Lübnan gazetesi üç uzmana sordu: İran zayıflarken Türkiye güçlenir mi?

Türkiye-İran rekabeti Lübnan basınında üç uzmana soruldu. Landis Suriye ordusundaki iş birliğini, Gause Körfez’in güvenlik tercihlerini, Barkey İran’daki Kürtler konusunu değerlendirdi.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

Lübnan gazetesi An-Nahar’ın 26 Ekim 2026’da yayımladığı araştırmada, üç uluslararası uzmana Türkiye’nin Suriye, Körfez ve Libya’daki konumu soruldu. Abdulhalim Hafina imzalı haberde Joshua Landis, F. Gregory Gause ve Henri Barkey, İran’ın bölgesel etkisinin gerilemesine ilişkin farklı görüşler dile getirdi. Türkiye-İran rekabeti özellikle Suriye’de askerî iş birliği, Suudi Arabistan’ın güvenlik ortaklıkları ve İran’daki Kürtlerin geleceği üzerinden ele alındı. Araştırma, gazetecinin üç isimle yaptığı görüşmelere dayanıyor.

Oklahoma Üniversitesinde Orta Doğu çalışmaları profesörü olan Joshua Landis, Suriye yönetiminin Türkiye ile ilişkilerinde ekonomik ve askerî iş birliğinin ağırlık kazandığını anlattı. Landis’e göre Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Şam’ın ordusunu yeniden kurma ihtiyacı, Ankara’nın Suriye’deki etkisini artırıyor. Türkiye’nin geçmişte Suriyeli muhaliflere verdiği destek ve mültecilere ev sahipliği yapması yerine güvenlik ve ekonomi başlıkları daha belirleyici hale geliyor.

Suriye ordusunun yeniden yapılanmasında Türkiye’nin rolü

Suriye resmî haber ajansı SANA’nın 13 Ağustos 2025 tarihli kaydına göre Türkiye ve Suriye savunma bakanlıkları, ortak askerî eğitim ve danışmanlık anlaşması imzaladı. Belgede askerî personel değişimi, mayın temizliği, siber savunma, askerî mühendislik ve lojistik eğitimi gibi alanlar sayıldı. Teknik uzman desteğinin Suriye ordusunun komuta ve teşkilat yapısının geliştirilmesinde kullanılması da kararlaştırılan başlıklardan biri oldu.

Landis, An-Nahar’a yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Suriye ordusunu eğitme ve yeniden donatma çabasına karşılık ABD’nin Suriye güvenlik güçleriyle iş birliğini terörle mücadeleye yoğunlaştırdığını söyledi. İsrail’in Suriye’deki askerî faaliyetlerinin Şam’ın dış destek arayışını etkilediğini savunan akademisyen, Suriye’nin ilerleyen dönemde farklı güvenlik ortakları da arayabileceği görüşünü dile getirdi. Türkiye-İran rekabeti hakkındaki bu değerlendirmesi, iki ülkenin Suriye’de üstlendiği farklı roller üzerine kuruluyor.

Türkiye ile İsrail’in Suriye’deki askerî varlığı ve güvenlik görüşmeleri daha önce Transit Haber’deki Suriye–İsrail dosyasında işlenmişti. Landis, Şam’ın Suudi Arabistan’la geliştirdiği ilişkileri Ankara’ya bağımlılığı dengeleme arayışıyla ilişkilendirdi. Yeniden imar için beklenen Suudi yatırımlarına ilişkin mutabakatların yakın gelecekte uygulanmasına şüpheyle yaklaştı.

Suudi Arabistan Türkiye’yi güvenlik garantörü olarak görüyor mu?

Middle East Institute’un uzman kadrosunda yer alan F. Gregory Gause, An-Nahar’a Suudi Arabistan’ın Türkiye ile savunma ortaklığını geliştirmek istediğini; ancak Ankara’yı ABD’nin yerine geçecek bir güvenlik garantörü olarak değerlendirmediğini söyledi. Gause’a göre Türkiye, Suudi Arabistan için silah tedariki ve savunma sanayisi alanlarında ek bir ortak olabilir. Riyad’ın Washington’la mevcut güvenlik ilişkisi ve Avrupa ülkeleriyle temasları da bu değerlendirmesinde önemli yer tutuyor.

