Mekke İttifakı’ndan sonra 14 ülkeli deniz koalisyonu geliyor
Kızıldeniz deniz savunma koalisyonu kurumsal olarak faaliyete geçiyor. Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği yapıda Türkiye ve Pakistan da var; komutan atandı, ortak istihbarat, tatbikat ve deniz operasyonları planlanıyor.

- 14 ülke hangileri ve sayı neden değişiyor?
- Türkiye bu yapının neresinde?
- Mekke Anlaşması ile Kızıldeniz koalisyonu arasındaki fark ne?
- Koalisyon denizde tam olarak ne yapacak?
- Bu yapı Husilere karşı saldırı koalisyonu mu?
- Kızıldeniz neden bir anda daha kritik hale geldi?
- Kızıldeniz’de zaten başka deniz güçleri varken yenisine neden ihtiyaç duyuldu?
- Avrupa ülkeleri ile BAE ve Umman neden ilk grupta yok?
- Türkiye açısından fırsat ve risk nerede?
- Şimdi hangi ayrıntılar izlenecek?
Riyad’ın Mekke Anlaşması’yla Türkiye ve Pakistan’la kurduğu karşılıklı savunma hattının yanında ikinci bir askerî yapı daha devreye giriyor. 14 Ağustos’ta yayımlanan son bilgilere göre Kızıldeniz deniz savunma koalisyonu, Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde seyir serbestisini korumak amacıyla kurumsal ve operasyonel faaliyete geçiş aşamasına geldi.
İlk yapı üç ülke arasında karşılıklı savunma taahhüdü getiriyor. Yeni koalisyon ise çok daha kalabalık, deniz yollarına odaklı ve açık üyelik sistemiyle kuruluyor. Türkiye ile Pakistan iki yapıda da yer alırken Mısır, Mekke Anlaşması’na henüz katılmadığı halde Kızıldeniz koalisyonunun ilk ülkeleri arasında bulunuyor. Bu fark, Riyad’ın aynı güvenlik krizine iki ayrı araçla cevap verdiğini ortaya koyuyor: biri genel caydırıcılık, diğeri belirli bir deniz koridorunun güvenliği.
14 ülke hangileri ve sayı neden değişiyor?
İlk ilan edilen grup Suudi Arabistan, Bahreyn, Bangladeş, Komorlar, Cibuti, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Pakistan, Katar, Somali, Sudan, Türkiye ve Yemen 30 Temmuz’da koalisyonun kuruluşunu ilan eden ilk grup olarak açıklandı. Suudi Savunma Bakanlığının açıklamasını aktaran Al Jazeera bu 14 ülkeyi tek tek sıralıyor.
13 Ağustos’taki üçüncü toplantının ardından ise üyelik sürecinin hareketli olduğu görüldü. Bakanlık, ortak bildirgeyi imzalayan ülke sayısının 15’e ulaştığını, bunlardan 13’ünün ulusal prosedürlerini tamamlayıp koalisyon tüzüğünü imzalayarak resmî katılımını ilan ettiğini duyurdu. “14 ülke” ifadesi kuruluş grubunu tanımlıyor; güncel hukuki üyelik sayısı ise ulusal onaylar tamamlandıkça değişiyor. Haberde iki rakamı aynı şeymiş gibi kullanmamak gerekiyor.
Türkiye bu yapının neresinde?
Ankara sadece siyasi destek açıklamadı; hazırlık toplantılarına doğrudan katıldı. Milli Savunma Bakanlığının 13 Ağustos açıklamasına göre Suudi Arabistan’ın davetiyle 28 Temmuz’da Riyad’da teknik düzeyde, 30 Temmuz’da genelkurmay başkanları seviyesinde toplantı yapıldı. 12-13 Ağustos’taki Cidde toplantısına da Türkiye katıldı.
Hakan Fidan 8 Ağustos’ta bu girişimin Suudi Arabistan’ın Husilerle yaşadığı ikili soruna “gelin bize yardım edin” çağrısı şeklinde sunulmadığını özellikle söyledi. Fidan’ın anlatımına göre konu, Babülmendep’in emniyeti ve dünya ticaret güvenliği üzerinden ele alındı. Bu ifade Türkiye’nin katılımını Suudi-Yemen çatışmasına otomatik taraf olma taahhüdünden ayırıyor.
Mekke Anlaşması ile Kızıldeniz koalisyonu arasındaki fark ne?
