İsrailli araştırmacı Mekke Anlaşması’nı sorguladı: Türkiye ve Katar örneğini verdi
Mekke Anlaşması, İsrailli INSS araştırmacısı Yoel Guzansky’nin 28 Ekim analizinde Türkiye’nin Katar’daki askerî varlığı ve Pakistan’ın Yemen tutumu üzerinden değerlendirildi.

Mekke Anlaşması, İsrailli güvenlik araştırmacısı Yoel Guzansky’nin 28 Ekim 2026’da yayımladığı kolektif savunma incelemesinde Türkiye’nin askerî yükümlülüğü bakımından ele alındı. Institute for National Security Studies (INSS) tarafından yayımlanan araştırma, Suudi Arabistan ve Pakistan’la kurulan üçlü çerçevenin kriz anında nasıl işleyeceğini tartışıyor. Guzansky, ittifakların yazılı taahhütleri ile tarafların askerî güç kullanma kararlarını ayrı değişkenler olarak değerlendiriyor.
İnceleme üç ayrı örneği karşılaştırıyor. İlki Türkiye’nin Katar’daki askerî varlığı. Diğerleri Pakistan’ın Yemen’deki tutumu ile Körfez ülkelerinin ortak savunma girişimleri. Suudi Arabistan’ın ABD ile ilişkileri ve İsrail’le muhtemel normalleşme görüşmeleri de incelemenin bir parçası. İnceleme, İsrail hükümetinin kararını değil, INSS bünyesindeki araştırmacının güvenlik politikası değerlendirmesini yansıtıyor.
Mekke Anlaşması için askerî taahhüt nasıl değerlendirildi?
Ortak savunma hükmü, taraflardan birine saldırının üçüne de yapılmış sayılmasını öngörüyor. Yazar bu düzenlemenin siyasi dayanışma ve caydırıcılık yönünü değerlendiriyor. Ancak araştırmacı, müdahalenin kapsamını belirleyecek asıl unsurların devletlerin tehdit algısı, ulusal çıkarları ve askerî katılım maliyeti olduğunu savunuyor. Türkiye’nin askerî kapasitesi, Pakistan’ın silahlı kuvvetleri ve Suudi Arabistan’ın mali kaynakları çalışmada birbirini tamamlayan unsurlar olarak sunuluyor.
TBMM’nin 2/3961 esas numaralı teklif kaydı, anlaşmanın terörizm dâhil ortak değerlendirilen tehditlere karşı caydırıcılığı, askerî koordinasyonu ve savunma sanayii iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığını kaydediyor.
Associated Press’in 27 Ekim komisyon haberine göre 16 maddelik metin, silah üretimi, teknoloji transferi ve istihbarat paylaşımı alanlarını da kapsıyor. Komisyon, teklifi 27 Ekim’de kabul etti. Genel Kurul oylaması bekleniyor.
Anlaşmanın 16 maddesini anlatan önceki Transit Haber dosyasında, ortak savunma hükmünün yanı sıra taraflar arasındaki danışma ve iş birliği mekanizmaları ayrıntılandırılmıştı. INSS araştırmasının sorusu Mekke Anlaşması kapsamındaki mekanizmaların askerî bir kriz sırasında hangi kararlara dönüşebileceği. Guzansky, Mekke Anlaşması için ilan edilmiş taahhüt ile operasyonel uygulama arasındaki ayrımı tarihsel örneklerle gerekçelendiriyor.
Türkiye’nin Katar’daki askerî varlığı neden örnek gösterildi?
Türkiye’nin Katar’daki askerî varlığı araştırmanın bir başka örneği. İki ülke arasındaki yakın bağların askerî müdahale kararından ayrı değerlendirilebildiğini savunuyor. Katar’da Türk askerinin bulunmasına rağmen Eylül 2025’te İsrail’in Doha’ya düzenlediği saldırının doğrudan bir Türk askerî karşılığına dönüşmediğini kaydediyor. Yazar, 2026’da Katar’a yönelik İran saldırıları sırasında da Türk askerinin İran’a karşı açık bir muharebe faaliyetine katılmadığını belirtiyor. Reuters’ın 9 Eylül 2025 tarihli haberinde, Ankara’nın İsrail’in Doha saldırısını kınadığı ve Katar’la dayanışma mesajı verdiği aktarılmıştı. INSS makalesi bu diplomatik tepkiyi Türkiye’nin fiilî askerî tutumundan ayrı inceliyor. Guzansky askerî varlıkla müdahale kararını ayrı değerlendiriyor. Bu örnekten hareketle Mekke Anlaşması’nın uygulanmasının da tarafların somut kararlarına bağlı olacağını savunuyor.
Pakistan’ın 2015 Yemen kararı araştırmada hangi yere sahip?
