Mekke Anlaşması Suudi Arabistan’ın kara gücü açığını kapatabilir mi?
Mekke Anlaşması hakkında Financial Times’a konuşan IISS araştırmacısı Emile Hokayem, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı etkili bir kara ortağı bulmakta zorlandığını ve Türkiye ile Pakistan’ın askerî desteğinin sınırlarını değerlendirdi.

- Mekke Anlaşması Suudi Arabistan’ın hangi askerî sorununa yanıt arıyor?
- Emile Hokayem Türkiye ve Pakistan’ın desteği hakkında ne düşünüyor?
- 5 Ekim’deki resmî Mekke Anlaşması kararında ne yazıyor?
- Yemen’deki kara çatışması neden ayrı bir sorun?
- Suudi Arabistan’ın ABD ile ilişkisi bu değerlendirmede nerede duruyor?
- Suudi Arabistan’ın ortakları hangi hazırlıkları daha önce açıkladı?
Suudi Arabistan’ın Husi saldırılarına karşı askerî seçenekleri, Mekke Anlaşması kapsamında Türkiye ve Pakistan’dan alabileceği desteğin sınırlarıyla birlikte tartışılıyor. Financial Times’ın 15 Ekim 2026 tarihli The Rachman Review söyleşisinde Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) araştırmacısı Emile Hokayem, Riyad’ın Yemen’de etkili bir kara ortağının bulunmamasını temel sorunlardan biri olarak değerlendirdi. Gideon Rachman’ın sunduğu program, Suudi Arabistan’a yönelen Husi saldırılarının ardından yayımlandı.
Hokayem’e göre Husilerin Yemen’deki toprak kontrolü ve uzun süren çatışmalarda edindiği deneyim, Suudi Arabistan’ın hava gücüne ve yüksek savunma harcamalarına rağmen karşılaştığı güçlüklerin nedenlerinden biri. Uzman, Türkiye ve Pakistan ile kurulan bölgesel savunma ortaklığının Riyad’a katkı sağlayabilecek alanlarını da ele aldı. Financial Times’ın yayımladığı söyleşi özetinde, bu ülkelerden gelebilecek askerî yardımın kapsamının sınırlı kalabileceği değerlendirmesi aktarılıyor.
Mekke Anlaşması Suudi Arabistan’ın hangi askerî sorununa yanıt arıyor?
Krallık, savaş uçağı ve füze önleme sistemlerinin yanında Yemen’deki kara çatışmalarının seyrini etkileyebilecek ortaklara da ihtiyaç duyuyor. Husiler, Yemen’deki kontrol alanlarından insansız hava araçları ve füzelerle Suudi Arabistan’ın havaalanlarını, enerji tesislerini ve diğer altyapısını hedef alabiliyor. The Indian Express’in 13 Ekim tarihli incelemesi, bu saldırıların yanı sıra Yemen’in Kızıldeniz kıyısında Babülmendep çevresinde devam eden kara çatışmalarını aktarıyor.
FT söyleşisinde Hokayem’in üzerinde durduğu kara ortağı sorunu bu coğrafyada ortaya çıkıyor. Riyad, Yemen’deki yerel güçlerin Husilere karşı sahada sonuç almasını istiyor. Ancak farklı grupların kontrol ettiği bölgeler ve uzun süredir devam eden savaş, ortak bir kara harekâtının yürütülmesini güçleştiriyor. Hokayem, Husilerin kendi topraklarında savaşma ve gerilla taktiklerinden yararlanma kapasitesinin hava saldırılarıyla elde edilecek sonucu sınırladığını değerlendiriyor.
Suudi ordusu, büyük silah envanterini ülke içindeki tesislerin savunmasında kullanıyor. Aynı anda birden fazla noktaya yönelen füze ve insansız hava aracı saldırıları ise hava savunma sistemlerinin mühimmat ihtiyacını ve geniş alanda eşzamanlı müdahale sorununu artırıyor. FT’nin 14 Ekim tarihli askerî incelemesinde ele alınan bu sorun, Hokayem’in kara gücü vurgusundan farklı bir cepheyi oluşturuyor: sınırın ötesindeki silahlı grubun faaliyetleri sürerken ülke içindeki kritik tesislerin korunması.
Emile Hokayem Türkiye ve Pakistan’ın desteği hakkında ne düşünüyor?
