ABD’de göçmenleri üçüncü ülkeye habersiz gönderen uygulama mahkemeden döndü

ABD üçüncü ülkeye sınır dışı kararı kapsamında federal temyiz mahkemesi, hedef ülke bildirilmeden ve zulüm ya da işkence riskine itiraz fırsatı verilmeden yapılan gönderme işlemlerine dayanak oluşturan talimatları hukuka aykırı buldu.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

ABD’de bir federal temyiz mahkemesi, göçmenlerin kendi ülkeleri dışındaki başka bir ülkeye gönderilmeden önce nereye sınır dışı edileceklerini öğrenmeleri ve o ülkede zulüm ya da işkence görme riskine itiraz edebilmeleri gerektiğine hükmetti. Birinci Temyiz Mahkemesinin 18 Eylül 2026 tarihli D.V.D. v. Department of Homeland Security kararında, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) Mart ve Temmuz 2025 tarihli üçüncü ülkeye gönderme talimatları hukuka aykırı bulundu. Mahkeme, sınır dışı edilecek ülkenin seçim sırasına ilişkin alt mahkeme hükümlerinin bir bölümünü ise kaldırdı.

Üç hâkimli heyet, üçüncü ülkeye gönderilen kişilerin başka bir ülkede karşılaşabilecekleri tehlikeyi sınır dışı işlemi gerçekleşmeden önce dile getirmesine olanak tanınmasını gerekli gördü. Karar, hakkında kesinleşmiş uzaklaştırma kararı bulunan herkesin ABD’de kalacağına veya hiçbir kişinin üçüncü ülkeye gönderilemeyeceğine hükmetmiyor. İncelenen politika, bazı kişilerin daha önceki göçmenlik işlemlerinde adı geçmeyen ülkelere gönderilmesinden önce uygulanacak bildirim ve itiraz usulünü düzenliyordu.

Mahkeme hangi sınır dışı uygulamasını hukuka aykırı buldu?

DHS’nin 30 Mart 2025 tarihli talimatı, gidilecek ülkenin ABD’ye diplomatik güvence vermesi ve Dışişleri Bakanlığının bu güvenceyi inandırıcı bulması halinde, sınır dışı edilecek kişiye ayrıca bir koruma süreci işletmeden gönderme yapılmasına izin veriyordu. Güvence alınmayan ülkelerde ise kişi gönderme işlemi hakkında bilgilendiriliyor; zulüm veya işkence görme korkusunu kendiliğinden dile getirirse tarama süreci başlatılıyordu. Temmuz 2025 tarihli ek talimatta, diplomatik güvence bulunmayan bir ülkeye gönderme için bildirimden sonra genel olarak en az 24 saat beklenmesi öngörülmüştü.

Temyiz mahkemesi, ülkenin verdiği diplomatik güvencenin göçmenin olası tehlikeyi bildirme ve değerlendirme isteme imkânının yerini tutamayacağına karar verdi. Heyet, ABD mevzuatındaki zulüm nedeniyle geri göndermeme hükümleri ile İşkenceye Karşı Sözleşme çerçevesindeki koruma talepleri için etkili bildirim ve anlamlı itiraz fırsatı gerektiğini belirtti. Justia’da yayımlanan karar metni de dosyanın toplu dava kapsamında açıldığını kaydediyor.

Üçüncü ülkenin adı göçmene ne zaman bildirilecek?

Karara göre hakkında kesinleşmiş sınır dışı kararı bulunan ve önceki süreçte adı geçmeyen bir ülkeye gönderilmesi planlanan kişi, hedef ülkeyi öğrenebileceği etkili bir bildirim almalı. Bildirimin kişinin gönderileceği ülkeyi gerçekten belirtecek ve bir koruma başvurusu yapmasına fırsat tanıyacak biçimde verilmesi gerekiyor. Mahkeme, itiraz yolunun kişinin gönderileceği ülkede zulüm veya işkence görme korkusunu ileri sürebilmesine elverişli olması gerektiği sonucuna vardı.

Davanın kapsamına 18 Şubat 2025 ve sonrasında, kesinleşmiş uzaklaştırma kararında belirtilmeyen ve önceki işlemlerde yazılı olarak bildirilmeyen ülkelere gönderilmiş ya da gönderilmesi planlanan kişiler giriyor. Mevcut sınır dışı kararının varlığı tek başına, daha sonra seçilen ülkeye ilişkin risk iddialarının değerlendirilmesini ortadan kaldırmıyor. Heyet, somut bir itirazın hangi tür duruşmayla ele alınacağı konusunun önündeki davada tam olarak tartışılmadığını ve bu konuda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların ilk derece mahkemesine götürülebileceğini kaydetti.

