Yunan basınında Libya muhasebesi: Atina Bingazi’de neden kaybetti?

Atina’nın Libya politikası, Kathimerini’nin 26 Ekim tarihli iki dosyasında tartışılıyor. Yazarlar Bingazi’nin Türkiye’yle yakınlaşmasını ve Yunanistan’ın diplomatik seçeneklerini inceliyor.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

Atina’nın Libya politikası, Yunanistan’da 26 Ekim 2026 sabahı yayımlanan iki Kathimerini dosyasıyla yeniden tartışmaya açıldı. Vasilis Nedos’un “Libya’nın kara kutusu” incelemesi, Türkiye’nin Bingazi yönetimiyle yakınlaşmasını ve Yunanistan’ın Mısır üzerinden aradığı diplomatik seçenekleri inceliyor. Kostis Papadiochos’un aynı günkü yazısı ise Atina’nın Libya’ya karşı baskı araçlarını ve bunların siyasi sınırlarını inceliyor. İki yazarın değerlendirmeleri 20 Ekim’de Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile 2019 deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasının ardından geldi.

Bingazi’deki 20 Ekim oylaması, Yunanistan’ın doğu Libya’daki müttefik arayışı için somut bir dönüm noktası oluşturdu. Libya Haber Ajansı LANA’nın Meclis sözcüsü Abdullah Bliheg’e dayandırdığı kayda göre milletvekilleri 2019 mutabakatını oybirliğiyle onayladı; 2020’de alınmış ret ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesi kararlarını kaldırdı.

Daha önce yayımlanan Türkiye–Libya anlaşmasının onaylanması haberimiz kararın kendisini ve ilk diplomatik tepkileri aktarıyor. Yeni iki Yunan dosyası ise Atina’daki politika tartışmasının gerekçelerine odaklanıyor.

Kathimerini: Türkiye, Bingazi'deki Hafter çevresine nasıl yaklaştı?

Gazetenin diplomasi editörü, Ankara’nın son iki yılda yalnız Trablus merkezli yönetimle çalışmaktan Libya’nın siyasi ve askerî kurumlarının birleşmesine yönelik temaslara ağırlık vermeye geçtiğini yazıyor. Yazara göre bu değişim, Bingazi’de Halife Hafter’in çevresi ve özellikle oğlu Saddam Hafter ile ilişkilerin güçlendirilmesini de kapsıyor. Nedos, Saddam Hafter’in doğu Libya’daki kara kuvvetleri içindeki konumunu ve ülkenin gelecekteki siyasi yapısındaki hedeflerini bu yakınlaşmanın nedenleri arasında sayıyor.

Yunan gazetecinin aktardığına göre Türkiye, Libya’nın iki ayrı askerî merkezi arasındaki temaslarda rol üstlenmek istiyor. Nedos, ABD’nin enerji ve finans kurumlarına ilişkin birlik görüşmelerini kolaylaştırdığını, Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bu çabalarda bulunduğunu değerlendiriyor. Transit Haber’in Türkiye’nin iki Libya yönetimiyle yürüttüğü askerî temaslara ilişkin önceki araştırması, Türk yetkililerin Trablus ve Bingazi ziyaretlerini tarihleriyle kayda geçirmişti. Ankara’nın temasları ve Kathimerini’nin siyasi etkilerine ilişkin yorumu ayrı kaynak düzeylerinde ele alınıyor.

Kathimerini yazısındaki “Bingazi’nin kaybedilmesi” ifadesi Atina’nın nüfuz kaybına ilişkin bir siyasi değerlendirme. 20 Ekim oylamasının kendisi ise Libya’nın doğusunda bulunan parlamento tarafından alınmış kayıtlı bir karar. Bu iki veri, Yunanistan’ın Hafter ailesiyle diplomatik temasları sürdürdüğü bir dönemde Ankara’nın anlaşma için doğu Libya parlamentosundan da onay almasıyla sonuçlandı.

Atina’nın Libya politikası hangi diplomatik araçlara yöneliyor?

Papadiochos, Atina’nın Libya ile ilişkilerinde sert ifadeler kullanırken adımlarını seçici atacağı görüşünü savunuyor. Yazar, Yunanistan’ın Avrupa kaynaklarının Libya’ya aktarılmasındaki konumunu olası bir baskı imkânı olarak görüyor; göç güzergâhlarındaki riskleri ve Başbakan Kiryakos Miçotakis’in iç siyasetteki istikrar mesajını da bu tutumla ilişkilendiriyor. Bunlar gazetenin değerlendirmeleri; hangi mali veya idari tedbirin uygulanacağına ilişkin kesinleşmiş bir işlem listesi yayımlanmış değil.

