İran savaşı ABD’nin bölgedeki askerî yükünü artırıyor: INSS analizi

ABD üsleri ve Körfez’deki kuvvet düzeni, INSS’nin 29 Ekim analizinde ele alındı. Araştırmacılar, İran savaşının ABD’nin kalıcı üsleri azaltma hedefini nasıl etkilediğini inceledi.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

İran savaşı, ABD üsleri ve bölgedeki kuvvet düzenine ilişkin maliyet hesabını değiştirdi. Washington, Körfez’deki kalıcı askerî altyapısını küçültmek isterken krizlerde hızla güç sevk edebilme kapasitesini korumaya çalışıyor. İsrail merkezli Institute for National Security Studies’in (INSS) 29 Ekim 2026’da yayımladığı analizde Eldad Shavit ile Jesse R. Weinberg, Amerikan kuvvetlerinin yeniden konuşlandırılmasını ve Körfez ülkelerinin güvenlik ortaklarını çeşitlendirmesini birlikte inceledi. INSS’nin 2206 sayılı araştırması ABD’nin bölgesel etkisine ilişkin bu iki gelişmeyi karşılaştırıyor.

Yazarlar, ABD yönetiminin Çin’le rekabete kaynak ayırabilmek için Orta Doğu’daki sürekli askerî konuşlanmayı küçültmek istediğini belirtiyor. Buna karşılık İran’la çatışma; savaş gemileriyle hava ve füze savunması, istihbarat ile mühimmat ve ikmal imkânlarının uzun süre bölgede tutulmasını gerektiriyor. Shavit ve Weinberg, az sayıda sabit üsse dayanan bir düzenin hızlı takviye ve uzun süreli sefer operasyonları için yine büyük kaynak gerektireceğini savunuyor.

ABD yönetiminin askerî öncelikleri, Savunma Bakanlığının Ocak 2026 Ulusal Savunma Stratejisinde açıklanıyor. Bakanlık ülke savunmasına ve Hint-Pasifik’te Çin’in caydırılmasına öncelik verirken müttefiklerden kendi güvenlikleri için daha büyük sorumluluk üstlenmelerini istiyor. INSS yazarları, İran savaşı sırasında Körfez’e yönlendirilen Amerikan kuvvetleri ile bu resmî strateji arasındaki uygulama sorunlarını inceliyor.

ABD üsleri İran savaşında nasıl etkilendi?

Çatışma, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğini ve Körfez’in enerji altyapısını etkiledi. Reuters’ın 15 Ekim tarihli araştırması, İran ve bağlantılı grupların 28 Şubat’tan itibaren Körfez ülkelerindeki 84 ayrı altyapı tesisine en az 135 füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini ortaya koydu. Reuters, hedef alınan tesisler arasında petrol ve doğal gaz altyapısının yanı sıra havalimanları ve boru hatlarını da saydı.

INSS, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini Körfez’deki ABD üsleri ve donanma görevlendirmeleriyle birlikte ele alıyor. Shavit ve Weinberg, İran’ın sınırlı araçlarla ticaret akışını aksatabildiğini, buna karşılık geçiş güvenliğini sürekli sağlamak için ABD’nin büyük ve maliyetli askerî kaynak ayırmak zorunda kaldığını yazdı. Aynı hava savunma sistemleri ve mühimmatın başka bölgelerdeki görevlerde de kullanılması, Washington’un kuvvet planlaması üzerinde ilave baskı yaratıyor.

Associated Press’in 29 Ekim’de aktardığı Pentagon hesabına göre İran savaşı, 16 Ekim itibarıyla ABD’li vergi mükelleflerine tahmini 47,1 milyar dolara mal oldu. Bu tutara ABD üslerinde oluşan hasarın maliyeti dahil değil. Haberde harcamaların 29 milyar dolarlık bölümünün mühimmat stoklarının yenilenmesi için ayrıldığı bildirildi.

Irak ve Suriye'deki askerî düzen nasıl değişti?

