Kıbrıs Rum Kesimi, ABD’nin kendilerini ortada bırakmasından korkuyor
Kıbrıs güvenliği üzerine Cyprus Mail’in 18 Ekim’de yayımladığı iki köşe yazısında Ioannis Tirkides, ABD’nin Orta Doğu’daki askerî varlığını azaltmasının Türkiye ve İsrail arasındaki dengeyi değiştireceğini savundu. Fahri Zihni ise Yunanistan’ın milyarlarca dolarlık savunma alımlarını ve deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını ele alarak müzakere ve ortak enerji geliştirme seçeneklerine işaret etti.

- Tirkides: ABD’nin bölgeden çekilmesi Türkiye’yi nasıl etkiler?
- Kıbrıs güvenliği için Tirkides’in 2035 senaryosu
- Fahri Zihni: Silahlanmanın hedefi ve maliyeti ne?
- Türkiye ve Yunanistan’ın deniz yetki alanı görüşleri nerede ayrışıyor?
- Malezya ve Tayland’ın ortak doğal gaz modeli ne söylüyor?
- İki yazarın önerileri nerede birleşiyor, nerede ayrılıyor?
Kıbrıs güvenliği, 18 Ekim 2026’da Cyprus Mail gazetesinde yayımlanan iki ayrı değerlendirmede Türkiye, İsrail, Yunanistan ve ABD arasındaki ilişkiler üzerinden tartışıldı. İktisatçı Ioannis Tirkides, Washington’ın bölgeden askerî olarak uzaklaşması halinde Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’yle stratejik uzlaşma aramak durumunda kalabileceğini ileri sürdü. Kıbrıslı Türk yazar Fahri Zihni ise silahlanma ve deniz yetki alanları konusunda hükümetlerin ulaşmak istedikleri siyasi sonuçları açıklamasını istedi.
Tirkides: ABD’nin bölgeden çekilmesi Türkiye’yi nasıl etkiler?
Cyprus Mail’de “ABD’nin geri çekilmesi ve Levant’ın yeniden şekillenmesi” başlıklı yazıyı kaleme alan Ioannis Tirkides, ABD’nin Soğuk Savaş sonrasında Orta Doğu’ya yönelik askerî müdahalelerini ve İsrail’le kurduğu stratejik ilişkiyi eleştirdi. Yazarın yaklaşımında, bir devletin mutlak askerî güvenlik arayışı komşularının tehdit algısını artırıyor; bunun sonucu da karşılıklı silahlanma ve yeni ittifaklar oluyor.
Tirkides, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde, Suriye’nin güneybatısında ve Filistin topraklarında yürüttüğü askerî siyaseti bu güvenlik ikilemi içinde değerlendirdi. İsrail’in tampon bölgeler ve askerî üstünlük yoluyla kalıcı güvenlik sağlamaya çalıştığını savunan yazar, böyle bir yaklaşımın silahlı grupların farklı biçimlerde örgütlenmesine ve uzun süreli çatışmaya yol açtığı görüşünü dile getirdi. Filistin meselesinin ekonomik normalleşme anlaşmalarıyla geri plana itilemeyeceğini de ileri sürdü.
Tirkides, “Büyük İsrail” diye nitelediği azami toprak hedeflerinin Filistinlilerin siyasi hakları ve bölgedeki nüfus dengesi nedeniyle sürdürülemeyeceğini öne sürdü. Abraham Anlaşmaları üzerinden İsrail ile Arap ülkeleri arasında ekonomik ilişkiler geliştirilmesinin Filistin sorununu ortadan kaldıracağı varsayımını da eleştirdi.
Yazar, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın bölgesel politikalarında İsrail’in gücünü dengelemeye dönük koordinasyonun arttığını savunuyor. ABD’nin askerî kaynaklarını bir yandan Doğu Avrupa’ya destek verirken diğer yandan Pasifik’te Çin’e karşı hazırlık için kullanmasının, Orta Doğu’ya sınırsız güvenlik desteği sağlamasını zorlaştırdığını değerlendiriyor. Uçak gemilerinin füze ve insansız hava aracı tehditleri nedeniyle daha uzak mesafelerde görev yapmasının ikmal yükünü artırdığını da yazıyor.
