Rum basınından sert uyarı: İsrail gelip bizi Türkiye’den kurtarmayacak
Kıbrıs Rum Kesimi İsrail işbirliği büyürken Philenews’ta yayımlanan bir analiz, Rum kamuoyundaki “İsrail Türkiye’ye karşı bizi kurtarır” beklentisine itiraz etti. Yazıda İsrail’i Rum tarafı adına savaşa mecbur eden hiçbir savunma anlaşması bulunmadığı vurgulandı.

Kıbrıs Rum Kesimi İsrail işbirliği büyürken, Rum basınında Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin adadaki dengeyi Rum tarafının lehine çevireceği beklentisine sert bir itiraz geldi. Philenews yazarı Kostis Konstantinou, 24 Ağustos’ta yayımlanan yazısında İsrail ordusunun olası bir Türkiye–İsrail çatışmasında Kıbrıs’a gelip kuzeyi Rum yönetimi adına geri alacağı yönündeki senaryoları temelsiz ve tehlikeli olarak nitelendirdi. Yazının çıkış noktası, son aylarda bölgede sertleşen Türkiye–İsrail geriliminin Rum kamuoyunda yarattığı güvenlik beklentisi.
Konstantinou’nun metnindeki en açık cümle, İsrail’i Kıbrıs Rum Kesimi adına savaşmaya mecbur eden bir savunma anlaşması bulunmadığı yönünde. Yazara göre Rum yönetimi güvenlik planlamasını “mesihler ve fanteziler” üzerine kurmamalı. Aynı yazı, bu uyarının İsrail’le stratejik ortaklıktan vazgeçilmesi anlamına gelmediğini de özellikle savunuyor. Böylece tartışma, “İsrail’le yakınlaşmak doğru mu?” sorusundan çok, bu yakınlaşmaya ne kadar askerî anlam yüklenebileceği noktasına taşınıyor.
Rum tarafında İsrail beklentisi neden büyüdü?
Kıbrıs Rum Kesimi İsrail işbirliği son yıllarda yalnız diplomatik temaslarla sınırlı kalmadı. Rum yönetiminin resmî savunma kayıtlarında İsrail, ikili savunma işbirliği anlaşması bulunan ülkelerden biri. Ayrıca İsrail–Yunanistan–Kıbrıs Rum Kesimi üçlü formatı da güvenlik ve savunma başlıklarını kapsıyor. 2025 sonunda üç tarafın yayımladığı ortak bildiride savunma ve askerî işbirliğinin güçlendirilmesi, deniz güvenliği ve kritik altyapının korunması açık biçimde yer aldı.
Bu zemine silah tedariki, hava savunması, ortak tatbikatlar, eğitim ve istihbarat temasları da eklenince Rum kamuoyunun bir bölümünde İsrail’e verilen güvenlik rolü büyüdü. Türkiye ile İsrail arasındaki Suriye gerilimi ve karşılıklı sert açıklamalar da bu beklentiyi besledi. Özellikle Türkiye ile İsrail’in Suriye sahasında karşı karşıya gelme ihtimali daha sık konuşuldukça, bunun Kıbrıs’taki güç dengesine nasıl yansıyacağı da tartışılmaya başladı.
Philenews yazarı hangi noktaya itiraz ediyor?
Konstantinou, İsrail’le işbirliğinin Rum tarafına somut askerî ve diplomatik faydalar sağladığını savunuyor; ancak bu faydaların otomatik bir savaş garantisi olmadığı görüşünde. Yazar, üçlü hattın istihbarat, teknoloji, hava savunması, birlikte çalışabilirlik, ortak tatbikatlar, enerji bağlantıları ve diplomatik derinlik sağladığını savunuyor. Ama İsrail’in olası bir Türkiye çatışmasında Kıbrıs sorununu Rum tarafı adına çözmesini zorunlu kılan bir hüküm yok.
Bu yaklaşım, Rum tarafında son dönemde İsrail’e atfedilen rolün sınırlarını tartışmaya açıyor. İsrail’in Doğu Akdeniz politikasının kendi güvenliği, enerji hatları, Suriye, deniz yolları ve bölgesel güç dengesi üzerinden şekillendiği kabul ediliyor. Dolayısıyla Ankara ile Tel Aviv arasında gerilim çıkması, İsrail’in otomatik olarak Rum yönetiminin bütün stratejik hedeflerini benimsemesi anlamına gelmiyor.
İsrail–Yunanistan–Rum üçgeni askerî olarak ne kadar ilerledi?
Resmî belgeler, İsrail’le ikili savunma işbirliğinin yanında Yunanistan’ı da içeren üçlü mekanizmanın kalıcılaştığını ortaya koyuyor. Mayıs ayında yapılan ARGONAUT 2026 tatbikatında İsrail dâhil çok sayıda ülkenin hava ve deniz unsurları Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki faaliyetlere katıldı. Aralık 2025’te İsrail’i ziyaret eden Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas da İsrailli mevkidaşı Israel Katz ile Doğu Akdeniz güvenliği ve ikili savunma ilişkilerini görüştü.
Transit Haber’in daha önce aktardığı Yunanistan–İsrail askerî yakınlaşmasında da aynı üçgen görüldü. Yunan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Houpis’in İsrail temaslarının hemen ardından Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçmesi, Ankara’nın bu hattı neden yakından izlediğini gösteren son örneklerden biri oldu. Türkiye, Yunanistan ve İsrail arasındaki savunma faaliyetlerini Doğu Akdeniz’deki askerî planlaması açısından takip ediyor.
Türkiye ve KKTC açısından tartışma neden büyüyor?
Rum tarafının İsrail’e giderek daha fazla güvenlik rolü yüklemesi, Ankara ve KKTC’de Doğu Akdeniz’de yeni bir bloklaşma olarak okunuyor. Rum tarafının Barcelona’nın “Northern Cyprus” ifadesine verdiği son tepki de Kıbrıs dosyasındaki hassasiyetin yalnız askerî alana sıkışmadığını ortaya koydu. Türkiye’nin bölgede askerî kapasitesi, KKTC’deki varlığı ve deniz yetki alanları konusundaki pozisyonu değişmiş değil. Buna karşılık Rum yönetimi İsrail, Yunanistan, Fransa ve ABD ile savunma bağlarını genişletiyor. Böylece adanın güvenlik tartışması, yalnız Kıbrıs müzakerelerinin değil daha geniş Doğu Akdeniz güç dengesinin parçası haline geliyor.
Philenews’taki tartışmanın ayırt edici tarafı da burada ortaya çıkıyor: Yazı İsrail ortaklığını reddetmiyor; tersine bu hattın güçlendirilmesini savunuyor. Ancak Rum kamuoyunda İsrail’in bir savaş halinde otomatik biçimde devreye girip Kıbrıs meselesini Rum tarafının lehine çözeceği beklentisine karşı çıkıyor. Böylece Türkiye–İsrail geriliminin Kıbrıs Rum Kesimi içinde birbirinden farklı güvenlik beklentileri ürettiği görülüyor.
Kaynaklar
- Philenews — Η σύγκρουση Ισραήλ – Τουρκίας και ο μονόδρομος για την Κύπρο
- Kıbrıs Rum Kesimi Ulusal Muhafızları — Uluslararası savunma işbirliği anlaşmaları
- Rum Yönetimi Başkanlığı — İsrail–Yunanistan–Kıbrıs üçlü zirvesi ortak bildirisi
- Gov.cy — ARGONAUT 2026 çok uluslu tatbikatı