İstanbul’u isteyen çok, alabilen yok!

Video açılmıyorsa YouTube’da izle

İstanbul’u isteyen çok, alabilen yok!

12 görüntülenme 00:31

İstanbul'u almak isteyen güçlerin hikâyesi 1807’den 2026’ya uzanan farklı savaş, işgal ve tehdit dönemlerini kapsıyor. Son halka, Jerusalem Post’ta 22 Ağustos 2026’da yayımlanan görüş yazısındaki “İdlib’den İstanbul’a” ifadesi oldu. Yazı İstanbul’u doğrudan saldırı söyleminin içine sokarken, kentin iki asrı aşan tarihinde benzer hesapların çok daha eski örnekleri bulunuyor.

1807’de Amiral Sir John Thomas Duckworth komutasındaki İngiliz filosu Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’un karşısına kadar geldi. Royal Museums Greenwich kayıtlarına göre filoya Osmanlı yönetimini Britanya’nın taleplerini kabul etmeye zorlamak için şehri bombardımanla tehdit etme emri verilmişti. Osmanlı savunmasını güçlendirdi, Duckworth sonuç alamadı ve filo 3 Mart’ta geri çekildi.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda Rus ordusu Ayastefanos’a, bugünkü Yeşilköy’e kadar ulaştı. ABD diplomatik yazışmalarında, İngiliz filosunun İstanbul önlerine gelmesi halinde Rusya’nın da birliklerini şehre sokabileceği uyarısının Babıali’ye iletildiği kayıtlı. Rus birlikleri şehir merkezine girmedi ve 3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1912’de Bulgar ordusu Çatalca hatlarına dayandı. Dönemin Britannica kaydı, Ferdinand’ın İstanbul’u alma isteğinin saldırı kararında etkili olduğunu aktarıyor. Osmanlı savunması Çatalca’da aşılamadı. Üç yıl sonra Çanakkale harekâtının hedeflerinden biri yine İstanbul’du; Winston Churchill daha sonra Avam Kamarasında “İstanbul’u alın” sözleriyle bu hedefi açık biçimde savundu. İtilaf donanması boğazı geçemedi.

İstanbul 1918’de gerçekten işgal edildi. İtilaf kuvvetlerinin fiilî işgali 13 Kasım’da başladı, 16 Mart 1920’de devlet kurumları zorla denetim altına alındı. Millî Mücadele’nin zaferi ve Lozan süreci sonrasında yabancı birlikler 1923’te şehirden ayrıldı. Aynı dönemde Yunanistan da İstanbul’u kendi ordusuyla işgal etme talebinde bulundu; Britanya’nın uyarısı sonrasında plan uygulanmadı.

2015’te Vladimir Jirinovski’nin İstanbul Boğazı’na atom bombası atılmasını önermesi, tehdit zincirinin modern örneklerinden biriydi. 2026’daki Jerusalem Post yazısı da bu listeye yeni bir siyasi-askerî söylem ekledi. İstanbul'u almak isteyen çok oldu; tarihsel kayıtlarda şehri kalıcı biçimde elinde tutabilen dış güç olmadı.

1915 tarihli gizli İstanbul Anlaşması da bu kronolojide ayrı bir yer tutuyor. Britanya, Fransa ve Rusya, İtilaf zaferi halinde İstanbul’un Rusya’ya bırakılmasını kararlaştırmıştı. Çanakkale harekâtının başarısızlığı ve 1917’de Çarlık rejiminin devrilmesiyle plan uygulanmadı. İstanbul savaş sonunda Rusya’ya devredilmedi. İşgal kuvvetleri de 1923’te şehirden ayrıldı ve 6 Ekim’de Türk birlikleri İstanbul’a girdi.

İstanbul’un işgal yılları, listedeki diğer girişimlerden farklı olarak fiilî bir yabancı askerî yönetim dönemine dönüştü. Buna rağmen 1923’te işgalin sona ermesi, kronolojide kalıcı egemenlik kurulamadığı sonucunu değiştirmedi. Şehrin yönetimi Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin denetiminde devam etti.