Türkiye–Libya anlaşmasına karşı Rubio’ya dört talep, BM’ye itiraz: Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi 3 koldan saldırıyor
Türkiye-Libya deniz anlaşması için Yunan lobisi ABD’ye dört talep iletti; BM’de iki ayrı girişim yapıldı. Mısır 24 Ekim’de itirazını yineledi, Atina 12 mil seçeneğini değerlendirdi.

- Türkiye-Libya deniz anlaşması için Rubio’dan istenen dört adım
- Chevron, ExxonMobil ve Suda Körfezi neden mektupta?
- Birleşmiş Milletlerde Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi girişimleri
- Mısır 24 Ekim’de anlaşmaya ilişkin ne açıkladı?
- Türkiye-Libya deniz anlaşması sonrası Atina ve Kahire görüşmeleri
- Girit’in güneyinde 12 mil tartışmasına Atina’dan yanıt
Türkiye-Libya deniz anlaşması, Libya Temsilciler Meclisinin 20 Ekim 2026 tarihli onayının ardından Washington, Birleşmiş Milletler ve Kahire’de art arda diplomatik girişimlere konu oldu. Yunan-Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya hitaben yayımladığı mektupta Washington’dan dört somut adım istedi. Mektubun tam metnini aktaran Greek Reporter’ın 24 Ekim tarihli yayınında talepler; üçüncü ülkelerin hakları, Yunan adalarının deniz yetki alanları, Amerikan enerji şirketlerinin arama faaliyetleri ve Avrupa Birliği ile ortak tutum başlıklarında sıralandı.
Libya’nın doğusundaki Meclisin aldığı karar, 2019’da Ankara ile Trablus merkezli hükümet arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını kendi siyasi kurumları açısından kabul etmesiyle sonuçlandı. Libya resmî haber ajansı LANA’nın 20 Ekim duyurusuna göre aynı oturumda 2020 yılında anlaşmaya karşı alınmış kararlar da kaldırıldı. Transit Haber’in Libya Meclisinin onay kararını aktardığı önceki haberde 20 Ekim onayıyla ilk diplomatik tepkiler ayrıntılandırılmıştı.
Türkiye-Libya deniz anlaşması için Rubio’dan istenen dört adım
HALC, ABD Dışişleri Bakanlığının 22 Ekim’de yaptığı açıklamayı mektubuna gerekçe gösterdi. Kathimerini’ye konuşan Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının iyi niyetli müzakerelerle çözülmesini istedi; Yunanistan ve Türkiye’nin NATO müttefiki olduğunu anımsatarak doğrudan diyalog çağrısı yaptı. HALC ise Washington’ın 2019’da mutabakatı eleştiren yaklaşımına dönmesini savundu.
Mektuptaki ilk talep, ABD’nin iki ülke arasındaki mutabakatın Yunanistan gibi üçüncü devletlere hak veya yükümlülük doğuramayacağını açıkça söylemesi. İkinci talepte Yunan adalarından kaynaklanan deniz yetki alanı iddialarının Washington tarafından desteklenmesi isteniyor. Üçüncüsü, Amerikan şirketlerinin yürüttüğü deniz araştırmalarına Türk veya Libyalı makamların ileri sürdüğü sınır iddiaları nedeniyle müdahale edilmemesi yönünde açıklama yapılması. Dördüncüsü ise AB ve bölgedeki ortaklarla müşterek diplomatik tutum kurulması. Cyprus Mail’in 24 Ekim tarihli bağımsız haberinde örgütün bu istekleri Rubio’ya yönelik açık bir kampanya aracılığıyla duyurduğu aktarılıyor.
Chevron, ExxonMobil ve Suda Körfezi neden mektupta?
HALC, Türkiye-Libya deniz anlaşması hakkındaki taleplerini Amerikan şirketlerinin Girit çevresindeki enerji yatırımlarıyla ilişkilendiriyor. Örgütün Rubio’ya hitaben yayımladığı mektupta Chevron’un Yunanistan açıklarında Şubat 2026’da imzaladığı dört arama sahası sözleşmesine ve şirketin yüzde 70 payına atıf yapılıyor. Güney Girit 1 ve Güney Girit 2 blokları bunlar arasında. Mektup, ExxonMobil’in Girit’in batısı ve güneybatısındaki iki blokta operatör olduğunu ve 2022’den beri sismik araştırmalar yaptığını aktarıyor.
