Yunanistan’da ABD ve İsrail seçimleri endişesi: Türkiye karşısında evdeki hesap çarşıya uymayabilir

Türkiye F-35 dosyası, Yunan Liberal.gr yazarının 19 Ekim analizinde ABD ve İsrail seçimleriyle birlikte ele alındı. Stathis Kyriakidis, Ege ve Kıbrıs dengeleri için üç senaryo çizdi. F-35 teslimine ilişkin yeni karar açıklanmadı.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

Türkiye F-35 dosyası, Yunanistan’da 19 Ekim 2026’da yayımlanan bir dış politika analizinde Washington ve Tel Aviv’deki seçim takvimleriyle birlikte tartışıldı. Emekli tuğamiral ve strateji analisti Stathis Kyriakidis, Liberal.gr'de yayımlanan yazısında 27 Ekim İsrail seçimlerinin ve 3 Kasım ABD ara seçimlerinin sonuçlarının Atina’nın Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki seçeneklerini etkileyebileceğini savundu. Yazı seçim sonuçlarına yönelik olasılıklar içeriyor; F-35’e ilişkin güncel resmî kararlar ayrı kaynaklarda yer alıyor.

Yazının temel yaklaşımı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki çekişmenin sonucunu yalnız iki başkent arasındaki ilişkilere bağlamamak. Kyriakidis, ABD Kongresindeki sandalye dağılımının Beyaz Saray’ın hareket alanını etkileyebileceğini; İsrail’de kurulacak hükümetin ise Atina-Tel Aviv savunma işbirliğinin yönünü belirlemede rol oynayabileceğini düşünüyor. Türkiye F-35 dosyası bu geniş değerlendirmenin silah satışına ilişkin ayağı; diğer başlıklar elektrik bağlantısı, enerji, ticaret yolları ve Kıbrıs güvenliği.

ABD’de başkanın dış politika yetkileri seçim sonrasında da sürecek. Yazara göre Temsilciler Meclisinin veya Senatonun el değiştirmesi, savunma anlaşmalarına ve yaptırımlara dönük denetimin şiddetini değiştirebilir. F-35 transferi için geçerli Amerikan yasaları ise seçimden bağımsız olarak uygulanıyor.

Türkiye F-35 dosyası için Yunan yazarın üç ABD seçim senaryosu

İlk ve yazarın değerlendirmesine göre en olası senaryo, Cumhuriyetçilerin Senatoyu koruması, Demokratların ise Temsilciler Meclisinde çoğunluğu ele geçirmesi. Yazar, böyle bir Kongrede Atina’nın Türkiye’ye F-35 satışı konusundaki kaygılarını daha fazla gündeme taşıyabileceğini öne sürüyor. Bunun ABD yönetiminin Yunan görüşünü benimsemesini garanti etmeyeceğini de belirtiyor.

Bu ilk senaryoda silah satışlarına yönelik Kongre denetimi artabilir. Analist, S-400 sisteminin Türkiye dışına çıkarılması ihtimalinin belirli şartlar altında F-35 müzakerelerinin önünü açabileceğini düşünüyor. Ancak sistemin taşınacağına dair kesinleşmiş bir anlaşma veya F-35 teslim kararı aktarmıyor. Türkiye F-35 dosyası bakımından yasal şartlar ile Kongre denetimi birbirinden farklı süreçler.

İkinci senaryo, Demokratların Kongrenin iki kanadını birden kazanması. Yunan yazara göre bunun Beyaz Saray ile Kongre arasındaki çekişmeyi artırması, silah satışı ve yaptırımlar üzerinde daha sıkı inceleme getirmesi mümkün. Böyle bir tablo Atina’ya Ege ve Kıbrıs konularında daha fazla siyasi alan açabilir; buna karşılık Washington’dan gelecek yeni askerî veya mali destek kararlarını yavaşlatabilir.