Mekke Anlaşması’nın merkezinde kolektif savunma var: üç imzacıdan birine silahlı saldırı yapılması diğerlerine de yapılmış sayılıyor. Kızıldeniz koalisyonunun ilan edilen görevi ise bir üyeye saldırı olduğunda bütün ülkeleri savaşa sokmak değil; deniz güvenliği, seyir serbestisi, ticaret ve enerji rotalarının korunması.
İki yapının üye haritası da bu yüzden farklı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan her iki yapıda da bulunuyor. Mısır ise Mekke Anlaşması’nda henüz imzacı değil fakat deniz koalisyonunda ilk grubun içinde. Aynı şekilde Bangladeş, Cibuti, Somali veya Sudan’ın katılımı, yeni mekanizmanın sadece Körfez ve Orta Doğu güçlerinden oluşmadığını; Kızıldeniz ile Aden Körfezi çevresindeki devletleri de kapsamak istediğini ortaya koyuyor.
Koalisyon denizde tam olarak ne yapacak?
Bakanlığın açıklamasına göre üyeler bilgi ve istihbarat paylaşacak, operasyonel planlama geliştirecek, ortak deniz tatbikatları yapacak, askerî kapasite oluşturacak ve müşterek deniz operasyonları yürütebilecek. Ayrıca Tuğamiral Abdullah bin Salem Al-Shehri koalisyon komutanı olarak atandı. Görevi üye ülkeler arasındaki müşterek deniz savunmasını koordine etmek ve diğer deniz güvenliği koalisyonlarıyla bağlantıyı yürütmek.
Reuters’ın 30 Temmuz haberine göre ilk büyük toplantıya 43 ülke ve Avrupa Birliği temsilcileri katıldı. Riyad, kurucu ve lider ülke olacak ve koalisyonun merkezini Suudi Arabistan’da barındıracak. Riyad’ın hedefi geçici bir temas grubundan daha kurumsal bir yapıya geçmek.
Bu yapı Husilere karşı saldırı koalisyonu mu?
Şu anda kamuya açıklanan görev tanımı bunu söylemeye izin vermiyor. Deniz güvenliği, ticari gemilerin korunması, istihbarat, tatbikat ve müşterek operasyon başlıkları var; Husilere karşı saldırı harekâtı için yayımlanmış otomatik bir yetki yok. Al Jazeera’ya konuşan International Crisis Group Yemen uzmanı Ahmed Nagi de yapıyı mevcut haliyle büyük ölçüde savunma amaçlı bir koalisyon olarak tanımlıyor.
Fakat tehdit kaynağı tartışmanın dışında değil. Husiler 20 Temmuz’da Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası ilan etti ve ardından Suudi bağlantılı gemiler ile petrol tesislerine yönelik saldırılar gündeme geldi. Reuters’ın 12 Ağustos analizinde Riyad’ın yeni deniz koalisyonunu bu saldırılar karşısında caydırıcılığı artırma aracı olarak gördüğü aktarılıyor.
Kızıldeniz neden bir anda daha kritik hale geldi?
Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dar geçit. Hürmüz’deki savaş kaynaklı aksama büyüdükçe Suudi Arabistan için Kızıldeniz çıkışı daha da kritik hale geldi. Reuters’ın enerji taşımacılığı incelemesi, Yanbu’dan çıkan bazı Suudi tankerlerinin saldırı riskini azaltmak için AIS takip cihazlarını kapatarak “karanlık” seyir yaptığını ve ihracat rotalarının değiştiğini ortaya koydu.
Sorun sadece Suudi petrolünü ilgilendirmiyor. Babülmendep-Süveyş hattındaki risk, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner, enerji ve hammadde taşımacılığını etkiliyor. Gemilerin Ümit Burnu’na yönelmesi süreyi ve maliyeti artırıyor. Bu yüzden Riyad koalisyonu uluslararası ticaret güvenliği çerçevesinde sunmaya çalışıyor.
Kızıldeniz’de zaten başka deniz güçleri varken yenisine neden ihtiyaç duyuldu?
Bölgede sıfırdan bir güvenlik boşluğu yok. ABD öncülüğündeki Operation Prosperity Guardian, Combined Maritime Forces çatısı altında 2023’ten beri güney Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde faaliyet yürütüyor. ABD Savunma Bakanlığı bu yapıyı ticari deniz trafiğini korumaya dönük çok uluslu güvenlik operasyonu olarak tanımlıyor.
