Güneş ışığını azaltma çalışmaları yeni çatışma alanı olabilir
Fransız IRIS’in güneş jeomühendisliği araştırması, 2007–2026 döneminde 412 milyon dolarlık finansmanı ve ülkeler arasındaki teknoloji rekabetini inceliyor.

Fransız Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsünün (IRIS) 15 Ekim 2026 tarihli araştırması, güneş jeomühendisliği çalışmalarındaki finansmanın ve bilimsel kapasitenin az sayıda ülkede yoğunlaştığını ortaya koydu. Araştırmanın resmî özetinde 2007–2026 döneminde araştırma, savunuculuk, farkındalık faaliyetleri ve ticari girişimler için belirlenen toplam finansman 412 milyon dolar olarak hesaplandı. Araştırmacılar, iklimi soğutmaya yönelik bu yöntemlerin ülkeler arasında yeni bağımlılık ilişkileri yaratabileceği görüşünde.
15 Ekim’de IRIS tarafından yayımlanan çalışma, Sofia Kabbej, Antoine Diacre ve Sami Nakib’in imzalarını taşıyor. Rapor, Güneş’ten Dünya’ya ulaşan ışınımın bir bölümünü geri yansıtarak küresel ortalama sıcaklığı düşürmeyi hedefleyen yöntemlere odaklanıyor. Bu faaliyetlerin araştırmadan uygulamaya geçmesi durumunda hangi devletin karar vereceği, komşu bölgelerdeki olası etkilerin nasıl izleneceği ve diğer ülkelerin söz hakkı araştırmanın güvenlik boyutunu oluşturuyor.
Güneş jeomühendisliği alanında 412 milyon dolarlık finansman
IRIS’in güneş jeomühendisliği konusunda hazırladığı ayrıntılı araştırma notu, 2007–2026 yılları arasındaki 412 milyon doların araştırma projelerine, kamuoyu çalışmalarına ve ticari girişimlere gittiğini hesaplıyor. Çalışmaya göre finansmanın büyük bölümü 2020 sonrasında sağlandı; bu değişime özel girişimler ve kâr amacı güden şirketler de eşlik etti.
Veri setinde finansman alan kuruluşların ülkeleri esas alındığında, fonların yüzde 95’i gelişmiş ülkelerdeki kuruluşlara aktarılmış. Finansmanı sağlayan kaynakların coğrafi dağılımında ise gelişmiş ülkelerin payı yüzde 83. İki oranın dayanakları farklı: Fon alan kuruluşların ülkeleri ilk ölçümü, finansmanı sağlayan kaynakların ülkeleri ikinci ölçümü oluşturuyor. ABD ile Birleşik Krallık her iki dağılımda da en büyük aktörler arasında.
Özel sermayenin güneş jeomühendisliği alanındaki araştırma gündemine etkisi de incelemenin başlıklarından biri. Bağış kuruluşları, yatırım fonları ve şirketler üzerinden aktarılan paranın nihai kaynağını izlemek her zaman mümkün olmuyor. Bu bilgi açığı, bilimsel araştırmaların hangi amaçla desteklendiğini ve araştırmaya katılan ülkelerin karar süreçlerinde ne kadar etkili olacağını değerlendirmeyi zorlaştırıyor.
Stratosfere parçacık bırakma yönteminin etkileri
Stratosfere yansıtıcı parçacık bırakılması, güneş jeomühendisliği araştırmasında IRIS’in ele aldığı başlıca yöntemlerden biri. Tasarlanan yaklaşım, büyük volkan patlamalarının ardından gözlenen geçici soğuma etkisini taklit etmeyi amaçlıyor. Uçaklarla yüksek irtifaya taşınacak parçacıklar üzerinden yürütülen bu modellerde miktar, konum, uygulama süresi ve parçacık türü sonuçları değiştirebilecek değişkenler olarak ele alınıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programının (UNEP) Mayıs 2026 çalışma belgesi, güneş jeomühendisliği yöntemlerinin olası çevre ve toplumsal etkileri hakkında büyük bilgi açıkları bulunduğunu bildiriyor. UNEP; insan sağlığı ile ekosistemlerin yanı sıra iklim üzerindeki belirsizlikleri değerlendirirken bu teknolojilerin küresel ısınmanın kaynağı olan sera gazı birikimine ilişkin bir çözüm sunmadığını belirtiyor. Belge, iklim politikalarında emisyon azaltımı ile uyum önlemlerinin önceliğinin sürdürülmesini istiyor.
Rapordaki senaryolarda yağış düzeni ve su kaynakları ile tarımsal üretim olası etki alanları arasında. Rapor, ozon tabakasının durumunu, insan sağlığını ve güneş enerjisi üretimini de inceliyor. Uygulamanın uzun süre devam etmesinin ardından ani biçimde kesilmesiyle hızlı ısınma yaşanması ihtimali de ele alınıyor. Araştırmacılar, bu tür sonuçların bölgelere eşit dağılmayabileceğini ve farklı ülkelerin riskleri farklı şekillerde yaşayabileceğini öngörüyor.
Bölgesel sonuçları değerlendirmek için çalışmalar çoğunlukla iklim modellerinden yararlanıyor. Modelin sıcaklıkta ortalama bir düşüş öngörmesi, her ülkenin aynı ölçüde fayda sağlayacağı sonucunu vermiyor. IRIS’in tartıştığı temel belirsizliklerden biri, bir uygulamanın çeşitli bölgelerde farklı yağış düzenleri ve su koşulları oluşturabilmesi. Araştırmacılar sonuçlarını sahadaki gerçekleşmiş bir uygulama yerine iklim modeli senaryolarının fiziksel ve diplomatik etkilerinden çıkarıyor. Bu yüzden bağımsız gözlem kapasitesinin hangi kurumlarda bulunduğu da araştırmanın ana konuları arasında.