Mekke Anlaşması tartışmasında araştırmanın ikinci örneği Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki uzun süreli güvenlik ilişkisi. Guzansky, Riyad’ın 2015’te Yemen’de askerî destek istediği sırada Pakistan yönetiminin doğrudan savaşa katılmaktan kaçındığını hatırlatıyor. El Cezire’nin 10 Nisan 2015’te yayımladığı habere göre Pakistan Parlamentosu, Yemen çatışmasında tarafsız kalma yönünde karar alırken Suudi Arabistan’a destek beyanını sürdürdü. INSS araştırmacısı, Pakistan’ın Suudi Arabistan’a sağladığı eğitim ve güvenlik desteği ile Riyad’ın Pakistan ekonomisine sunduğu finansman arasındaki uzun geçmişi ayrıca değerlendiriyor. Araştırma, Pakistan’ın 2026’da Suudi Arabistan’a yaptığı savunma konuşlandırmasının zamanlamasını ve görevini de ele alıyor. Bu ilişkide ekonomik bağımlılık ve ikili güvenlik bağlarının, yeni anlaşmanın kendi hükümlerinden bağımsız olarak kararları etkileyebileceğini öne sürüyor.
Transit Haber’in Foreign Policy değerlendirmesine dayanan önceki haberinde de Türkiye ile Pakistan’ın anlaşmaya yaklaşımındaki farklar aktarılmıştı. INSS makalesi, Pakistan’ın geçmişte askerî destek talebini reddetmesi ile son dönemdeki savunma konuşlandırmasını aynı çizgide ele alarak hangi koşulların değiştiğini tartışıyor.
İsrail için hangi güvenlik ve diplomasi önerileri getirildi?
Riyad’ın ortakları çeşitleniyor. Guzansky’ye göre Türkiye ve Pakistan’la yakınlaşma, Riyad’a ABD’ye bağımlılığını azaltacak seçenekler sunuyor. Yazar, bunun Suudi Arabistan’ın İsrail’le olası normalleşme pazarlığında daha fazla hareket alanı sağlayabileceğini ileri sürüyor. Yazar, Türkiye ile Pakistan’ı ABD’nin Suudi Arabistan’a sunduğu güvenlik güvencelerinin yerini bütünüyle alabilecek ortaklar olarak görmüyor.
İsrail’e yönelik öneri belirli görevlerde ortaklık kurulması. Hava savunması, istihbarat paylaşımı, deniz yollarının korunması ve kaçakçılıkla mücadele bu görevlerden bazıları. Guzansky, geniş kapsamlı bir bölgesel askerî ittifak beklentisi yerine, karşılıklı çıkarın daha açık olduğu işlevsel iş birliği alanlarına ağırlık verilmesini savunuyor.
Ayrıca İsrail’in bölge ülkelerinin kendisine karşı ortak bir tehdit algısında birleşmesine yol açabilecek adımları hesaba katmasını öneriyor.
INSS’nin Körfez ülkelerinin askerî kapasitesini inceleyen önceki çalışması da Transit Haber’de ele alınmıştı. Guzansky’nin yeni araştırması ise bölgesel askerî güçten çok devletlerin ortak savunma taahhüdünü ne zaman yerine getirmeye istekli olduklarını inceliyor.
TBMM’de anlaşmaya ilişkin hangi sorular gündeme geldi?
Anadolu Ajansının 27 Ekim tarihli komisyon haberine göre Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, üçlü savunma iş birliğinin bölgesel güvenliği güçlendirmeyi amaçladığını anlattı.
Muhalefet milletvekilleri, Yemen’deki çatışmalara asker gönderilmesi ve anlaşmanın askerî yetkilere etkisi hakkında sorular yöneltti. INSS araştırmasındaki bağlayıcılık tartışması, Mecliste sorulan bu sorulardan ayrı bir güvenlik analizi olarak yayımlandı.
Gelecek değerlendirmesinde üç ölçüt sıralanıyor: Ortak tehdit algısı, askerî ve siyasi katılım maliyeti ile kurulacak koordinasyon düzenekleri. Çalışma ayrıca üç ülke arasındaki istihbarat, eğitim, lojistik ve ortak savunma üretimi görüşmelerini değerlendiriyor. Araştırmacı, bunların kurumsal iş birliğini güçlendirebileceğini; olası bir askerî krizde alınacak kararların ise tarafların şartlarına göre şekilleneceğini savunuyor.
Kaynaklar
INSS — Yoel Guzansky, 28 Ekim 2026
TBMM — 2/3961 Meclis kanun teklifi
Associated Press — 27 Ekim komisyon görüşmesi
Reuters — Doha saldırısına Ankara tepkisi, 9 Eylül 2025
Al Jazeera — Pakistan Parlamentosunun Yemen kararı, 10 Nisan 2015
Anadolu Ajansı — 27 Ekim TBMM komisyonu
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Mekke Anlaşması’nda iki ülke onayı tamamladı: Türkiye’de 27 Ekim kritik tarihHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…