Alman SWP raporu: Türkiye Avrupa savunmasında önemli ama 12 ortaklığın dışında bırakıldı
Türkiye AB savunma ortaklığı SWP’nin 81 sayfalık raporunda ayrı incelendi. AB’nin 12 resmî ortağı arasında Ankara bulunmuyor; araştırmacılar Kıbrıs sorunu ile Yunanistan’la gerilimleri başlıca engeller arasında sayıyor.

- Türkiye AB savunma ortaklığı neden 12 ülkelik listede yer almıyor?
- SWP, hangi ülkelerin Türkiye ile yakın savunma işbirliğini desteklediğini yazdı?
- SAFE savunma finansmanı Türkiye için neden önemli?
- Alman araştırmacılar AB’ye hangi adımı önerdi?
- Yunanistan’ın SAFE vetosu hangi anlaşmayı kapsıyor?
- Yüzde 35 sınırı sözleşmenin hangi kısmına uygulanıyor?
- Alt yüklenici istisnası ve Kanada örneği
Almanya merkezli Stiftung Wissenschaft und Politik’in (SWP) 20 Ekim 2026’da yayımladığı 81 sayfalık araştırmaya göre Avrupa Birliği, 2024’ten bu yana 12 ülkeyle güvenlik ve savunma ortaklığı kurdu; Türkiye bu ülkeler arasında bulunmuyor. Türkiye AB savunma ortaklığı konusu, Hürcan Aslı Aksoy ve Yaşar Aydın’ın hazırladığı özel bölümde ele alındı. Araştırmacılar Ankara’yı NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip bir aktör; Karadeniz ile Doğu Akdeniz’de de önemli bir güvenlik gücü olarak tanımlarken AB’nin kurumsal savunma mekanizmalarıyla ilişkilerdeki siyasi engelleri inceliyor.
Araştırmanın başlığı “Die neuen Sicherheitspartnerschaften der EU” (AB’nin yeni güvenlik ortaklıkları). Editörlüğünü Nicolai von Ondarza ve Christian Wirth üstlendi. SWP, Türkiye ile Ukrayna’yı Avrupa güvenliği için önemli iki ayrı örnek olarak çalışmaya ekledi: Her iki ülkenin de Birlikle resmî bir Güvenlik ve Savunma Ortaklığı (SDP) anlaşması bulunmuyor. Ukrayna’nın AB ile yürüttüğü fiilî güvenlik işbirliği ise araştırmaya göre imzalı ortaklıkların birçoğundan daha kapsamlı.
Türkiye AB savunma ortaklığı neden 12 ülkelik listede yer almıyor?
AB Konseyinin resmî ortaklık envanterinde Moldova, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Norveç, İzlanda, Kanada, Birleşik Krallık, Japonya, Güney Kore, Hindistan ile Avustralya’nın yanı sıra Gana sıralanıyor. Konsey, bu ortaklıkları üçüncü ülkelerle güvenlik ve savunma alanlarında işbirliği geliştirmek için kullanılan siyasi çerçeveler olarak tanımlıyor. Bu güvenlik ortaklıkları kriz yönetimi, deniz güvenliği, siber tehditler, savunma kabiliyetleri ve stratejik görüşmeleri kapsayabiliyor. Bu çerçeve devletlere otomatik askerî koruma sağlamaktan çok düzenli siyasi temas ve ortak proje imkânları sunuyor.
SWP’nin Türkiye bölümünde Türkiye AB savunma ortaklığı için kurumsal katılımın hangi sınırlarla karşılaştığı ele alınıyor. Türkiye NATO üzerinden ortak savunma yükümlülüklerini yerine getirirken AB’nin Avrupa Savunma Ajansı (EDA) ve Daimî Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) düzeneklerinde kurumsal bir konuma sahip değil. Araştırmacılar Türk güvenlik birimlerinin geçmişte AB misyonlarına personel gönderdiğini de hatırlatıyor; dolayısıyla mevcut işbirliği ağı NATO, ikili anlaşmalar ve belirli operasyonlar üzerinden yürütülüyor.
Kıbrıs Rum Kesimi ile Türkiye arasındaki siyasi ihtilaf ve Yunanistan’la devam eden anlaşmazlıklar, AB’nin karar mekanizmalarını da etkiliyor. Aksoy ve Aydın, bazı AB üyelerinin Türkiye ile yakın çalışmayı desteklerken diğerlerinin hukukun üstünlüğü, dış politika ve Doğu Akdeniz konularında koşullar öne sürdüğünü belirtiyor. Araştırma, AB üyelerinin aynı başlıkta farklı tutumlar almasının ortaklık kurulmasını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.
