The Guardian: Gazze savaşı Orta Doğu’yu aştı, Türkiye de yeni güvenlik denkleminde
Gazze savaşı için The Guardian’da yayımlanan Steve Bloomfield değerlendirmesi, Türkiye–Pakistan–Suudi Arabistan savunma anlaşmasını bölgesel çatışmaların genişlemesiyle ilişkilendirdi.

Gazze savaşı üçüncü yılını geride bırakırken İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir değerlendirme, çatışmaların Yemen ile Lübnan başta olmak üzere bölgeye uzanan sonuçlarını mercek altına aldı. Eski Observer uluslararası haberler editörü Steve Bloomfield’ın 10 Ekim 2026 tarihli yazısı, Gazze’deki yıkımın yanı sıra bölgesel ittifakların nasıl değiştiğini ele alıyor. Bloomfield, Türkiye ile Pakistan’ın Suudi Arabistan’la savunma anlaşmasını bu zincirin son gelişmelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Bloomfield’a göre 7 Ekim 2023’te başlayan savaş yalnız Gazze ve İsrail’deki güvenlik düzenini etkilemedi. Yazar, İsrail’in Suriye ve Lübnan’daki askerî faaliyetleriyle Körfez’deki güvenlik risklerini aynı bölgesel tablonun ayrı parçaları olarak görüyor. Yazı, çatışmaların coğrafi yayılmasına özellikle ağırlık veriyor. Gazze’deki ağır can kaybına ilişkin sayılarla yıkımın uydu görüntülerine de başvuruyor.
Gazze savaşı Türkiye ve Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden nasıl ele alındı?
Gazze savaşı hakkında hazırlanan değerlendirmede Türkiye’nin adı, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husi saldırılarına karşı müttefiklerinden destek aradığı bölümde geçiyor. Bloomfield, Riyad’ın Türkiye ve Pakistan ile kurduğu savunma mekanizmasını, İran ve Yemen merkezli gerilimin diğer ülkelerin güvenlik kararlarına etkisine örnek gösteriyor. Türkiye ile Pakistan ve Suudi Arabistan’ın 5 Ekim’de yayımladığı ortak bildiride taraflar, saldırıları değerlendirmek üzere stratejik siyasi ve savunma komitesinin toplandığını ve ortak savunmaya yönelik adımları görüştüklerini duyurmuştu.
Türkiye’nin açıklanmış tutumu daha somut bir sınır çiziyor. Reuters’ın 8 Ekim’de aktardığı Hakan Fidan açıklamasına göre Ankara, Suudi Arabistan’a savunma desteğini değerlendirirken saldırı amaçlı bir askerî operasyona katılmayı planlamıyor. Fidan’ın sözleri, Bloomfield’ın yorum yazısında ele aldığı bölgesel genişleme eğiliminin yanında Türkiye’nin resmî olarak açıkladığı pozisyonu ortaya koyuyor. Bu iki metin farklı işlev görüyor: The Guardian bir siyasi değerlendirme yayımlıyor; Reuters ise bakanın açıklamasını haberleştiriyor.
Transit Haber’in Fidan’ın Mekke Anlaşması açıklamasını işlediği haberde savunma desteğinin niteliği ve saldırı operasyonlarına ilişkin tutum ayrıntılı olarak aktarılmıştı. Bu nedenle 10 Ekim’deki The Guardian yazısının yeni yönü, askerî yardım kararından ziyade anlaşmanın daha geniş bir çatışma coğrafyası içinde yorumlanması. Bloomfield, Riyad’ın güvenlik endişelerini İran savaşı ve Kızıldeniz çevresindeki gerilimle bağlantılı görüyor.
The Guardian yazarı Batılı hükümetler hakkında ne söylüyor?
Gazze savaşı hakkındaki Bloomfield yazısının ikinci büyük başlığı Batılı ülkelerin uluslararası hukuk konusundaki tutumu. Yazar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında uluslararası hukuka başvuran Batılı liderlerin, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine gösterdikleri yaklaşımı eleştiriyor. Bu eleştiri, gazetede yayımlanmış bir görüş yazısının siyasi değerlendirmesi. Gazeteci, ABD yönetimlerinin İsrail’e askerî desteği ve bazı Birleşmiş Milletler kararlarına yönelik tutumlarını örnek gösteriyor.