Üçüncü senaryoda Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisini hem Senatoyu kazanması ele alınıyor. Kyriakidis, bu sonucu daha düşük olasılıklı görüyor. Donald Trump’ın Ankara ile doğrudan pazarlık yürütmekte daha geniş siyasi alan bulabileceğini ileri sürüyor. Yazarın kendi vurgusuyla bile Kongredeki çoğunluk mevcut Amerikan yasalarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Türkiye F-35 dosyası için öne çıkan ayrım da bu: siyasi istek ile hukukî yetki aynı şey değil.

F-35 konusunda 15 Ekim'den beri doğrulanan durum ne?

Kathimerini'nin 15 Ekim 2026 tarihli haberine göre Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye için önceden üretilen altı F-35 savaş uçağının teslimi konusunda ABD ile görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Haberde Washington’ın Rus S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle Türkiye’yi F-35 programından çıkardığı ve CAATSA yaptırımları uyguladığı hatırlatıldı. Görüşmelerin sürmesi, Güler, altı uçak için bir teslim tarihi açıklamadı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 8 Ekim'de yayımlanan açıklamasında ABD mevzuatının S-400 meselesi çözümlenmeden F-35 satışına izin vermediğini ifade etti. Rubio’nun açıklamasında Trump’ın Türkiye’ye F-35 verilmesi yönündeki siyasi isteğiyle mevcut yasal engel ayrı konular olarak ele alındı. Türkiye F-35 dosyası hakkında 19 Ekim itibarıyla saptanabilen son durum, altı uçak için süren temaslar ve aşıldığı duyurulmayan hukukî kısıtlamalar.

Millî Savunma Bakanlığının daha önce yayımladığı resmî konuşma metninde de F-16 ve F-35 tedarikine ilişkin çalışmaların sürdüğü kaydedildi. Resmî belgelerde devam eden bir diplomatik süreçten söz edilmesi, gelecekteki bir satışın şartlarının bugünden tamamlandığını göstermiyor. Yunan analizinin ABD seçimlerine ilişkin olasılıkları, Ankara-Washington müzakerelerinin yerini tutmuyor.

İsrail seçimleri Ege ve Doğu Akdeniz hesabında neden önemli?

27 Ekim’deki İsrail seçimleri ile ABD’deki 3 Kasım oylaması analizde aynı zaman çizelgesinde. Netanyahu’nun iktidarda kalması halinde İsrail ile Türkiye arasındaki sürtüşmenin artabileceğini, buna bağlı olarak İsrail-Yunanistan yakınlaşmasının Atina için daha fazla stratejik değer taşıyacağını öne sürüyor. Bu, yazarın bir gelecek tahmini: İsrail seçiminin sonucu ve kurulacak hükümet henüz belli değil.

Yunanistan ile İsrail arasında savunma işbirliğinin somut bir zemini var. Yunanistan Savunma Bakanlığının 31 Ağustos tarihli resmî açıklaması, Tel Aviv’de Aşil Kalkanı adı verilen hava, füze ve dron savunma mimarisi için 3 milyar 35 milyon avroluk hükümetler arası anlaşma imzalandığını bildiriyor. Dolayısıyla yeni analizde anılan savunma ortaklığı yalnız temenniden ibaret değil; buna karşılık gelecekte ne ölçüde derinleşeceği seçimin sonucuna bağlı öngörüler arasında.

Yazar, Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ve İsrail ile ABD’yi bir araya getiren ‘3+1’ işbirliğini de öne çıkarıyor. Yazar, Atina’nın Washington’daki konumunu tek bir liderle kişisel ilişkiden ziyade Suda ve Dedeağaç gibi stratejik noktalara dayandırması gerektiği görüşünde. Bu çerçevede ABD iç siyasetindeki değişimin bölgesel güvenlik dosyalarına nasıl yansıyacağına ilişkin kesin bir takvim vermiyor.