Türkiye’nin Avrupa güvenliğiyle bağları Brüksel’deki kurumlardan daha geniş bir coğrafyaya uzanıyor. Karadeniz’de deniz trafiğinin yönetimi ile Ukrayna’ya verilen askerî destek, araştırmada Ankara’nın güvenlik kapasitesinin örnekleri arasında gösteriliyor.
SWP, hangi ülkelerin Türkiye ile yakın savunma işbirliğini desteklediğini yazdı?
Aksoy ve Aydın, Türkiye AB savunma ortaklığı konusunda üye devletleri üç farklı tutuma göre gruplandırıyor. Bulgaristan ve İtalya’nın yanında Polonya, Romanya ile İspanya; ayrıca Baltık ülkeleri daha yakın güvenlik işbirliğine açık ülkeler olarak sıralanıyor. Almanya ile İsveç’in yanı sıra Finlandiya ise Türkiye’nin stratejik kapasitesini kabul etmekle birlikte kurumsal yakınlaşmayı siyasi koşullarla ilişkilendiren ülkeler arasında gösteriliyor. Yazarların üçüncü grubunda Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi var; Fransa da bazı dosyalarda bu gruba yakın tutum alıyor. Bu sınıflandırma SWP yazarlarının analizine dayanıyor.
Bağımsız düşünce kuruluşu Centre for European Reform’un 2026 tarihli değerlendirmesi de Türkiye’nin EDA ve PESCO süreçlerindeki sınırlamaları ele alıyor. CER, belirli PESCO projelerine üçüncü ülkelerin davet edilebildiği mekanizmayı ve Türkiye’nin bu kanaldaki siyasi engellerini inceliyor. AB Konseyinin kendi sayfasında da üçüncü ülkelerin uygun koşullarla tekil PESCO projelerine katılabilmesine ilişkin prosedür bulunuyor.
Atina-Ankara gerilimi AB’nin başka dosyalarına da yansıyor. Transit Haber’in Atina’nın vize serbestisi ve Gümrük Birliği başlıklarındaki tutumunu ele alan haberinde, Yunan makamlarının AB karar süreçlerinde nasıl pozisyon aldığı aktarılmıştı. SWP araştırmasında değerlendirilen savunma ortaklığı ise AB’nin güvenlik ve savunma işbirliği çerçevesine ilişkin ayrı bir politika başlığı. Tartışma AB’nin Türkiye ile savunma alanında hangi kanalları kurabileceği bakımından farklı kurumlarda farklı usullere dayanıyor.
SAFE savunma finansmanı Türkiye için neden önemli?
AB Konseyinin SAFE programı açıklamasında ortak savunma alımları ile belirli üçüncü ülkelerin katılım koşulları düzenleniyor. SWP, Türkiye AB savunma ortaklığı tartışmasında SAFE finansmanına erişimi önemli bir ekonomik teşvik olarak tanımlıyor. Resmî ortaklık sözleşmesi bu işbirliğinde önemli bir unsur olsa da somut projelerdeki katılım ve finansman koşulları ayrıca uygulanıyor.
Aksoy ve Aydın, Türkiye’nin savunma sanayisi kapasitesini Avrupa için potansiyel bir katkı olarak ele alıyor. Karadeniz’de deniz güvenliği, enerji altyapısının korunması ve savunma teknolojileri, ortak proje geliştirilebilecek alanlar arasında sayılıyor. Türk savunma şirketlerinin bazı Avrupa ülkeleriyle yürüttüğü ikili ilişkiler, kurumsal AB anlaşması bulunmadan da faaliyetlerin sürdüğünü gösteren ayrı bir kanal oluşturuyor.
Euractiv’in 2026’da Türkiye ve Avrupa savunma işbirliği hakkında yayımladığı araştırma, AB ülkeleri arasındaki farklı yaklaşımları, Türkiye’nin gelişen savunma sanayisini ve Doğu Akdeniz geriliminin etkilerini aktarıyor. Bu bağımsız kaynakta Ankara’nın AB savunma girişimlerine erişimi tartışılırken ülkeler arasındaki ikili sanayi projelerine de yer veriliyor. Haberde örnek gösterilen şirket ilişkileriyle AB bütçesinden finanse edilen savunma alımları da ayrı düzenlemelere bağlı.
NATO içindeki işbirliği ile AB savunma sanayisi programlarının yetkileri aynı süreçten ilerlemiyor. SWP’nin çalışması, Türkiye’nin Ukrayna savaşında Karadeniz’e yönelik deniz geçişlerinde Montrö Sözleşmesi hükümlerini uyguladığını ve Ukrayna’ya askerî yardım sağladığını hatırlatıyor. Bu örnekler raporda Ankara’nın Avrupa güvenliğindeki rolünü açıklamak için kullanılıyor. Raporda Boğazların statüsü, Türkiye’nin Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerle ilişkileri ve savaş koşullarındaki güvenlik diplomasisi birlikte tartışılıyor.
Alman araştırmacılar AB’ye hangi adımı önerdi?