Gause, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki Mekke savunma anlaşmasının sahada hangi düzenlemelere dönüşeceğinin henüz belirsiz olduğunu belirtti. Uzman, anlaşmanın askerî yükümlülüklerinin pratik uygulamasına ilişkin soru işaretlerini vurguladı. Riyad’ın güvenlik ortaklarını çeşitlendirmesini İran ve İran’a yakın silahlı gruplardan kaynaklandığını düşündüğü tehditlerle ilişkilendirirken, ABD’nin bölgedeki askerî taahhütlerini azaltmasının Türkiye’ye açılacak alanı etkileyebileceğini savundu. Mekke anlaşmasında tarafların onay sürecini ve hükümlerini konu alan gelişmeler Transit Haber’in önceki haberinde yayımlanmıştı. An-Nahar’daki görüşmesinde Gause, aynı anlaşmayı Suudi Arabistan’ın savunma politikası açısından değerlendirdi. Körfez’de yeni bir Türk askerî rolünün büyüklüğünün, Suudi Arabistan’ın tercihleri kadar ABD’nin bölgeye yönelik kararlarına ve İran kaynaklı güvenlik tehditlerinin seyrine bağlı olacağını ifade etti.

Türkiye-İran rekabeti konusunda Henri Barkey’in uyarısı

Council on Foreign Relations’ta Ortadoğu çalışmaları kıdemli araştırmacısı olan Henri Barkey ise Körfez ülkelerinin Türkiye’nin askerî alanda daha kapsamlı rol üstlenmesine ne ölçüde sıcak bakacağını sorguladı. Barkey, An-Nahar’a Türkiye ordusunun kimi alanlarda güçlü olduğunu; buna karşılık Körfez’de geniş güvenlik taahhütleri üstlenmek için bölgesel deneyimini artırması gerektiğini söyledi. Bazı Körfez yönetimlerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu güven konusunu da kendi değerlendirmesinde gündeme getirdi.

Barkey’in Türkiye-İran rekabeti açısından üzerinde durduğu ikinci başlık İran Kürtleri oldu. İran’daki yönetimin çökmesi halinde Kürt bölgelerinde özerklik taleplerinin güçlenebileceğini öne süren Barkey, Ankara’nın böyle bir olasılığı güvenlik tehdidi olarak görebileceğini savundu.

Akademisyenin görüşü, İran’ın bölgesel etkisinin zayıflamasına ilişkin tartışmanın Türkiye’nin sınır güvenliği ve Kürt meselesiyle bağlantılı tarafına odaklanıyor.

Libya Meclisinin 20 Ekim kararı

An-Nahar araştırmasının Libya bölümünde 20 Ekim’de alınan deniz yetki alanları kararı da bulunuyor. Libya Haber Ajansının Meclis Sözcüsü Abdullah Bliheg’e dayandırdığı resmî açıklamaya göre Bingazi’de toplanan Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını oy birliğiyle onayladı. Meclis aynı oturumda 2020 yılında anlaşmaları reddeden ve Ankara ile siyasi ilişkileri kesen önceki kararlarını da kaldırdı.

Reuters’ın 20 Ekim tarihli haberinde, Libya’nın doğusundaki meclisin önceki tutumunu değiştirmesi ile Yunanistan’ın deniz yetki alanlarına ilişkin itirazları birlikte aktarılıyor. Doğu Libya yönetimiyle Ankara arasındaki temasların gelişmesi, 2019 anlaşmasının yeniden meclis gündemine girmesine eşlik etti. Türkiye-İran rekabeti değerlendirmesinin Libya bölümünde ise bu parlamento kararı, Türkiye’nin bölgesel ilişkilerinin yalnız Suriye ve Körfez’den ibaret olmadığını gösteren somut gelişme olarak ele alınıyor.

Libya Meclisinin kararına ilişkin tarih, oybirliği açıklaması ve kaldırılan iki eski kararın içeriği Transit Haber’in 21 Ekim’deki haberinde ayrıntılı olarak yer aldı. An-Nahar, 26 Ekim araştırmasında Libya Meclisinin kararını Landis, Gause ve Barkey’in Türkiye-İran rekabeti hakkındaki farklı açıklamalarıyla birlikte değerlendirdi. Gazetenin üç uzmandan aldığı yanıtlar Suriye’de savunma eğitimi, Suudi Arabistan’la güvenlik ortaklığı ve İran’daki siyasi gelişmeler üzerinde yoğunlaştı.

Kaynaklar

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Financial Times ve Reuters Türkiye’deki fon krizini yazdı: 18 milyar dolar

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.