Kıbrıs güvenliği için Tirkides’in 2035 senaryosu
Tirkides’in Kıbrıs güvenliği için geliştirdiği 2035 öngörüsüne göre ABD, Levant bölgesindeki sürekli kara konuşlanmasını azaltarak denizden dengeleme yaklaşımına ağırlık verebilir. Böyle bir düzende Türkiye, İran, İsrail, Mısır ve Körfez ülkelerinin birbirlerinin askerî ve siyasi etkisini dengeleyeceğini düşünüyor.
Tirkides, dış destek azaldığında Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’ye karşı askerî denge kurma kapasitesini sınırlı görüyor. Rum yönetimine önerdiği yön, dış ittifaklardan güvenlik garantisi beklemek yerine coğrafi ve askerî koşulları dikkate alan bir uzlaşma arayışı. Kıbrıs güvenliği konusunda vardığı sonuç, Türkiye ile doğrudan stratejik uyum aramanın adayı bölgesel bir çatışmanın cephelerinden biri olmaktan uzak tutabileceği görüşüne dayanıyor.
Bu değerlendirme, Cyprus Mail’de aynı yazarın daha önce ele aldığı askerî yakınlaşma tartışmalarıyla da bağlantılı. Transit Haber’in Kıbrıs Rum Kesimi–İsrail işbirliğine ilişkin önceki haberinde, Rum basınında İsrail desteğinin sınırlarına ilişkin farklı değerlendirmeler ve üçlü güvenlik mekanizması aktarılmıştı.
Fahri Zihni: Silahlanmanın hedefi ve maliyeti ne?
Cyprus Mail’in aynı gün yayımladığı “Güvenlik anlaşmazlıklarında siyasi hedefler açık olmalı” başlıklı yazıda Fahri Zihni, hükümetlerin hangi askerî gücü edindiklerinden önce bu güçle neyi başarmak istediklerinin sorgulanması gerektiğini savundu. Yazısına ABD ve İsrail’in Şubat 2026’da İran’a saldırılarıyla başlayan çatışmayı örnek göstererek giriş yaptı; savaşın açıklanan hedefleri, uzunluğu ve ekonomik bedeli üzerinde durdu.
Zihni, Amerikan askerî harcamalarına ilişkin 3 Eylül itibarıyla 43,6 milyar dolarlık tahmini kullandı. Associated Press’in savaş maliyeti araştırmasında aktarılan bu tutarı, bölgedeki güvenlik kararlarının yalnız askerî sonuçlarla değerlendirilemeyeceğini göstermek için ele aldı. Lübnan’daki can kayıpları ve yerinden edilme ile enerji fiyatları üzerindeki etkileri de çatışmanın bedelinin parçaları olarak değerlendirdi.
Zihni’nin Doğu Akdeniz bölümünde ele aldığı somut örneklerden biri, Yunanistan’ın İsrail’le yaptığı 3 milyar avroluk hava savunma anlaşması. 31 Ağustos’ta imzalanan Achilles Shield anlaşması, farklı katmanlarda füze ve hava savunma sistemlerini içeriyor. Reuters’ın 8 Ekim haberine göre Atina ayrıca Amerikan silahları ve F-16 modernizasyonu için 4 milyar dolara kadar harcama üzerinde anlaştı.
Yazar bu alımları Türkiye’nin Yunan adalarının karşısındaki askerî varlığı ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin geliştirdiği savunma ortaklıklarıyla birlikte ele aldı. Kıbrıs güvenliği bakımından silahlanmanın caydırıcılık sağlama iddiasını tartışmaya açtı: Bir ülkenin güvenlik harcamasını artırmasının, karşı tarafın da hazırlıklarını artırdığı bir yarışa dönüşebileceği görüşünü savundu. Lefkoşa’daki 1 Ekim askerî geçit töreninde İsrail yapımı BARAK-MX sistemi sergilenmiş, Türkiye Millî Savunma Bakanlığı da Rum yönetiminin silahlanması hakkında açıklama yapmıştı.
Türkiye ve Yunanistan’ın deniz yetki alanı görüşleri nerede ayrışıyor?
Zihni, Türkiye’nin kıyılarına yakın küçük Yunan adalarının çok geniş deniz yetki alanı oluşturarak Anadolu kıyılarından kaynaklanan hakları sınırlamaması gerektiği görüşünü aktardı. Yunanistan’ın ise adaların kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge haklarını uluslararası hukuka dayandırdığını belirtti. Kıbrıs Rum Kesimi’nin deniz kaynaklarını geliştirme yaklaşımı ile Kıbrıslı Türklerin bu kaynaklarla ilgili karar ve gelir paylaşımına katılma talebini de aynı anlaşmazlıklar arasında saydı.