ABD ve NATO’nun Girit’teki Suda Körfezi askerî tesisini gündeme getiren HALC, deniz sınırı ihtilafının bölgesel güvenlik ve askerî faaliyetler üzerinde risk oluşturabileceğini savunuyor. Örgüt, Amerikan enerji projelerinin kapsamı ile deniz yetki alanları konusunda ileri sürülen talepleri birlikte değerlendirerek daha açık bir Washington açıklaması istiyor. Bunlar, bir Yunan-Amerikan savunuculuk kuruluşunun ABD yönetimine ilettiği gerekçeler ve talepler olarak kamuoyuna açıklandı.
Birleşmiş Milletlerde Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi girişimleri
Atina, konuyu 21 Ekim’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kapalı istişarelerine taşıdı. Yunanistan’ın BM Daimî Temsilcisi Aglaia Balta, Libya Meclisinin kararının Doğu Akdeniz’in güvenliği ve istikrarı bakımından sonuçları olabileceğini anlattı. Kathimerini’nin diplomatik kaynaklara dayandırdığı haber görüşmenin Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in talimatıyla yapıldığını bildiriyor. BM Güvenlik Konseyindeki Yunan girişiminin ayrıntıları daha önce ayrı bir Transit Haber yazısında yer aldı.
Kıbrıs Rum Kesimi yönetimi ise 23 Ekim’de BM Genel Sekreteri António Guterres’e hitaben bir mektup gönderdi. BM Daimî Temsilcisi Maria Michael imzalı yazıda Libya’nın doğusundaki Meclisin kararı eleştirildi; Türkiye ile Libya’nın sınırlandırma iddiasının Yunan adalarının deniz yetkileriyle bağdaşmadığı görüşü savunuldu. 24 Ekim’de yayımlanan diplomatik haber mektupta üçüncü devletlerin egemenlik hakları ve deniz hukuku itirazlarının ayrıntılandırıldığını aktarıyor. Atina’nın 21 Ekim’deki işlemi Güvenlik Konseyine bilgilendirme, Kıbrıs Rum Kesimi’ninki ise Genel Sekretere yazılı başvuru niteliği taşıyor.
Mısır 24 Ekim’de anlaşmaya ilişkin ne açıkladı?
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nader Zaki, 24 Ekim’de devlet haber ajansı MENA’ya yaptığı açıklamada Kahire’nin Türkiye-Libya deniz anlaşması hakkındaki itirazını yineledi. MENA’nın doğrudan aktardığı açıklamaya göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bir gün önce İstanbul’da Hakan Fidan ile görüşürken 2019 mutabakatını hukuken geçersiz saydığını söyledi. Zaki, anlaşmanın Libya Meclisi tarafından onaylanmasının Mısır bakımından hukuki sonuç doğurmayacağını savundu.
Abdülati, 23 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen toplantıların kenarında Fidan ile görüşerek Libya’nın siyasi birliği ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusunu ele aldı. Mısır Devlet Enformasyon Servisinin 21 Ekim tarihli açıklaması da Kahire’nin mutabakata karşı tutumunu ve Mısır’ın deniz yetki alanlarına ilişkin gerekçelerini içeriyordu. Kahire’nin 24 Ekim mesajı, aynı itirazın Türkiye ile yapılan yüz yüze temasın ardından kamuoyuna yeniden açıklanması oldu.
Türkiye-Libya deniz anlaşması sonrası Atina ve Kahire görüşmeleri
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yerapetritis, Mısır’la 2020’de imzalanan kısmi münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasının doğuya doğru genişletilmesi üzerinde görüşüldüğünü açıkladı. Reuters’ın 22 Ekim tarihli haberine göre iki ülkenin bakanları, Libya Meclisinin onayından sonra yaptıkları temasta görüşmelerin sürdürülmesi konusunda anlaştı. Olası genişletme, mevcut sınırlandırmanın Rodos çevresindeki 28. meridyenin doğusuna taşınması tartışmasıyla bağlantılı.