Financial Times programında Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın ortak aradığı ülkeler arasında ele alındı. Hokayem’in değerlendirmesi, Riyad’ın ittifak ortaklarına sahip olmasıyla Yemen’de etkili bir kara gücü oluşturabilmesinin ayrı askerî ihtiyaçlar olduğu üzerinde yoğunlaşıyor. Podcastin kamuya açık açıklamasında görüşmenin odağı, Husilerin neden yenilmesinin zor olduğu ve ABD, Türkiye ile Pakistan’ın Riyad’a nasıl karşılık verebileceği soruları olarak veriliyor.
İslamabad ile Riyad arasındaki askerî ilişkiler onlarca yıllık geçmişe sahip. The Indian Express’in tarihsel karşılaştırmasına göre Pakistan’ın 2015’te Yemen’e asker gönderilmesine karşı aldığı parlamenter karar, ülkenin bu savaşta üstlenebileceği doğrudan rolün değerlendirilmesinde hâlâ önemli bir referans. Gazete, İslamabad’ın Suudi Arabistan’ın güvenlik talepleriyle İran’la ilişkilerini birlikte yönetmeye çalıştığını yazıyor.
Ankara’nın ittifaktaki konumu ise savunma sanayisi, askerî eğitim ve teknik kabiliyetler üzerinden tartışılıyor. The Indian Express, Ankara’nın Yemen’deki savaşa doğrudan askerî müdahale konusundaki mesafesini 13 Ekim analizinde ayrı bir başlık olarak ele aldı. Savunma sanayisi işbirliği kapsamında teknik destek sağlamakla Yemen’de kara operasyonuna katılmak farklı görevler ve siyasi kararlar gerektiriyor. Yayının anlattığı ayrım, Hokayem’in kara ortağı değerlendirmesini Türkiye bakımından somutlaştırıyor.
5 Ekim’deki resmî Mekke Anlaşması kararında ne yazıyor?
Üç ülke, 5 Ekim 2026’da Riyad’da Stratejik-Siyasi ve Savunma Komitesi’nin olağanüstü toplantısını yaptı. Pakistan Dışişleri Bakanlığında yayımlanan ortak bildiride, üzerinde anlaşılan askerî kuvvet ve kabiliyetlerin Suudi Arabistan’a süratle konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınacağı açıklandı. Kararda, bu adımların tarafların onayladığı düzenlemeler ve ulusal mevzuat uyarınca yürütüleceği yazıyor.
5 Ekim toplantısında emekli Pakistanlı Korgeneral Nauman Mahmood, ittifakın üç yıllık dönem için ilk genel sekreteri olarak belirlendi. Üç hükümet, Suudi Arabistan’ın şehirlerine ve ekonomik tesislerine yönelik saldırıları kınadı.
5 Ekim’de Mekke Anlaşması kapsamında yayımlanan bildiride üzerinde anlaşılmış kuvvetlerin Suudi Arabistan’a konuşlandırılması kararlaştırılıyor. Metin, ülkelere göre görev ayrımını, asker sayısını ve Yemen’de üstlenilecek kara harekâtlarını tek tek sıralamıyor. Hokayem’in FT söyleşisindeki kara ortağı değerlendirmesi Yemen’deki çatışmaların özel koşullarına dayanıyor.
Yemen’deki kara çatışması neden ayrı bir sorun?
Husiler, Yemen’in kuzeyinde uzun süredir yerleşik askerî ve siyasi yapılar üzerinden faaliyet yürütüyor. Suudi Arabistan’ın desteklediği diğer Yemenli güçlerin ise kendi bölgeleri, komuta ilişkileri ve siyasi hedefleri bulunuyor. FT söyleşisinde Hokayem, bu parçalı ortamı Husilere karşı kalıcı askerî sonuç alınmasını zorlaştıran etkenler arasında sayıyor. Kara operasyonlarının yerel müttefiklere dayanması, ülkenin büyük hava gücünü doğrudan cephe kontrolüne dönüştürme arayışını etkiliyor.
Babülmendep Boğazı çevresindeki çatışmalar kara savaşını deniz ticaretine bağlıyor. The Indian Express’in 13 Ekim incelemesine göre Husiler eylül ayında boğaz çevresinde yeni mevziler ele geçirdi. Ekim başında Suudi destekli Yemenli güçler karşı harekâta geçti.