Sonuç bölümünde yazarlar, Türkiye AB savunma ortaklığı için resmî bir anlaşmanın taraflara sağlayabileceği yararları yeniden değerlendirme çağrısı yapıyor. Yazarlar, üyelik sürecinin durgun olduğu koşullarda bile deniz güvenliği, enerji, savunma sanayisi ve Karadeniz gibi dosyalarda işbirliği alanlarının bulunabileceğini savunuyor. Buna karşılık mevcut siyasi gerilimler nedeniyle yakın dönemde geniş kurumsal bütünleşme beklemiyorlar.
Transit Haber’in Limes dergisinin Ege güvenliğine ilişkin analizini aktardığı haberde Ege’de Türkiye ile Yunanistan arasındaki rekabetin İsrail boyutu incelenmişti. SWP’nin çalışması ise aynı coğrafyanın güvenliğini AB ortaklıkları ve kurumsal savunma ilişkileri açısından değerlendiriyor. Her iki metin farklı yazarların ayrı araştırma gündemlerine dayanıyor.
Avrupa ile savunma işbirliğinin NATO boyutu, ABD ile yürütülen tedarik görüşmelerinden de ayrılıyor. Millî Savunma Bakanlığının F-35 dosyasına ilişkin açıklamasını ele alan Transit Haber haberinde, altı uçak ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili ABD-Türkiye görüşmeleri anlatılmıştı. SWP raporundaki yeni değerlendirme ise AB’nin üçüncü ülkelere açtığı ortaklık mekanizmasına odaklanıyor.
Araştırmanın genel sonucu, AB’nin 12 SDP anlaşmasını somut programlar ve karşılıklı yükümlülüklerle doldurması gerektiği yönünde. Türkiye AB savunma ortaklığı için Aksoy ve Aydın, mevcut NATO ve ikili savunma bağlarını da dikkate alan yeni bir değerlendirme öneriyor. SWP’nin 20 Ekim tarihli önerisi, karar organı olan AB Konseyinin resmî ortaklık listesinden ayrı bir politika tavsiyesi olarak yayımlandı.
Yunanistan’ın SAFE vetosu hangi anlaşmayı kapsıyor?
Atina Akademisinin dış politika araştırmacısı George Kalpadakis, 19 Ekim 2026’da eKathimerini’de yayımlanan SAFE analizinde, Yunanistan’ın Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılabilecek özel bir katılım anlaşmasını engelleme yetkisiyle savunma sanayisinin mevcut tedarik kanallarını birbirinden ayırdı. Kalpadakis’e göre Atina, anlaşmayı onaylamak için Ankara’nın 1995’ten beri sürdürdüğü casus belli tutumundan vazgeçmesini şart koşuyor. Yazar, Yunanistan’ın sözleşme şartları üzerinde de güvenlik ve tedarik güvenceleri talep etmesini savunuyor.
SAFE, AB üyesi devletlerin ortak savunma alımları için oluşturulmuş 150 milyar avroya kadar kredi sağlayan bir mekanizma. Kredilerin borçlusu üye devletler; üçüncü ülkelerdeki şirketlerin projelere katılması ise ayrı uygunluk koşullarına bağlı. 2025/1106 sayılı SAFE Tüzüğü’nün 17. maddesi, AB’ye aday ülkelerle ve belirli savunma ortaklarıyla, şirketler ve ürünler için katılım koşullarını genişleten anlaşmalar yapılabilmesini öngörüyor. Kalpadakis, Türkiye’yle bu tür bir anlaşmada AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 212. ve 218. maddelerindeki oybirliği kuralına dayanarak Yunanistan’ın onayının gerekeceğini yazdı.
Yüzde 35 sınırı sözleşmenin hangi kısmına uygulanıyor?
Tüzüğün 16. maddesinin 10. fıkrası, nihai savunma ürününde AB, Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki EFTA ülkeleri ve Ukrayna dışından gelen bileşenlerin maliyetini, o ürünün tahmini toplam bileşen maliyetinin yüzde 35’iyle sınırlıyor. Tüzük ayrıca AB’nin ve üye devletlerin güvenlik ve savunma çıkarlarıyla çelişen üçüncü ülkelerden bileşen temin edilmesine ilişkin bir koşul içeriyor.
Kalpadakis, 16. maddedeki bileşen maliyeti sınırı nedeniyle Türkiye’de üretilen parçaların, uygun bir AB ortak alımı içinde ayrıca Türkiye-AB anlaşması yapılmadan da değerlendirilebileceği görüşünde. Hangi ürünün ve tedarikçinin koşulları sağladığı, ilgili ortak alım sözleşmesi ile tüzükteki menşe ve güvenlik ölçütlerine göre belirleniyor. Avrupa Komisyonunun 20 Ekim 2025 tarihli Avrupa Parlamentosu yanıtı da Türk savunma sanayisinin nihai ürünün bileşen maliyetinin yüzde 35’ine kadar parça tedarik edebileceğini doğruluyor.
