Senaryo: Türkiye–İsrail çatışması. Peki ABD kimi seçer?
Türkiye İsrail savaş senaryosu, Yunanistan merkezli in.gr’nin 2 Eylül 2026’da yayımladığı röportajla yeniden tartışmaya açıldı. Uluslararası İlişkiler akademisyeni Stavros Drakoularakos’a Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askerî çatışma çıkması halinde ABD’nin ve NATO’nun nasıl davranabileceği soruldu. Drakoularakos, kendi tahmininin Washington’ın İsrail’le uzun yıllara dayanan askerî ve siyasi ilişkisini önceleyeceği yönünde olduğunu söyledi. Bu değerlendirme ABD yönetiminin ilan ettiği bir savaş politikası değil, röportajda dile getirilen akademik bir öngörü.
Senaryonun NATO boyutu Türkiye’nin ittifak üyeliğinden kaynaklanıyor. İsrail NATO üyesi değil. NATO’nun resmî 5. madde açıklamasına göre bir müttefike yönelik silahlı saldırı bütün müttefiklere yapılmış sayılıyor; yardımın türünü ise her üye kendi anayasal süreçleri ve değerlendirmesi doğrultusunda belirliyor. Drakoularakos, Türkiye topraklarının hedef alınması halinde Ankara’nın 5. maddeyi gündeme getirmeye çalışacağını, çatışmanın Suriye gibi NATO coğrafyasının dışında yaşanması halinde farklı bir hukuki ve siyasi tablo oluşacağını savundu.
Röportajın yayımlandığı dönemde Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilim özellikle Suriye sahasında yüksekti. İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırı Türkiye tarafından Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak kınandı. Reuters’ın aktardığına göre ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da saldırıyı “gereksiz tırmanma” diye niteledi. Washington daha sonra Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir çatışmasızlık mekanizması kurulması için temas yürütüldüğünü açıkladı.
Yunanistan açısından tartışılan ikinci başlık, Türkiye ile İsrail’in ileride ilişkilerini yeniden normalleştirmesi ihtimali. Drakoularakos, böyle bir durumda İsrail’in Ankara’yı Doğu Akdeniz’deki enerji düzenlemelerine yeniden dahil etmeye çalışabileceğini ve Atina’nın bazı bölgesel dosyalarda geride kalabileceğini ileri sürdü. Bu görüş de Yunanistan’ın veya İsrail’in resmî kararı değil, röportajdaki akademik değerlendirmelerden biri.
Aynı dönemde İsrail tarafında doğrudan çatışma istemediğini söyleyen açıklamalar da vardı. Transit Haber’in 2 Eylül’de aktardığı haberde üst düzey bir İsrailli diplomatik yetkili Türkiye’yi “düşman değil, rakip” diye tanımladı ve iki tarafın ateş alışverişine varmak istediğini düşünmediğini söyledi. Binyamin Netanyahu da ağustos sonunda Türkiye ile doğrudan çatışma aramadığını açıkladı.
Ortaya çıkan tabloda, yüksek siyasi ve askerî gerilime rağmen resmî olarak ilan edilmiş bir Türkiye-İsrail savaş planı yok. Tarafların kamuya açık açıklamaları da doğrudan savaş kararı içermiyor. Yunan basınındaki senaryo; NATO’nun mevcut kolektif savunma kuralları, ABD-İsrail ilişkileri, Suriye’deki askerî temas riski ve Yunanistan’ın bölgesel hesapları üzerinden kuruluyor. Röportajdaki tahminlerle devletlerin bağlayıcı tutumlarını birbirinden ayırmak, tartışmanın sınırlarını doğru okumak için gerekli.
