Mekke Anlaşması’nda ilk başarısızlık: Tahran’dan eli boş dönüldü
Mekke Anlaşması, RUSI ve Al Jazeera Centre for Studies araştırmalarında iki farklı sınavla ele alındı: Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarda ortak askerî hareketin sınırları ve Tahran’daki görüşmelerin neden somut taahhüt üretmediği.

Mekke Anlaşması hakkında 28 ve 29 Ekim 2026’da yayımlanan iki araştırma, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak savunma düzenini sahadaki askerî gelişmeler ve İran’la diplomasi üzerinden inceliyor. İngiltere merkezli RUSI araştırmacısı Ranj Alaaldin, 28 Ekim tarihli çalışmasında Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırıları sonrasında ittifakın askerî müdahale kapasitesini tartışıyor. Al Jazeera Centre for Studies araştırmacısı El-Havvas Takiye ise 29 Ekim’de yayımladığı Arapça analizde Tahran temaslarının neden uygulamaya dönük yeni bir mutabakata ulaşmadığını değerlendiriyor.
Alaaldin’in ölçütü, bir üyeye saldırının bütün tarafları ilgilendirdiği hükmünün kriz anındaki karşılığı. Takiye ise İran’la müzakerede hangi çatışmanın önce çözüleceği sorusuna odaklanıyor. İki metin, anlaşmanın imzalanmasından sonra ortaya çıkan uygulama sorunlarını ele alıyor.
RUSI, ittifakın askerî gücünü sahada kullanılan kapasite üzerinden ölçüyor. Al Jazeera ise aynı günlerdeki diplomatik temasların müzakere sonucuna bakıyor.
RUSI: Mekke Anlaşması ortak askerî harekâtta nasıl sınandı?
RUSI’nin kıdemli araştırmacılarından Alaaldin, Mekke Anlaşması’nın 7 Ağustos’ta imzalandığını ve bir üyeye saldırının bütün taraflara yapılmış sayılması ilkesini taşıdığını hatırlatıyor. Yazara göre bu hüküm, Suudi Arabistan’a yönelik yeni Husi saldırıları ve 10 Ekim’de Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ölümcül saldırının ardından fiilen sınandı. Türkiye ve Pakistan destek mesajları verdi; istihbarat paylaşımı ile askerî koordinasyon görüşmeleri yürütüldü. Alaaldin, bütün bunlara rağmen Suudi Arabistan adına müşterek bir askerî harekât görülmediğini belirtiyor.
Üç ülkenin 5 Ekim’de Riyad’da toplandığı ise Türkiye Dışişleri Bakanlığının yayımladığı ortak açıklamayla doğrulanıyor. Açıklamada Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar kınandı; savunma komitesinin kurumsal çalışmaları ve bir genel sekreter atanması kayda geçirildi. Bu belge ile RUSI’nin değerlendirmesi farklı bir bilgi sağlıyor: İlki toplantının resmî kararlarını, ikincisi askerî taahhütlerin uygulanmasına dair araştırmacının eleştirisini aktarıyor.
Körfez’in savunma ağını değerlendiren Alaaldin, Mekke Anlaşması üzerinden bölge ülkelerinin Çin ve Rusya ile ekonomik ya da güvenlik ilişkilerini genişletmesinin ABD’nin bölgedeki askerî üstünlüğünü hemen ortadan kaldırmadığını savunuyor. İran savaşı sırasındaki hava savunması ihtiyaçlarını ve mühimmat stoklarındaki baskıyı örnek veriyor. RUSI yazısında, 1955 tarihli Bağdat Paktı gibi geçmiş ortak güvenlik girişimlerinin taraflar arasındaki çıkar farkları nedeniyle beklenen kurumsal derinliğe ulaşamadığı da hatırlatılıyor. RUSI metninde 2021–2025 döneminde Suudi Arabistan’ın büyük silah ithalatının yüzde 77’sinin, Katar’ınkinin yüzde 48’inin ABD kaynaklı olduğunu Alaaldin yazıyor. Alaaldin, bu tedarik ilişkilerinin bakımdan mühimmat tedarikine uzanan süreç açısından devam eden etkilerine değiniyor. Bu hesap, sadece diplomatik ortakların sayısına bakmanın askerî kapasiteyi açıklamakta yetersiz kalabileceği yönündeki görüşünün dayanağı.
Tahran’daki görüşme neden yeni taahhüt üretmedi?
Al Jazeera Centre for Studies araştırmacısı Takiye’nin değerlendirdiği toplantı, 26 Ekim’de Tahran’da yapıldı. Türkiye’yi MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan’ı Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan’ı Ordu Komutanı Asım Münir temsil etti. İran tarafıyla yapılan temasların ardından görüşmelerin sürdürülmesi benimsendi. Transit Haber’in 26 Ekim tarihli Tahran görüşmeleri haberinde heyet üyeleriyle açıklamanın içeriği yayımlandı.