Alt yüklenici istisnası ve Kanada örneği
SAFE Tüzüğü’nün 16. maddesinin 4. fıkrası, bir savunma alımı sözleşmesinin değerinin yüzde 15 ila 35’ine karşılık gelen ve AB, ilgili EFTA ülkeleri veya Ukrayna’da yerleşik olmayan belirli alt yükleniciler için özel koşullar düzenliyor. Ana yükleniciyle doğrudan sözleşme ilişkisinin tüzüğün yürürlüğe girdiği 29 Mayıs 2025’ten önce kurulmuş olması ya da ana yüklenicinin iki yıl içinde uygun bir Avrupa veya Ukrayna menşeli alternatifin teknik ve takvim açısından mümkün olup olmadığını incelemeyi üstlenmesi gerekiyor. Tüzüğün 5. fıkrası da AB’de kurulu, üçüncü ülke kontrolündeki firmalar için yatırım taraması veya yetkili üye devletçe doğrulanmış güvencelerle katılım usulünü belirliyor.
Kalpadakis, üçüncü ülkelerin PESCO projelerine katılımında iyi komşuluk ilkesini şart koşan 2020/1639 sayılı Konsey kararına atıf yapıyor. SAFE’de ise üçüncü ülkelerin savunma alımlarına katılımını 2025/1106 sayılı tüzüğün 16. ve 17. maddeleri düzenliyor. Kalpadakis’in önerisi, Atina’nın Türkiye’yle yapılabilecek SAFE anlaşmasında ortaklık koşullarını somut ve denetlenebilir sözleşme hükümlerine bağlaması.
AB’nin Kanada ile 14 Şubat 2026’da imzaladığı ve 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren SAFE anlaşması, üçüncü ülkelere yönelik özel hükümlere bir örnek oluşturuyor. Kanada hükümetinin açıklamasına göre Kanada menşeli içerik, anlaşma kapsamındaki bir alımın toplam değerinin yüzde 80’ine ulaşabiliyor. Avrupa menşeli içeriğin yüzde 65’in altında kaldığı alımlarda Kanada içeriğinin değeri üzerinden yüzde 15 katılım katkısı hesaplanıyor. Kalpadakis bu modeli, Türkiye’yle müzakere edilebilecek özel maliyet ve tedarik şartlarına örnek olarak gösterdi.
Avrupa Komisyonu 24 Temmuz’da Yunanistan’ın SAFE kredi tahsisatını 787,7 milyon avro olarak açıkladı. Komisyon, bunun yüzde 15’ine karşılık gelen yaklaşık 118,2 milyon avroluk ilk ödemeyi 23 Temmuz’da gerçekleştirdi. Kalpadakis de makalesinde Yunanistan için açıklanan 787,7 milyon avroluk tahsisata değinerek Atina’nın Türkiye’yle yapılabilecek anlaşmada hangi koşulları talep edeceğini tartışıyor.
Kaynaklar
- SWP – Die neuen Sicherheitspartnerschaften der EU, 20 Ekim 2026 — SWP – Die neuen Sicherheitspartnerschaften der EU, 20 Ekim 2026
- AB Konseyi – Güvenlik ve Savunma Ortaklıkları, 12 partner listesi — AB Konseyi – Güvenlik ve Savunma Ortaklıkları, 12 partner listesi
- Centre for European Reform – The EU and Türkiye: Can shared threats overcome mutual suspicion? — Centre for European Reform – The EU and Türkiye: Can shared threats overcome mutual suspicion?
- AB Konseyi – SAFE savunma finansmanı ve üçüncü ülke koşulları — AB Konseyi – SAFE savunma finansmanı ve üçüncü ülke koşulları
- Euractiv – Europe’s Turkish defence dilemma, 2026 — Euractiv – Europe’s Turkish defence dilemma, 2026
- Kalpadakis / eKathimerini, 19 Ekim 2026 – Türkiye ve SAFE anlaşmasında Yunanistan’ın veto sınırları
- AB Konseyi Tüzüğü (AB) 2025/1106, SAFE, 16 ve 17. maddeler
- Avrupa Komisyonu – 20 Ekim 2025 tarihli SAFE/Türkiye yanıtı
- AB Konseyi – PESCO üçüncü ülke katılımı 2020/1639
- AB Konseyi – Kanada SAFE anlaşması imza ve yürürlük tarihleri
- Kanada Hükümeti – AB ile SAFE anlaşması koşulları
- Avrupa Komisyonu – Yunanistan SAFE kredi tahsisi ve ilk ödeme
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
AB sınırlarında yüzde 32 düşüş: İspanya güzergâhında geçişler arttıHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…