Mekke Anlaşması imzalandı. Yanıtı bilinmeyen 6 kritik soru

Video açılmıyorsa YouTube’da izle

Mekke Anlaşması imzalandı. Yanıtı bilinmeyen 6 kritik soru

5 görüntülenme 00:18

Mekke Savunma Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı karşılıklı savunma taahhüdünde buluşturdu, ancak imzanın ardından altı kritik sorunun yanıtı hâlâ tam olarak bilinmiyor. Kamuya açıklanan ana hüküm güçlü: Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı üçünün tamamına yapılmış sayılacak. Buna rağmen bu cümlenin sahada hangi askerî yükümlülükleri doğuracağı açıklanmış değil.

İlk soru İran senaryosu. İran doğrudan Suudi Arabistan’a füze saldırısı düzenlerse kolektif savunma hükmü teorik olarak gündeme gelebilir. Fakat kamuya açıklanan metin Türkiye’nin otomatik biçimde İran’a saldırmasını, savaş uçağı göndermesini veya kara gücü kullanmasını zorunlu kılan bir ayrıntı içermiyor. Yardım hava savunması, erken uyarı, istihbarat, mühimmat veya lojistik destek şeklinde de olabilir.

İkinci soru Husiler gibi devlet dışı aktörlerle ilgili. Suudi Arabistan’a yönelik bir Husi füze veya dron saldırısının pakt kapsamında nasıl değerlendirileceği açık değil. İran’ın doğrudan emir ve kontrolünün kanıtlanmasının gerekip gerekmediği de bilinmiyor.

Üçüncü belirsizlik Pakistan-Hindistan hattı. Pakistan ile Hindistan arasında geniş çaplı savaş çıkarsa “birine saldırı hepimize saldırıdır” formülünün hangi koşullarda uygulanacağı açıklanmadı. Türkiye Pakistan’la yakın savunma ilişkilerine sahipken Suudi Arabistan Hindistan’la büyük ekonomik ve enerji bağlarını sürdürüyor.

Dördüncü soru NATO. Türkiye ittifak üyesi ve mevcut uluslararası yükümlülükleri devam ediyor. NATO’nun 5. maddesi Türkiye topraklarına yönelik saldırıda gündeme gelebilir; ancak Suudi Arabistan’da görev yapan Türk askerlerinin saldırıya uğraması aynı coğrafi hukuki çerçeveye otomatik olarak girmiyor.

Beşinci başlık Pakistan’ın nükleer kapasitesi. Şu anda “Pakistan’ın nükleer silahları Türkiye’yi de koruyacak” sonucunu doğrulayan kamuya açık bir hüküm yok. Nükleer caydırıcılık anlaşmanın siyasi etkisini büyütse de otomatik nükleer şemsiye ilan edilmiş değil.

Altıncı soru ise daha büyük resim: Bu yapı ABD’ye güvenlik bağımlılığını azaltan yeni bir bölgesel blok mu olacak? Üç ülkenin Washington’la ilişkileri farklı düzeylerde sürüyor. Dolayısıyla kesin yanıt için anlaşmanın tam metni, karar mekanizması, yürürlüğe giriş şartları ve ilk gerçek kriz sırasında tarafların nasıl davranacağı görülmek zorunda.

Bir başka soru anlaşmanın Türkiye’de ne zaman ve hangi usulle yürürlüğe gireceği. İmza atılması tek başına bütün hükümlerin hemen uygulanacağı anlamına gelmeyebilir. Anlaşmanın tam metni yayımlanmadığı için TBMM onayı, yürürlüğe giriş tarihi, ortak karar organı ve askerî yardımın hangi prosedürle başlatılacağı gibi ayrıntılar kamuoyunca henüz görülemiyor.

Bu yüzden anlaşmayı bugünden “otomatik savaş taahhüdü” veya “nükleer şemsiye” diye tanımlamak fazla ileri gider. Bilinen kısım güçlü bir siyasi ve savunma taahhüdü bulunduğu; bilinmeyen kısım ise bu taahhüdün farklı kriz türlerinde nasıl uygulanacağı. İlk gerçek sınama yaşandığında paktın siyasi metin olmaktan operasyonel güvenlik mekanizmasına dönüşüp dönüşmediği daha net anlaşılacak.