Sakis Mumtzis, Hakan Fidan’ın sözlerinden askerî sonuç çıkardı
Yunan gazeteci Sakis Mumtzis, Hakan Fidan’ın Ege adalarının askerîleştirilmesini Türkiye için tehdit olarak nitelemesini önceki antlaşma tartışmalarından daha ileri bir söylem olarak değerlendirdi ve bundan olası askerî sonuçlar çıkardı.

Kathimerini yazarı Sakis Mumtzis, 18 Eylül tarihli köşe yazısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ege adalarının askerîleştirilmesine ilişkin son sözlerini ele aldı. Mumtzis, Fidan’ın “adaların askerîleştirilmesi Türkiye için tehdit oluşturuyor” ifadesini, Ankara’nın geçmişte öne çıkardığı antlaşma ihlali tezinden daha ileri bir aşama olarak değerlendirdi.
Yunan yazar, “tehdit” kelimesinden hareketle Türkiye’nin ileride bu tehdidi etkisizleştirmeye yönelebileceğini savundu. Mumtzis’in yazısında bu görüş bir Yunan güvenlik değerlendirmesi olarak yer aldı; metinde Türkiye’den açıklanmış yeni bir askerî plan veya operasyon kararına ilişkin belge sunulmadı.
Fidan’ın sözleri hangi tartışmanın ardından geldi?
Türkiye’nin Ege adalarının gayriaskerî statüsüne ilişkin itirazı uzun süredir dış politika gündeminde bulunuyor. Son haftalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarının ardından konu yeniden Yunan basınının ana başlıklarından biri oldu. Tartışma, Yunanistan’ın İsrail’le savunma işbirliğini genişlettiği ve bazı hava savunma unsurlarının adalarda konuşlandırılmasının konuşulduğu döneme denk geldi.
Millî Savunma Bakanlığı da 17 Eylül’de Meis konusunda yaptığı açıklamada 1947 Paris Barış Antlaşması’nı hatırlattı. Bakanlık, Meis’te askerî unsur ve savaş gemisi bulundurulmasının adanın gayriaskerî statüsüyle bağdaşmadığını, Türkiye kıyılarına çok yakın adada bu statüye aykırı fiilî durum oluşturulmasını kabul etmediğini bildirdi. Açıklamada Ege ve Doğu Akdeniz’de iyi komşuluk ve diyalog vurgusu da yer aldı.
Mumtzis yazısında Rusya ve Türkiye’yi aynı başlıkta ele aldı
Mumtzis’in “Rusya-Türkiye ve iç cephe” başlıklı yazısı yalnız Ege anlaşmazlığına ayrılmadı. Yazar, Yunanistan’ın karşı karşıya bulunduğunu düşündüğü dış güvenlik risklerini iç siyasetteki dayanıklılık tartışmasıyla birlikte ele aldı. Türkiye’ye ilişkin bölümde Fidan’ın sözlerini caydırıcılık, savunma hazırlığı ve Yunanistan’ın askerî kapasitesi üzerinden değerlendirdi.
Yazının Türkiye bölümünde Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği antlaşma tezleri ile Mumtzis’in geleceğe ilişkin çıkarımları iç içe ilerliyor. Yazar, Türk tarafının “tehdit” sözcüğünü kullanmasını Yunanistan’ın savunma planlaması açısından daha sert bir işaret sayıyor ve Atina’nın caydırıcılığını güçlendirmesi gerektiğini savunuyor.
Meis dosyası aynı gün Kathimerini’nin haber sayfalarında da yer aldı
Kathimerini’nin aynı gün yayımladığı dış politika haberinde de Ankara’nın Meis’in statüsüne yönelik açıklamalarına geniş yer verildi. Haberde Türkiye’nin itirazlarının yeni olmadığı, zamanlamanın Yunanistan-İsrail savunma işbirliğinin güçlenmesiyle aynı döneme geldiği belirtildi. Gazete, Achilles Shield kapsamında alınacak sistemleri ve adalardaki savunma planlarını da aynı haberin arka planında sıraladı.
Transit Haber, 4 Eylül’de Mumtzis’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adalar açıklamalarını “yeni casus belli” tartışmasına taşıdığı önceki yazısını aktarmıştı. 18 Eylül’deki yeni yazıda ise odak Hakan Fidan’ın “tehdit” ifadesine kaydı. Mumtzis, bu kelimenin Yunan güvenlik planlamasında daha sert bir karşılık doğurması gerektiği görüşünü savundu.
Ege’de tarafların temel pozisyonları değişmedi
Ankara, gayriaskerî statüdeki adaların Lozan ve Paris antlaşmalarında belirlenen hükümlere uygun tutulmasını istiyor. Atina ise adaların savunulmasını Türkiye’den kaynaklanan güvenlik kaygılarıyla gerekçelendiriyor. 18 Eylül tarihli Mumtzis yazısı bu eski anlaşmazlığın üzerine, Fidan’ın kullandığı kelimelerden hareket eden yeni bir Yunan güvenlik yorumu ekledi.
Fidan’ın sözlerinin Yunan kamuoyunda bu kadar geniş yankı bulmasında son haftalardaki başka gelişmeler de etkili oldu. Yunanistan’ın İsrail’le hava savunma işbirliğini genişletmesi, Meis ve Rodos gibi adalarda askerî görünürlüğün artması ve deniz yetki alanları tartışmasının yeniden canlanması Atina basınında Türkiye başlığını öne çıkardı. Mumtzis’in yazısı da bu ortamda yayımlandı ve doğrudan askeri caydırıcılık kavramına yaslandı.
MSB’nin Meis açıklaması ise Türkiye’nin resmî çizgisini antlaşma yükümlülükleri üzerinden kurdu. Bakanlık, adanın Türkiye kıyılarına yakınlığını özellikle vurgularken Yunanistan’ı gayriaskerî statüyle bağdaşmayan faaliyetlerden kaçınmaya çağırdı. Aynı metinde iyi komşuluk ve diyalog mesajı da verildi. Mumtzis’in köşe yazısında ise bu açıklamaların ötesine geçen güvenlik senaryoları ve Yunanistan’ın hazırlık düzeyine ilişkin değerlendirmeler yer aldı.
Kathimerini’de aynı gün yayımlanan haber ile Mumtzis’in köşesi arasındaki ton farkı da belirgin. Haber sayfası Ankara’nın itirazlarını ve Yunanistan-İsrail savunma işbirliğinin zamanlamasını aktarırken, Mumtzis gelecekteki olası adımlara dair daha sert varsayımlar kuruyor. Böylece Yunan basınında aynı gelişme hem dış politika haberi hem de iç güvenlik ve caydırıcılık tartışması olarak iki ayrı kulvarda ilerliyor.
Kaynaklar
- Kathimerini — Sakis Mumtzis, “Rusya-Türkiye ve iç cephe”
- T.C. Millî Savunma Bakanlığı — 17 Eylül açıklaması
- Kathimerini — Meis ve Türkiye haberi
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.