ABD’nin geçmiş dönem politikalarına da yer veren Bloomfield, Ronald Reagan ve başka Cumhuriyetçi yönetimlerin bazı İsrail askerî adımlarına karşı silah satışları konusunda kısıtlayıcı kararlar aldığını hatırlatıyor. Joe Biden dönemini ise İsrail’e desteğin sürdüğü ve uluslararası hukuk kurumlarıyla anlaşmazlıkların yaşandığı bir dönem olarak değerlendiriyor. Yazıda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Gazze’de ateşkes çağrıları da ele alınıyor.
Suriye, Lübnan ve Yemen aynı yazıda neden yer alıyor?
The Guardian’daki değerlendirmeye göre Gazze’nin dışında devam eden askerî operasyonlar, savaşın başladığı tarihten sonraki bölgesel gelişmelerin anlaşılmasında önemli bir yer tutuyor. Bloomfield, Suriye’de İsrail askerinin bulunduğu bölgeleri, Lübnan’ın güneyindeki çatışmaları ve İran ile Körfez ülkeleri arasındaki güvenlik gerilimini ayrı örnekler halinde sıralıyor. Her ülkedeki gelişmeleri kendi aktörlerine bağlayarak, bunların ortak diplomatik gündeme nasıl yansıdığını yorumluyor.
Suriye dosyasında Türkiye’nin rolü, Şam’la yürüttüğü diplomasi ve güvenlik temasları üzerinden takip ediliyor. Transit Haber’de daha önce yayımlanan İsrail basını incelemesinde, Türkiye–Suriye ilişkilerinin askerî alan dışındaki ekonomik ve kurumsal boyutları da yer almıştı. Bloomfield’ın değerlendirmesi ise bu ilişkinin teknik ayrıntılarından çok, İsrail’in askerî faaliyetlerinin ortaya çıkardığı bölgesel gerilim üzerinde duruyor.
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve üçlü savunma anlaşması hakkındaki önceki haber, Yemen kaynaklı tehditler karşısında Ankara ile İslamabad’ın açıklanan rollerini aktarıyor. Bloomfield’ın yazısında Husi saldırıları, Riyad’ın iç güvenliği kadar Kızıldeniz ve çevresindeki ülkelerin ekonomik ilişkileri bakımından da değerlendiriliyor. Sudan ve Etiyopya çatışmalarına yapılan göndermeler, yazarın savaşın etkisini Orta Doğu sınırlarının dışına taşıyan yaklaşımının parçası.
Yazarın üç yıl sonrası için ortaya koyduğu görüş
Gazze savaşı bağlamında Bloomfield, uzun süre devam eden çatışmalarda uluslararası hukuk ihlallerine karşı etkili hesap verme mekanizmalarının işletilmemesinin yeni ihlalleri teşvik ettiğini savunuyor. Gazze’deki savaşın yapay zekâ destekli askerî hedefleme yöntemleri ve savaş alanlarından yayılan görüntüler aracılığıyla başka ülkelerde de tartışmaları etkilediğini yazıyor. Savaşın siyasi sonuçlarının ABD ve Birleşik Krallık’taki kamuoyu eğilimlerinde görüldüğünü belirterek Batılı hükümetlerin politikalarının değişebileceğini değerlendiriyor.
Yazının Türkiye bakımından doğrudan ele aldığı olay, Suudi Arabistan ve Pakistan ile oluşturulan savunma düzeni. Bunun kapsamı ve uygulaması konusunda resmî beyanlar 5 ve 8 Ekim tarihli kaynaklarda bulunuyor. Bloomfield ise bu düzeni Gazze ve çevresindeki birbirine eklenen krizleri açıklamak için kullanıyor. Yazar, üçlü savunma düzenini uluslararası güvenlik sisteminin değişimine ilişkin kendi değerlendirmesinin içinde ele alıyor.
Kaynaklar
- Steve Bloomfield, The Guardian, 10 Ekim 2026
- Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 5 Ekim ortak bildiri
- Reuters, 8 Ekim Hakan Fidan açıklaması
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
İrlanda’da geçici Stamp 2 izni 30 Eylül’de bitti: Öğrencilere yeni kayıt şartıHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…