Girit-Kıbrıs elektrik kablosu ve enerji koridoru da masada

Analizde Great Sea Interconnector (GSI) adıyla bilinen Girit-Kıbrıs elektrik bağlantısı ayrı bir başlık oluşturuyor. Proje, Doğu Akdeniz’deki denizaltı enerji altyapısının yanında Ankara ile Atina’nın deniz yetki alanlarına ilişkin görüş ayrılıkları nedeniyle diplomatik ağırlık taşıyor. Kyriakidis, İsrail’le ilişkilerin seyrini ve Amerikan desteğini bu hattın geleceğiyle birlikte ele alıyor.

Yazar, Liberal'in 15 Ekim'de yayımladığı ayrı söyleşisinde kablo araştırmalarına ilişkin izin ve denizcilik bildirimi sürecini ayrıntılı anlatmıştı. Aynı söyleşide Türkiye’nin araştırmalara olası tepkisini kendi değerlendirmesi olarak dile getiriyor; Fransa ve ABD’nin desteğinin sahada nasıl karşılık bulacağını tartışıyordu. 19 Ekim yazısı, bu önceki tartışmayı ABD ve İsrail seçimlerinin oluşturabileceği siyasi koşullara taşıyor.

LNG taşımacılığı, Avrupa’ya uzanan kuzey-güney gaz ve ticaret güzergâhları ile ticaret gemilerinin güvenliği de Kyriakidis’in sıraladığı dosyalar arasında. Yazar, Ukrayna ve Orta Doğu savaşlarının, Hürmüz ile Babülmendep çevresindeki deniz taşımacılığı risklerinin ve bölgesel ittifakların Washington’ın kararlarını etkileyebileceğini savunuyor. Mekke Anlaşması, Mısır’ın tutumu ve Yemen’deki gelişmeleri bu geniş jeopolitik tablonun parçaları olarak anıyor; bunlara ilişkin yeni bir anlaşma veya askerî müdahale kararını belgelemiyor.

Türkiye açısından yazının yeni tarafı ne?

Liberal’de 19 Ekim günü yayımlanan değerlendirme, Türkiye F-35 dosyası ile Ege ve Kıbrıs meselelerini Amerikan seçimlerinin üç ayrı Kongre ihtimaline bağlıyor. Daha önce yayımlanan Liberal kaynaklı İsrail-Yunanistan savunma işbirliği haberinde ağırlık Aşil Kalkanı ve Ankara’nın yaklaşımındaydı. Bu defa yazar, seçimlerden çıkacak yasama aritmetiğini ABD’nin Ankara’ya ilişkin askerî kararlarının olası sınırlayıcısı olarak inceliyor.

İtalyan Limes dergisinin Ege öngörüsünü ele alan ayrı haber Türkiye-İsrail rekabetinin uzun vadeli coğrafi boyutuna odaklanmıştı. İsrail anlaşması sonrasındaki Atina hazırlıklarını aktaran dosya ise savunma anlaşmasının Ege’ye yansımalarını inceliyordu. Kyriakidis’in 19 Ekim yazısındaki yeni unsur, bu iki güvenlik başlığını Washington’da oluşabilecek üç siyasi tablo ve İsrail seçimleriyle aynı zincirde okuması.

Yazarın Atina’ya tavsiyesi, tek bir Amerikan partisinin kazanmasını beklemek yerine, her hükümetle çalışabilecek kurumsal bir dış politika zemini kurmak. Türkiye açısından doğrulanabilen pratik sonuç daha dar: Altı F-35 üzerindeki görüşmeler sürüyor ve S-400’lere ilişkin ABD hukukî engelinin kaldırıldığı açıklanmış değil. Türkiye F-35 dosyası için seçim sonrası oluşabilecek yeni siyasi şartlar henüz bir teslim kararı değil.

Kaynaklar

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Limes’in ‘karanlık’ Ege öngörüsü: Türkiye ve İsrail karşı karşıya gelecek

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.