2 ay oldu, Mekke Anlaşması’nın metni hala açıklanmadı
Mekke Anlaşması, imzalandığının açıklanmasından iki ayı aşkın süre sonra tam metninin kamuoyunda bulunmaması ve TBMM sürecine ilişkin sorular nedeniyle yeniden tartışılıyor. Transit Haber’in dayandığı iki ayrı değerlendirmede emekli Büyükelçi Ali Tuygan ile araştırmacı Seyithan Ahmet Ateş, anlaşmanın hukuki statüsünü ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’a sağlayabileceği askerî desteğin hangi anayasal yetkiye dayanacağını ele aldı. YouTube videosundaki temel soru da bu belirsizliğe odaklanıyor.
Ali Tuygan’ın 9 Ekim tarihli Diplomatic Opinion yazısı, kamuoyuna açıklanan belgeler arasında üç ülkenin bütün yükümlülüklerini gösteren tam anlaşma metnini göremediğini yazıyor. Tuygan, ortak bildiri ile bağlayıcı uluslararası anlaşma arasındaki farkı sorguluyor ve Türkiye’nin olası askerî yükümlülüklerinin Meclis denetimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu, emekli büyükelçinin hukuki ve dış politika yorumu niteliğinde.
Seyithan Ahmet Ateş, 8 Ekim tarihli Oxford Geopolitica analizinde savunma desteğinin uygulama boyutuna odaklanıyor. Ateş, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a hava savunma ve teknik destek sağlayabileceğine ilişkin yayınları değerlendiriyor. Personel sayısı ve konuşlandırmanın kapsamı kamuya açık resmî belgelerde ayrıntılı biçimde açıklanmadığı için, analizde bu bilgiler kaynaklarına atıfla aktarılıyor.
Mekke Anlaşması taraflarının 5 Ekim’de Riyad’da yayımladığı ortak açıklama, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin kolektif savunma taahhütlerini uygulamaya dönük adımları görüştüğünü kaydediyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığının yayımladığı metin, mutabık kalınan askerî kuvvet ve kabiliyetlerin konuşlandırılmasına yönelik tedbirlerin ulusal mevzuata uygun yürütüleceğini söylüyor. Ancak bu ortak açıklama kuvvet miktarı, personel görevi ve tam anlaşma hükümlerini yayımlamıyor.
Anayasa’nın 90. maddesi milletlerarası anlaşmaların onay sürecini, 92. maddesi ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi konusunda TBMM’nin yetkisini düzenliyor. İki yazarın tartışması bu iki hükmün Mekke Anlaşması ve olası konuşlandırma kararlarıyla nasıl kesişeceği üzerinde yoğunlaşıyor. Video, anlaşmanın TBMM’ye henüz sunulmadığı bilgisini de veriyor. Kamuoyunun asıl bilmediği alan ise tam metin ve somut yetkilendirme belgeleri.
Mekke Anlaşması dosyası üç farklı malzemeye dayanıyor: yayımlanmış ortak bildiri, Anayasa hükümleri ve iki yazarın bunlara ilişkin değerlendirmeleri. Tam metin kamuya açıklanmadığı sürece Türkiye’nin bütün yükümlülüklerinin kapsamı kamuya açık belgeler üzerinden eksiksiz biçimde görülemiyor.
5 Ekim ortak bildirisi, Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un ittifakın ilk genel sekreteri olarak görevlendirildiğini de duyurdu. Üç ülke böylece ortak savunma mekanizması için kurumsal bir adım daha attı. Buna rağmen kamuya açık bildiride kuvvet miktarı, personelin görevi, konuşlandırma takvimi ve tarafların bütün yükümlülükleri yer almıyor. Bu ayrıntılar bilinmeden Anayasa’nın 90 ve 92. maddelerinin hangi işlemler bakımından devreye gireceği konusunda kesin bir hukuki sonuç üretmek mümkün değil. Tartışma, tam metnin yayımlanması ve TBMM sürecinin şeffaflaşması talebinde düğümleniyor.
Kaynaklar: Ali Tuygan’ın Diplomatic Opinion yazısı, Seyithan Ahmet Ateş’in Oxford Geopolitica analizi, Türkiye Dışişleri Bakanlığının 5 Ekim ortak bildirisi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