Libya politikası konusunda resmî tutumu Yunanistan Dışişleri Bakanlığının 20 Ekim tarihli resmî açıklaması Libya Meclisinin kararına karşı çıktığını ve egemenlik haklarını korumak için uygun girişimlerde bulunacağını bildiriyor. Papadiochos’un tartıştığı diplomatik ve ekonomik araçların sınırı, bu resmî ifadelerle birlikte okunabiliyor. Atina’nın yaklaşımı yalnız Libya ile doğrudan temaslardan oluşmuyor; Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdindeki başvurular da Nedos bu girişimleri Atina’nın gündemindeki seçenekler olarak aktarıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise 20 Ekim tarihli 202 sayılı açıklamasında Libya Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, mutabakatın iki ülkenin deniz alanlarındaki haklarını koruduğu görüşünü benimsiyor. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı aynı anlaşmayı uluslararası deniz hukukuyla bağdaşmadığı gerekçesiyle reddediyor. Tarafların açıklamaları, Akdeniz’deki sınırlandırma konusunda sürmekte olan karşıt hukuki pozisyonları kayda geçiriyor.

Yunanistan ve Mısır anlaşmayı genişletmeyi görüşüyor

Atina’nın Libya politikası açısından somut diplomatik başlıklardan biri Mısır ile 6 Ağustos 2020’de imzalanan kısmi münhasır ekonomik bölge anlaşması. Reuters’ın 22 Ekim haberine göre Yunanistan ile Mısır dışişleri bakanlarının mevcut sınırlandırmanın doğuya doğru genişletilmesini görüşmeye başladığı bildirildi.

Görüşmeler, Libya Meclisinin Türkiye mutabakatını onaylamasının ardından duyuruldu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in 21 Ekim söyleşisi de genişletme seçeneğinin ilerleyen aşamada ele alınacağını doğruluyor.

2020 anlaşmasının Girit’in doğusu ile Rodos çevresindeki 28. meridyen arasındaki deniz alanlarını kısmen sınırlandırdığını hatırlatıyor. Ona göre Meis çevresindeki alanların yeni görüşmelerin ilk aşamasına alınması beklenmiyor. Bu değerlendirme, görüşmelerin muhtemel kapsamına ilişkin gazeteci analizidir. 24 Ekim tarihli Transit Haber diplomasi dosyasında, iki ülkenin açıkladığı temasları ve anlaşmanın coğrafi sınırlarını ayrıca karşılaştırıyor.

Doğu Akdeniz kabloları Libya tartışmasına nasıl bağlanıyor?

Doğu Akdeniz’deki deniz altı altyapı projelerini de inceleyen Nedos, iki ayrı kablo hattını ele alıyor. Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki Great Sea Interconnector (GSI) elektrik bağlantısının araştırma sahaları ve East to Med Data Corridor (EMC) veri kablosuna ilişkin denizcilik bildirimleri de iki ülke arasındaki yetki alanı görüş ayrılığına konu oluyor. Gazetenin aktardığına göre kablo çalışmaları, 2020 Yunanistan–Mısır anlaşmasının kapsadığı deniz alanlarının bir bölümünden geçiyor.

GSI için kasım ayının başında deniz araştırmalarına dönülmesi hedefleniyor; Nedos bu takvimi diplomatik temaslara dayandırıyor. EMC kablosuna ilişkin NAVTEX duyuruları ise ayrı bir deniz araştırması süreci. Libya politikası tartışmasında iki kablo hattının deniz yetkileriyle ilişkisi de ayrı bir yer tutuyor.

İki yazının ortak noktası Bingazi'de değişen ilişkiler

Türkiye’nin Libya’nın doğusu ve batısıyla geliştirdiği temaslar Nedos’un incelemesinin konusu. Papadiochos ise Atina’nın verebileceği karşılığı değerlendiriyor. Birinci yazıda Hafter çevresi ile ilişkileri, Mısır’a yönelik sınır görüşmelerini ve kablo projelerini; ikinci yazıda ekonomik kaldıraç, göç yönetimi ve Yunanistan’daki iç siyasi hesaplar ele alınıyor. Atina’nın Libya politikası üzerindeki bu tartışmanın somut çıkış noktası 20 Ekim parlamento oylaması, yeni haberi doğuran gelişme ise Kathimerini’nin 26 Ekim’de iki ayrı değerlendirmeyi yayımlaması.

Kaynaklar

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Türkiye–Libya anlaşmasına karşı Rubio’ya dört talep, BM’ye itiraz: Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi 3 koldan saldırıyor

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.