafer vaadi, daha sınırlı bir uzlaşmaya destek sağlaması gerektiğinde sorun yaratabiliyor. İranmehr, savaş dönemlerinde toplumsal desteği koruma çabası ile müzakerelerde hareket alanı bırakma ihtiyacını birlikte ele aldı. Uzlaşmanın önceden yenilgi olarak tanımlanması hâlinde iktidarın kendi destekçilerine yeni bir kararı anlatmakta zorlanabileceğini söyledi. Konuşmasının odağında askerî dengeye ilişkin yeni sayı veya harekât bilgileri değil, savaşın siyasi dilinin karar süreçlerine etkisi vardı.
INSS uzmanı Raz Zimmt toplantıyı nasıl değerlendirdi?
Raz Zimmt, üç araştırmacının görüşlerinden hareketle Tahran’daki stratejik tartışmalarda üç sorunun yer aldığını yazdı: Çatışmanın uzaması müzakere koşullarını nasıl etkiliyor, askerî direniş siyasi hedeflere ne ölçüde dönüştürülüyor ve savaşın sona erdirilmesi kamuoyuna nasıl anlatılıyor? Zimmt, Dorudiyan’ın caydırıcılık eleştirisiyle Keremi’nin diplomatik fırsat uyarısını bir arada ele alırken İranmehr’in kamuoyu yaklaşımını da ayrı olarak işledi.
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül’de BM Genel Kurulunda İran için anlaşma seçeneğini gündeme getirdi; konuşmasında İran yönetimini askerî güçle tehdit etti. Konuşmanın ayrıntıları Transit Haber’in önceki haberinde bulunuyor. Körfez ülkelerinin Hürmüz güzergâhına alternatif petrol hattı yatırımları da boğazdaki ticari ulaşım tartışmalarına ilişkin ayrı bir başlık. Keremi ve Dorudiyan’ın açıklamaları ise İranlı uzmanların tarihsel savaş kararlarına yönelik eleştirilerini içeriyor.
Kaynaklar
- INSS — Raz Zimmt, How to End a War, 14 Ekim 2026
- Khabar Online — İran-Irak Savaşı üzerine üç araştırmacının oturumu, 21 Eylül 2026
- Birleşmiş Milletler — 598 sayılı Güvenlik Konseyi kararı, 20 Temmuz 1987
- Birleşmiş Milletler Peacemaker — İran’ın 17 Temmuz 1988 kabul bildirimi
- Khabar Online resmî kanalı — İranlı üç konuşmacının oturum duyurusu
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Trump Türkiye’yi Husilerle savaştırmak mı istiyor? Açıklamaları olay yarattıHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…