Atina ile Kahire’nin 2020 anlaşması deniz yetki alanlarının yalnız bir bölümünü sınırlandırmıştı. İki dışişleri bakanının Libya ve deniz hukuku gündemini görüştüğü 15 Ekim temasları da Transit Haber’de daha önce yer buldu. Yunan ve Mısırlı yetkililerin 22 Ekim görüşmesi, mevcut kısmi anlaşmanın ileride genişletilmesi ihtimalini yeniden ele aldı. Kathimerini’nin 23 Ekim değerlendirmesi iki başkentin bu başlıkta ilke düzeyinde görüşmeye hazırlandığını bildiriyor.
Girit’in güneyinde 12 mil tartışmasına Atina’dan yanıt
Girit’in güney ve batısında Yunan karasularının 12 deniz miline genişletilmesi seçeneği, 21 Ekim’de Yunanistan Dışişleri Bakanı ile yapılan radyo söyleşisinde açıkça soruldu. Yunanistan Dışişleri Bakanlığının yayımladığı tam söyleşide Yerapetritis, ülkesinin karasularını genişletme hakkını uygun gördüğü zamanda kullanacağını söyledi. Bu adım için bir yürürlük tarihi veya kararname açıklamadı. Söyleşinin aynı bölümünde Mısır’la mevcut deniz sınırı anlaşmasının genişletilmesinin ileride görüşüleceğini de açıkladı.
Libya Meclisinin 20 Ekim kararı üzerine Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliğinin 21 Ekim açıklaması mutabakatın üçüncü devletlerin haklarını ihlal ettiği görüşünü yineledi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise 20 Ekim tarihli 202 sayılı açıklamasında Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladı; 2019 mutabakatının uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde iki ülkenin haklarını koruduğunu savundu. Bölgedeki itirazlar ve destek açıklamaları, devletlerin kendi resmî tutumlarına dayanıyor.
Kaynaklar
- HALC – Hellenic American Leadership Council — ABD Dışişleri Bakanı Rubio’ya açık mektup, 24 Ekim 2026
- Greek Reporter — HALC mektubunun tam metni ve dört talep, 24 Ekim 2026
- Cyprus Mail — HALC’nin Rubio’ya çağrısı, 24 Ekim 2026
- MENA – Mısır devlet haber ajansı — Mısır Dışişleri Sözcüsü Nader Zaki’nin 24 Ekim açıklaması
- Mısır Devlet Enformasyon Servisi — 21 Ekim 2026 Türkiye–Libya deniz anlaşması açıklaması
- Yunanistan Dışişleri Bakanlığı — Giorgos Gerapetritis’in 21 Ekim 2026 radyo söyleşisi
- Reuters — Yunanistan–Mısır deniz yetki alanı görüşmeleri, 22 Ekim 2026
- Kathimerini — ABD açıklaması, Yunan BM girişimi ve Kıbrıs Rum Kesimi mektubu, 21–24 Ekim 2026
- Kathimerini — Kıbrıs Rum Kesiminin BM Genel Sekreterine mektubu, 24 Ekim 2026
- Kathimerini — ABD Dışişleri Bakanlığının iyi niyetli görüşme çağrısı, 22 Ekim 2026
- Libya Haber Ajansı – LANA — Libya Temsilciler Meclisinin 20 Ekim deniz yetki alanları kararı
- Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı — No. 202 – Türkiye–Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı, 20 Ekim 2026
- Avrupa Birliği Konseyi — Türkiye–Libya mutabakatının onayı hakkında AB açıklaması, 21 Ekim 2026
- Kathimerini — Atina–Kahire anlaşmasının doğuya genişletilmesi değerlendirmesi, 23 Ekim 2026
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Yunanistan ve Mısır Libya için üçüncü kez görüştü: Deniz hukuku da masadaHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…