FT söyleşisinde Hokayem, Husilerin ekonomik baskıyla Riyad’dan mali ve siyasi tavizler almaya çalıştığı görüşünü dile getirdi. 5 Ekim ortak bildirisi ise saldırılar karşısında üç hükümetin güvenlik ve toprak bütünlüğünü koruma taahhüdünü içeriyor.
Suudi Arabistan’ın ABD ile ilişkisi bu değerlendirmede nerede duruyor?
Emile Hokayem, temmuz ayında IISS sitesinde yayımlanan ayrı analizinde, Suudi Arabistan’ın bölgesel ortaklıklarını genişletmesine rağmen Amerikan istihbaratı, hedef tespiti ve füze önleme desteğine ihtiyaç duyduğunu savundu. Araştırmacıya göre bölgedeki güvenlik krizleri, Riyad’ın savunma alanındaki özerklik arayışını sınayan bir unsur. Bu değerlendirme 15 Ekim podcastinden önce yayımlandığı için söyleşinin doğrudan alıntısı olarak değil, uzmanın daha önce açıkladığı yaklaşım olarak aktarılıyor.
15 Ekim programı, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm hedefleriyle güvenlik harcamalarının ilişkisini de tartışıyor. Riyad’ın havaalanları ve enerji altyapısına yönelik saldırılar hem yatırımları hem de ulaşım faaliyetlerini etkiliyor. Hokayem’in değerlendirmesinde Husilerin bu hedefleri seçmesi, Suudi Arabistan’ın petrol dışı ekonomik faaliyetlerini genişletmeyi amaçlayan Vision 2030 programı üzerinde baskı oluşturma stratejisiyle ilişkilendiriliyor.
Krallık, yeni bölgesel ortaklıklar kurarken Amerika Birleşik Devletleri ile uzun süredir devam eden savunma ilişkisini sürdürüyor. Mekke Anlaşması ile oluşturulan komite yeni bir askerî koordinasyon mekanizması. Pakistan ve Türkiye’nin ittifaka katılımı, bu ülkelerin farklı askerî kabiliyetleri ve tarihsel ilişkileri çerçevesinde tartışılıyor.
Suudi Arabistan’ın ortakları hangi hazırlıkları daha önce açıkladı?
Pakistan’ın bölgesel savunma ortaklıklarında kurumsal rol arayışını 15 Ekim tarihli War on the Rocks değerlendirmesi üzerinden takip etmek mümkün. Araştırmacılar Muhib Rahman ve Nazmus Sakib, Pakistan’ın askerî işbirliğini uzun süreli diplomatik etkiye dönüştürme çabasını değerlendirmişti.
Türkiye ve Pakistan’ın Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan’la çalışırken izlediği farklı politikalar, Foreign Policy’deki iki uzman değerlendirmesinde anlatılmıştı. Yeni Financial Times görüşmesi, bu siyasi tercihlerin yanında Husilere karşı kara muharebesinde fiilen ihtiyaç duyulan askerî kabiliyeti inceliyor. Hokayem’in değerlendirmesinde yerel kara kuvvetlerinin kapasitesi ayrı bir sorun olarak ele alınıyor.
Türk Millî Savunma Bakanlığı ağustos ayında Mekke Anlaşması için, ittifakın komuta ve müşterek tatbikat çalışmalarına ilişkin hazırlıkları duyurdu. Müşterek tatbikat ve savunma sanayisi planlarına ilişkin bu açıklama, ortak kuvvetlerin koordinasyonu için öngörülen hazırlık aşamasını içeriyordu. Ekim ayında Riyad’daki komite, ortak savunma tedbirlerinin uygulanmasına geçilmesini kararlaştırdı. Bu hazırlıkların tarihleri, üçlü ortak bildirideki uygulama kararından önceye uzanıyor.
Kaynaklar
- Pakistan Dışişleri Bakanlığı — Mekke Anlaşması 5 Ekim 2026 ortak bildirisi
- Financial Times / The Rachman Review — Emile Hokayem ile görüşme, 15 Ekim 2026
- Financial Times — What’s at stake in the Saudi-Houthi conflict? söyleşi dökümü
- The Indian Express — Türkiye ve Pakistan’ın Mekke Anlaşması içindeki konumu, 13 Ekim 2026
- IISS / Emile Hokayem — Saudi Arabia is still doomed to dependence on America, 31 Temmuz 2026
- Financial Times — Houthis expose limits of Saudi Arabia’s vast arsenal, 14 Ekim 2026
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Reuters’e göre Türkiye’nin Suudi Arabistan’a gönderecekleri belli olduHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…