Gözlem uyduları, uçaklar ve tedarik zincirleri
Uygulama kapasitesi bütçe büyüklüğünün yanında teknik altyapıyı da gerektiriyor. IRIS, olası stratosfer uygulamalarının hava araçlarına ve bunların konuşlanacağı altyapıya ihtiyaç duyacağını belirtiyor. Ülkelerin hava sahası izinleriyle uçak üretimi ve parçacıkların tedarik edileceği sanayi zincirleri böyle bir faaliyetin diğer devletlerle ilişkilerini doğrudan belirleyebilir. Araştırma bu bağımlılıkları stratejik kapasite sorunu olarak değerlendiriyor.
İzleme araçlarının gelişmişlik düzeyi de ülkeler arasında farklı. Çalışmanın teknik bölümünde küresel iklimi etkileyecek büyük ölçekli bir faaliyetin uydularla saptanabileceği; küçük ölçekteki bildirimsiz parçacık salımlarını izlemeye mevcut teknik kapasitenin yetmediği aktarılıyor. Ölçüm yapabilen ülkelerle bağımsız doğrulama olanağı sınırlı ülkeler arasındaki bilgi farkı, uluslararası görüşmelerde de belirleyici olabilir.
Avrupa Komisyonunun Horizon araştırma çağrısı da bu alanda sahada yapılabilecek deneylerin izin koşullarını, gözetim mekanizmalarını ve kamuoyu katılımının nasıl sağlanacağını incelenmesini hedefliyor. Komisyonun yayımladığı çağrı, bilimsel değerlendirme ve yönetim ilkelerinin tasarlanmasını amaçlıyor; sahada güneş ışınımını değiştirecek bir deneyin yapılmasını proje hedefi olarak belirlemiyor.
Uluslararası karar mekanizması üzerinde anlaşma bulunmuyor
Uluslararası hukukta güneş jeomühendisliği uygulamalarının sınır aşan etkilerini düzenlemek üzere özel olarak oluşturulmuş kapsamlı bir yönetim anlaşması bulunmuyor. Ülkelerin yaklaşımları araştırmaya ne ölçüde izin verileceği, uygulamaya hangi aşamada geçilebileceği ve başka ülkelerde ortaya çıkabilecek zararın nasıl değerlendirileceği konularında farklılaşıyor. Yazarlar AB’nin daha ihtiyatlı, ABD ve Suudi Arabistan’ın ise bazı tartışmalarda daha izin verici yaklaşımlar sergilediğini aktarıyor. Araştırmanın hukuk ve kurumlar bölümünde gönüllü araştırma standartlarının yaygınlaşması da tartışılıyor. Bu standartları geliştiren aktörler arasında kamu kurumlarının yanı sıra bağımsız araştırma kuruluşları bulunuyor. Her girişimin izin koşulları ve denetim yetkisi farklı. Çalışmaya göre uluslararası düzeydeki uyuşmazlık, bilimsel amaçlı sınırlı deneyle küresel ölçekte sonuç doğuracak uygulamanın nerede ayrılacağı meselesinde somutlaşıyor. Şeffaflık kurallarının nasıl işleyeceği ve uygulama öncesinde etkilenecek ülkelere hangi bilgilerin sunulacağı da rapordaki yönetim tartışmasının parçası.
Araştırma, tek bir ülkenin ya da dar bir ülke grubunun geniş etkili müdahaleye girişmesi olasılığını jeopolitik senaryo olarak inceliyor. Böyle bir senaryoda uygulamanın nerede, ne zaman ve ne kadar sürdürüleceği siyasi bir pazarlık konusu haline gelebilir. Yazarların ele aldığı güvenlik boyutu, teknolojinin geliştirilmesiyle doğabilecek gelecekteki nüfuz ilişkilerine odaklanıyor.
Yazarlar, teknoloji üzerinde söz sahibi olma tartışmasının hava aracı tedariki ve bağımsız ölçüm yapabilme kabiliyetine bağlı olduğunu ileri sürüyor. Bu iki kapasite her ülkede eşit bulunmuyor.
Türkiye açısından araştırmanın uluslararası boyutu
Türkiye açısından güneş jeomühendisliği tartışması, stratosfer yöntemlerinin bölgesel yağış ve kuraklığa etkisini ölçme kapasitesi ile uluslararası karar alma süreçlerine erişim çevresinde şekillenebilir. IRIS’in incelediği modeller küresel ölçekte sonuçlar öngördüğünden, bir ülkede yürütülecek uygulamanın başka ülkelerdeki tarım ve su planlamasını ilgilendirmesi söz konusu olabilir. Türkiye’de bilimsel ölçüm kapasitesinin geliştirilmesi ve sınır aşan etkilere yönelik veri paylaşımı, bu çerçevede kamu kurumlarının değerlendirebileceği konular.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2023 tarihli uzman heyeti değerlendirmesinde gelişmekte olan ülkelerdeki olası etkiler üzerine bilginin özellikle sınırlı olduğunu bildirmişti. IRIS’in 2026 verileri fonların nerelerde toplandığını ve araştırma kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaştığını hesaplıyor. Uluslararası denetim, ölçüm paylaşımı ve karar hakkının dağılımı araştırmanın önerdiği başlıca tartışma başlıkları arasında.
Kaynaklar
IRIS / Observatoire Défense et Climat — araştırma özeti
IRIS / Observatoire Défense et Climat — tam araştırma notu
UNEP — Mayıs 2026 bilimsel değerlendirme
UNEP — bağımsız uzman paneli açıklaması
Avrupa Komisyonu — Horizon yönetişim araştırması
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
Trump yönetiminin New York’a açtığı ICE davasını hâkim reddettiHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…