İlk temasın hazırlık süresini inceleyen Takiye, 29 Ekim analizinde görüşmenin yaklaşık bir haftalık hazırlığın ardından yapıldığını belirtiyor. Ona göre bu kısa takvim, heyetlerin büyük bir bölgesel güvenlik düzeni üzerinde anlaşmasından çok, süren çatışmaların yarattığı acil sorunlara odaklanmasına yol açtı. Araştırmacı, ilk temasta bir sonraki toplantı için tarih açıklanmadığını da yazıyor. Tahran’dan çıkan resmî sonuç, temasların devam ettirilmesi yönündeki irade beyanıyla sınırlı kaldı.
Suudi Arabistan açısından acil gündem, Takiye’ye göre Yemen’den gelen Husi saldırılarının durdurulması. İran yönetimi ise bölgedeki çatışmaların birlikte ele alınmasını istiyor; Takiye bu talebi müzakereyi zorlaştıran başlıklardan biri olarak görüyor. Takiye’ye göre İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’yle yürütülen müzakereleri Lübnan ile Gazze dâhil başka cephelerden ayırmaya isteksiz. Bu görüş ayrılığı, tarafların bir alanda hızlı anlaşma sağlamasını zorlaştırıyor.
26 Ekim görüşmesi, Mekke Anlaşması taraflarının İran’la gerçekleştirdiği ilk ortak üst düzey temastı. Al Jazeera araştırması, temasın kısa hazırlık süresini de inceliyor.
Hürmüz ve İran dosyasında ayrışan talepler
Takiye, Katar ile Pakistan’ın Washington ve Tahran arasındaki arabuluculuk faaliyetlerine de değiniyor. Araştırmacı, 26 Ekim toplantısının bağımsız bir müzakere kanalı oluşturmasından çok bu diplomasiye destek verdiğini savunuyor. Türkiye’nin bölgesel toplantılardaki tutumuna ilişkin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 23 Ekim basın toplantısı Hürmüz’de deniz ulaşımının yeniden açılmasını ve Suudi Arabistan’a saldırıların durdurulmasını Ankara’nın açık hedefleri arasında sayıyor.
Müzakere masasında İran’ın nükleer programı ile yaptırımlar var. Boğazdaki deniz trafiği ise diğer bir başlık. Takiye, Tahran’ın Hürmüz üzerindeki baskının kaldırılmasıyla nükleer konuların aynı takvimde ele alınmasına mesafeli durduğunu yazıyor. Takiye’nin aktardığı diplomatik öneriler Washington ile Tahran’ın müzakere gündeminde. RUSI’nin askerî yük paylaşımı sorusu ile Al Jazeera’nin müzakere sıralaması tartışması burada birbirini tamamlıyor: iki çalışma farklı kurumların hangi yükü üstleneceğine ilişkin belirsizlikleri inceliyor.
Türkiye’de onay süreci ve ortak savunmanın hukuki zemini
Türkiye’de Mekke Anlaşması’nın onayına ilişkin kanun teklifi, 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonundan geçti. Komisyon aşamasını aktaran Transit Haber haberine göre süreç Genel Kurulda devam edecek. Ankara’nın iç hukukta izlediği takvim, RUSI’nin operasyonel hazırlık tartışmasından farklı bir başlık. Anlaşmanın metni ve tarafların siyasî açıklamaları, askerî görevlerin kapsamı ile karar alma süreci bakımından ayrı ayrı okunuyor.
Savunma komitesi takvimine ilişkin Türkiye Dışişleri Bakanlığı 4 Ekim duyurusunda, ittifakın kurumsallaşmasının Riyad toplantısının gündeminde olduğunu açıklamıştı. 28 Ekim’deki RUSI değerlendirmesi bu sürecin müşterek savunma uygulamasına nasıl dönüşeceğini sorgularken, 29 Ekim’deki Al Jazeera analizi İran’la anlaşma sağlama ihtimallerini ele alıyor. Transit Haber’in INSS araştırması haberi de askerî yükümlülüğe ilişkin ayrı bir İsrailli araştırmacı görüşünü içeriyor.
Sonuçta iki yeni çalışma aynı anlaşmanın farklı takvimlerine bakıyor. RUSI için belirleyici gelişme, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar karşısında ittifakın ortak kuvvet kullanımı. Takiye içinse Tahran’da tarafların farklı güvenlik öncelikleri arasında uzlaşma sağlayamaması. Üç ülkenin açıklanmış diplomatik temasları sürerken araştırmacıların görüşleri anlaşmanın askerî ve siyasi uygulamasına yönelik tartışmaya kaynak oluşturuyor.
Kaynaklar
- RUSI — Ranj Alaaldin — Middle Powers and the Illusion of a Post-America Middle East
- Al Jazeera Centre for Studies — El-Havvas Takiye — لقاء طهران الرباعي: حوار بلا التزامات
- T.C. Dışişleri Bakanlığı — 5 Ekim 2026 Mekke İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ortak açıklaması
- T.C. Dışişleri Bakanlığı — 4 Ekim 2026 Riyad savunma komitesi toplantısı duyurusu
- T.C. Dışişleri Bakanlığı — Hakan Fidan — 23 Ekim 2026 R4 ve R4+E3 sonrası basın toplantısı
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
İsrailli araştırmacı Mekke Anlaşması’nı sorguladı: Türkiye ve Katar örneğini verdiHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…