Alt mahkemenin hangi hükümleri kaldırıldı?

Massachusetts Bölge Mahkemesi, 25 Şubat 2026’da göçmenlik idaresinin önce kişinin seçtiği ülkeye veya vatandaşlık bağı bulunan ülkelere gönderme seçeneğini değerlendirmesi gerektiğine de karar vermişti. Temyiz heyeti bu konudaki iki tespit hükmünü kaldırdı. Gerekçesi, davayı açan temsilci kişilerin ülke seçiminin yasal sıralamasına ilişkin şikâyeti ileri sürebilecek somut dava açma ehliyetini ortaya koyamamasıydı. Heyet, ülke sıralamasına ilişkin itirazın esasını karara bağlamadı.

Kararın diğer bölümleri onandı. Buna göre DHS’nin Mart ve Temmuz 2025 tarihli üçüncü ülke talimatlarının, etkili bildirim ve itiraz fırsatı tanımayan hükümleri bakımından idari usul hukukuna aykırılığına ilişkin alt mahkeme kararı korundu. Reuters’ın 18 Eylül tarihli haberinde de temyiz heyetinin kararın esaslı bölümünü onadığı, ancak ülke belirleme sırasına ilişkin kısmını kaldırdığı aktarıldı.

Üçüncü ülkeye sınır dışı işlemleri hemen durdu mu?

18 Eylül tarihli hüküm, İç Güvenlik Bakanlığının kullandığı talimatların hukuka aykırı bulunmasına ilişkin yargı kararını teyit ediyor. Yüksek Mahkemenin 2025 yılında önceki ihtiyati tedbire ilişkin verdiği yürütmeyi durdurma kararı ve dosyanın sonraki usul aşamaları nedeniyle, temyiz kararını bütün üçüncü ülke uçuşlarının anında ve süresiz durduğu biçiminde yorumlamak doğru olmaz. İdarenin her sevk işleminin mevcut yargı kararlarıyla ve olası sonraki mahkeme emirleriyle uyumu ayrıca belirlenir.

Karar tarihinde DHS’nin temyizde savunduğu yaklaşım, diplomatik güvenceler ve daraltılmış bildirim prosedürünün mevcut mevzuatla bağdaştığı yönündeydi. Temyiz heyeti ise yürürlükteki koruma kurallarında üçüncü ülkeye sınır dışı işlemleri için bu tür bir istisna bulunmadığına hükmetti. Davanın Yüksek Mahkemeye taşınıp taşınmayacağına ilişkin kesinleşmiş yeni bir sonuç, 18 Eylül tarihli temyiz kararının kendisinden çıkarılamaz.

Türk vatandaşları ve diğer göçmenler için kararın kapsamı

Dava, belirli bir vatandaşlık grubuna yönelik genel vize veya oturum düzenlemesi getirmiyor. Koruma, ABD’de hakkında kesinleşmiş uzaklaştırma kararı bulunan ve önceki sınır dışı işlemlerinde hedef olarak bildirilmeyen başka bir ülkeye gönderilmesi planlanan davacı sınıfındaki kişilerin işlem usulüyle ilgili. Bir Türk vatandaşının da aynı koşullarda ABD’de üçüncü ülkeye gönderilmesi gündeme gelirse hedef ülkenin önceden bildirilmesi ve o ülkeye ilişkin gerçek zulüm veya işkence korkusunu ifade edebilmesi kararda tartışılan güvenceler arasında bulunuyor.

ABD’nin daha önce Meksika vatandaşlarını Guatemala üzerinden gönderdiği uçuş rotasında yolcular transit bir ülkeden kendi ülkelerine aktarılıyordu. Yeni mahkeme kararındaki sınıf tanımı ise kişinin önceki işlemlerde belirlenmemiş veya yazılı olarak bildirilmemiş üçüncü ülkeye gönderilmesiyle ilgili. Her transit uçuşun otomatik olarak bu davadaki koşulları karşıladığı sonucuna varılamaz.

ABD’ye girişte iltica başvurusu için fiziksel giriş şartına ilişkin Yüksek Mahkeme kararı başka bir yargı dosyasıdır. Ayrıca Myanmar ve Güney Sudan vatandaşlarının geçici koruma statüsüyle ilgili davalar farklı hukuki statüler ve farklı başvuru sahipleri hakkındadır. 18 Eylül kararının konusu, nihai uzaklaştırma kararından sonra varış ülkesinin belirlenmesi ve o ülkeye gönderilmeden önce kişinin korunma talebinde bulunabilmesidir.

Kaynaklar

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Avustralya hasat için bekleyen vize dosyalarını öne aldı

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.