Avrupa Birliği’nin EUNAVFOR ASPIDES görevi de ayrı bir hat. AB Konseyi şubat ayında ASPIDES’in görevini Şubat 2027’ye kadar uzattı. Operasyon ticari gemileri koruyor, deniz durumsal farkındalığı sağlıyor ve saldırılara karşı savunma icra ediyor.
Yeni yapının belirgin farkı bölgesel sahiplik. Komuta ve merkez Riyad’da, üyelerin büyük bölümü Kızıldeniz, Aden Körfezi veya yakın çevresinden. Ayrıca Türkiye ve Pakistan gibi bölge dışından askerî kapasite taşıyan ülkeler de katılıyor. Başarılı olup olmayacağı ise mevcut görevlerle bilgi paylaşımını ve görev bölüşümünü ne kadar iyi kuracağına bağlı.
Avrupa ülkeleri ile BAE ve Umman neden ilk grupta yok?
Reuters 30 Temmuz’da altı Körfez ülkesinden Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk destek bildirgesinde bulunmadığını yazdı. 12 Ağustos tarihli başka bir Reuters haberinde de Avrupa ülkelerinin, katılımın Yemen savaşına ne ölçüde angajman yaratabileceğini değerlendirerek karar vermeye çalıştığı belirtildi. Bu çekinceler koalisyonun deniz güvenliği misyonu ile Yemen’deki olası askerî tırmanış arasındaki çizginin üyeler için kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye açısından fırsat ve risk nerede?
Türkiye açısından ilk somut çıkar deniz ticaretinin güvenliği. Kızıldeniz-Süveyş hattındaki uzun süreli kesintiler Türk limanlarına gelen ve Türkiye’den çıkan yüklerin taşıma süresini ve navlun maliyetini etkileyebilir. Türk Deniz Kuvvetlerinin farklı ülkelerle istihbarat, durumsal farkındalık ve müşterek planlama yürütmesi de deniz aşırı operasyon tecrübesini artırabilir. Bu bölüm, açıklanan görevlerden yapılan editoryal çıkarımdır; Türkiye’nin hangi gemi veya kuvveti tahsis edeceği henüz açıklanmadı.
Risk ise görev tanımının zamanla genişlemesi. Deniz ticaretini korumak ile Yemen’de doğrudan çatışmaya girmek aynı şey değil. Ankara’nın şimdiye kadarki açıklaması ilk çizgiyi öne çıkarıyor. Üyelerin angajman kuralları, hangi saldırıda nasıl karşılık verileceği ve bir ülkenin muharip göreve katılmadan sadece istihbarat veya lojistik katkı sağlayıp sağlayamayacağı henüz kamuya açık değil.
Şimdi hangi ayrıntılar izlenecek?
Koalisyonun gerçek ağırlığını dört gelişme belirleyecek: hangi ülkelerin ulusal prosedürlerini tamamlayıp tüzüğü imzaladığı, Türkiye dahil üyelerin hangi gemi ve personeli tahsis ettiği, angajman kurallarının nasıl yazıldığı ve mevcut ABD/AB deniz görevleriyle komuta-koordinasyon ilişkisinin nasıl kurulacağı. Mekke Anlaşması’nda olduğu gibi imza ile sahadaki kapasite aynı gün oluşmuyor.
Ancak bu kez somut kurumsal adımlar daha hızlı geldi. Komutan atanmış, Cidde’de üçüncü planlama toplantısı yapılmış ve ortak deniz operasyonuna kadar uzanan görev başlıkları açıklanmış durumda. Suudi Arabistan böylece Mekke’de üç ülkeyle genel caydırıcılık şemsiyesi kurarken Kızıldeniz’de daha geniş ve daha görev odaklı ikinci bir güvenlik ağı örüyor.
Kaynaklar
- Al Jazeera — Saudi Arabia announces start of Red Sea defence alliance: Will it work?
- Al Jazeera — Saudi Arabia names commander for maritime defence coalition
- Anadolu Ajansı / MSB — MSB: Kızıldeniz İttifakı için Türkiye Cidde toplantısına katıldı
- Anadolu Ajansı — Hakan Fidan: Babülmendep güvenliği dünya ticaret güvenliği meselesi
- Reuters — Saudi Arabia unveils plans for multinational maritime defence coalition
- Reuters — Saudi Arabia bets on defensive alliances to deter slide into war
- Reuters — Saudi Red Sea oil exports go dark as Houthi attack threat grows
- U.S. Department of Defense — How Operation Prosperity Guardian works
- Council of the European Union — Council extends Operation ASPIDES to safeguard freedom of navigation
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.