Zihni, Uluslararası Adalet Divanının 19 Kasım 2012 tarihli Nikaragua–Kolombiya kararına da gönderme yaptı. Mahkeme, Kolombiya’nın adalar üzerindeki egemenliğini değerlendirirken deniz sınırının çiziminde Nikaragua’nın uzun ana kara kıyısıyla karşısındaki ada kıyılarının etkisini de tarttı. Zihni bu kararı, kıyı uzunluğunun ve ada coğrafyasının sınır belirleme görüşmelerinde birlikte ele alınabileceğine örnek gösterdi.
Yazar, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin adalara ilişkin 121. maddesini, sınırlandırmaya ilişkin 74. ve 83. maddeleriyle birlikte ele aldı. BM’nin münhasır ekonomik bölgeye ilişkin 74. maddesi ile kıta sahanlığına ilişkin 83. maddesi, karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip devletlerin hakkaniyete uygun sonuca ulaşmak için anlaşmasını ve kesin sınır belirlenene dek geçici pratik düzenlemeler geliştirmesini öngörüyor.
Malezya ve Tayland’ın ortak doğal gaz modeli ne söylüyor?
Zihni’nin uzlaşma önerisindeki örnek, Malezya ile Tayland’ın Tayland Körfezi’nde çakışan kıta sahanlığı iddialarını ortak kaynak işletmesi yoluyla yönetmesi. Malezya–Tayland Ortak İdaresinin resmî tarihçesine göre iki hükümet 1979’da yaklaşık 7.250 kilometrekarelik alanın kaynaklarını birlikte aramayı ve işletmeyi kabul etti; ortak idare 1990’da kuruldu. Böylece sınır üzerindeki iddialar sürerken petrol ve doğal gaz faaliyetleri için ortak bir kurum oluşturuldu.
Zihni, Ege ve Doğu Akdeniz’deki tartışmalı deniz alanları için de görüşme, tahkim ve ortak geliştirme anlaşmalarını savunuyor. Kıbrıs güvenliği tartışmasında yaklaşımı, askerî caydırıcılığı büyütmek yerine tarafların ekonomik çıkarlarını ve halkların ödeyeceği maliyeti masaya koymak. Transit Haber’in Yunanistan–İsrail askerî ilişkilerine ilişkin dosyası, Ankara’nın bu savunma yakınlaşmasına yönelik açıklamalarını ve Atina’nın temaslarını aktarıyor.
İki yazarın önerileri nerede birleşiyor, nerede ayrılıyor?
Tirkides, ABD’nin bölgedeki askerî ağırlığının azalacağı bir gelecek öngörerek Rum yönetiminin Türkiye ile güç dengesi üzerinden uzlaşmasını öneriyor. Zihni ise bugünkü savunma harcamaları ve deniz yetki alanı iddiaları üzerinden müzakere zeminini genişletmek istiyor. Kıbrıs güvenliği hakkındaki iki yazının ortak noktası, Yunanistan–İsrail askerî yakınlaşmasının maliyeti ve sağladığı güvenliğin sorgulanması; farklılıkları ise birinin 2035 güç dengesi tahminine, diğerinin deniz hukuku ve ortak kaynak işletmesi modellerine ağırlık vermesi.
Kaynaklar
- Cyprus Mail — Ioannis Tirkides — US retrenchment and the remaking of the Levant, 18 Ekim 2026
- Cyprus Mail — Fahri Zihni — Security disputes need clarity on political objectives, 18 Ekim 2026
- Associated Press — Iran war’s cost grows to $43.6 billion in US military estimate, Eylül 2026
- Reuters / Cyprus Mail — Greece signs €3 billion defence deal with Israel, 31 Ağustos 2026
- Reuters — Greece agrees up to $4 billion US arms deal, 8 Ekim 2026
- Birleşmiş Milletler — UNCLOS Part V — Article 74: Delimitation of EEZ
- Birleşmiş Milletler — UNCLOS Part VI — Article 83: Delimitation of continental shelf
- Uluslararası Adalet Divanı — Nicaragua v. Colombia, 19 Kasım 2012 karar özeti
- Malaysia-Thailand Joint Authority — About MTJA and 1979 Joint Development Area
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Kıbrıs Rum Kesimi’nde askeri geçit töreni: ABD askerleriyle Yunan F-16’ları aynı törende, İsrail sistemi vitrindeHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…