Kalıcı konuşlanmayı azaltmaya yönelik adımlar savaş sırasında da sürdü. INSS çalışması, ABD’nin eylül sonunda Irak’taki IŞİD karşıtı koalisyon misyonunda kuvvet çekilmesini tamamladığını, ortak görev gücünün merkezinin ise Ürdün’e taşındığını kaydediyor. Suriye’de bazı üslerin tahliyesi ve kuvvetlerin sınırlı sayıda merkezde toplanması da aynı yaklaşımın parçası olarak anlatılıyor. Shavit ve Weinberg, Irak’taki küçülme ile Körfez’e yapılan büyük çaplı deniz ve hava konuşlandırmalarını aynı askerî bütçe tartışmasının iki yönü olarak ele alıyor.

ABD Merkez Komutanlığının 11 Ağustos açıklamasında Birleşik Ortak Görev Gücü–Doğal Kararlılık Harekâtı’nın (CJTF-OIR) merkezinin Ürdün’de bulunduğu; Irak ve Suriye’de yerel güçlere danışmanlık ve destek verdiği belirtildi. Görev gücünün faaliyetleri, Irak ve Suriye’deki yerel güçlerin IŞİD’le mücadelede desteklenmesini kapsıyor.

Irak’taki ABD üsleri ve çekilme takvimiyle ilgili Transit Haber’in önceki Limes değerlendirmesi Amerikan kuvvetlerinin kalıcı konuşlanmasındaki değişimi ele almıştı. INSS’nin yeni araştırması ise aynı küçülme eğilimini İran savaşı sırasında Körfez’e ayrılan donanma, hava savunması ve lojistik kapasitesiyle birlikte inceliyor.

Bahreyn’deki ABD üsleri için hangi seçenekler gündemde?

Bahreyn’deki ABD üsleri arasında yer alan donanma tesisi, İran saldırılarının doğrudan etkilediği merkezler arasında. ABD Kongre Araştırma Servisinin 23 Eylül tarihli Bahreyn raporuna göre İran saldırıları, ABD Beşinci Filosu’nun kullandığı Naval Support Activity Bahrain tesisinde haberleşme sistemleriyle depolara ve diğer yapılara zarar verdi. Rapor, tesisin onarımı için ilk maliyet tahminini en az 400 milyon dolar olarak veriyor.

Kongre raporu, hasar nedeniyle donanma lojistiğinde yeni mesafeler ve ikmal güçlükleri oluştuğunu aktarıyor. ABD Donanması Harekât Başkanı Oramiral Daryl Caudle’ın eylül ayında Bahreyn’deki tesisin tam kapasiteyle yakın zamanda kullanılamayacağını söylediği de kayda geçirildi. Shavit ve Weinberg, hasar sonrası konuşlanmanın birden çok noktaya dağılmasının tartışıldığını yazıyor. Donanma, Bahreyn’deki kayıplar nedeniyle Diego Garcia gibi uzaktaki merkezlerden ikmal yapıyor; bu değişiklik denizdeki gemilerin lojistik güzergâhını uzatıyor.

Körfez’deki ABD üsleri hakkında Washington Post’un 18 Ağustos’ta yayımladığı haber bazı Körfez üslerinin yeniden inşa edilmemesinin ve kuvvetlerin korunaklı merkezlere kaydırılmasının incelendiğini bildirmişti. Yazarlar, küçük sabit garnizonlar ile denizden ve havadan hızlı takviye kabiliyetinin birlikte kullanılabileceği bir model üzerinde duruyor.

Körfez ülkeleri Türkiye ve Pakistan'la neden işbirliğini artırıyor?

Shavit ve Weinberg, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin Washington’la güvenlik bağlarını korurken Türkiye, Pakistan ve Çin’le ilişkilerini geliştirdiklerini yazdı. Araştırmacılar bu politikayı, tek bir güvenlik ortağına bağımlılığı azaltmaya yönelik bir çeşitlendirme arayışı olarak değerlendiriyor. Ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıklar da ortak bir bölgesel savunma düzeni oluşturulmasını zorlaştıran etkenler arasında sayılıyor.

İncelemede Türkiye–Suudi Arabistan–Pakistan Mekke Anlaşması özellikle anılıyor. Transit Haber’in Körfez ordularına ilişkin önceki INSS dosyası ABD’nin istihbarat ve lojistik desteği ile Körfez ordularının kapasitesi arasındaki ilişkiyi ele almıştı. 28 Ekim’de yayımlanan bir başka INSS değerlendirmesi ise Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin Katar’daki askerî varlığı ve Pakistan’ın Yemen tutumu gibi örneklerle nasıl sınanabileceğini tartışmıştı. Körfez ülkelerinin farklı ortaklarla kurduğu ilişkiler, INSS tarafından savaştan önce başlayan ve çatışmayla birlikte belirginleşen bir eğilim olarak ele alınıyor.

INSS araştırmacıları, savunma ortaklarının kendi kararlarını alma alanının genişlemesini ABD-Körfez ilişkileri üzerinden tartışıyor. Shavit ve Weinberg’e göre ABD, güvenlik sorumluluğunu müttefiklerine devrettikçe bu devletlerin kendi askerî kararlarında geniş hareket alanı kazanmasıyla karşılaşabilir. Yazarlar, böyle bir sonucun Amerikan askerî desteğine duyulan ihtiyaçla aynı anda ortaya çıkabileceğini savunuyor.

INSS araştırması İsrail için hangi seçenekleri sıralıyor?

Araştırmacılar, İsrail’in ABD’ye ve bölgesel ortaklara istihbarat ile erken uyarı desteği sağlayabileceğini savunuyor. Füze ve insansız hava aracı savunması ile deniz güvenliğini de olası iş birliği alanları arasında sayıyor. Çalışmanın İsrail’e ilişkin bölümü, askerî kapasitenin diplomatik ilişkilere dönüştürülmesi gerektiği görüşünü içeriyor. Yazarlar, bazı Arap ülkelerinin İsrail’in askerî operasyonlarının sonuçlarından kaygı duyduğunu aktarıyor.

Shavit ve Weinberg, Arap devletlerinin İsrail’le kapsamlı güvenlik ilişkilerine girmesi için Filistin meselesinde siyasi bir zemin bulunmasının gerekli olduğunu savunuyor. Çalışmada ayrıca bölge ülkelerinin kendilerinin katılmadığı askerî kararların güvenlik ve ekonomik sonuçlarından duyduğu rahatsızlığa değiniliyor.

Çalışmanın son bölümünde Shavit ve Weinberg, ABD’nin seçeceği askerî görevlere göre yeniden şekillenen bir angajman modeli üzerinde duruyor. Yazarlara göre Washington, deniz trafiğini korumaya ve kendi birliklerinin güvenliğine öncelik verebilir. Müttefiklerinin stratejik tehditlere karşı savunulması da aynı önerinin parçası. Diğer güvenlik sorunlarında bölgesel ortaklara geniş sorumluluk verilmesi, yazarların incelediği seçeneklerden biri.

Araştırmacılar, ABD üsleri yeniden düzenlenirken Çin’le rekabete kaynak ayırma hedefinin İran savaşı nedeniyle zorlaştığı görüşünde. INSS, bu görüşünü ABD’nin savunma stratejisine ve Körfez’de hasar gören askerî altyapıya dayandırıyor. Bölgedeki savunma sistemleri ve askerî stoklar, Washington’un diğer coğrafyalardaki hazırlıklarıyla aynı tedarik zincirini kullanıyor.

Kaynaklar

INSS — Eldad Shavit ve Jesse R. Weinberg, 29 Ekim 2026

ABD Savunma Bakanlığı — 2026 Ulusal Savunma Stratejisi, 23 Ocak 2026

CENTCOM — CJTF-OIR komuta devri, 11 Ağustos 2026

ABD Kongre Araştırma Servisi — Bahrain: Issues for U.S. Policy, 23 Eylül 2026

Reuters — Körfez altyapısına İran saldırıları, 15 Ekim 2026

Associated Press — İran savaşı maliyetleri, 29 Ekim 2026

Washington Post — ABD Körfez üsleri incelemesi, 18 Ağustos 2026

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Mekke Anlaşması’nda ilk başarısızlık: Tahran’dan eli boş dönüldü

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.