Alman SWP: İran’ın nükleer stratejisi değişiyor, 441 kilo uranyumun akıbeti belirsiz

İran nükleer doktrini hakkında SWP’nin 23 Ekim araştırması, Tahran’ın daha belirsiz bir caydırıcılık çizgisine yöneldiğini savunuyor. 2025’te ölçülen 440,9 kilo uranyumun durumu bilinmiyor.

Haberi dinle Sesli okuma hazır
Yazı boyutu Mobil okuma için
Bu haberde

İran nükleer doktrini, Almanya merkezli Stiftung Wissenschaft und Politik’in (SWP) 23 Ekim 2026’da yayımladığı sekiz sayfalık araştırmada yeniden incelendi. Azadeh Zamirirad’ın imzasını taşıyan politika notuna göre Tahran, nükleer silah üretebilecek teknik kapasitesini koruyup üretim kararını ertelerken benimsediği çizgiden, dışarıya niyetini daha az belli eden bir caydırıcılık anlayışına yöneliyor.

Araştırmacı, Haziran 2025 saldırılarından önce yaklaşık 441 kilogram olarak kaydedilen yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumun bugün nerede ve hangi durumda olduğunun denetlenemediğini yazıyor.

SWP-Aktuell 2026/A 54 numaralı çalışma, 2025 ve 2026’daki ABD–İsrail saldırılarının İran’ın tesislerine verdiği hasarla siyasi liderliğin nükleer silahlara yaklaşımını birlikte değerlendiriyor. Zamirirad’ın merkezî tespiti, askerî operasyonların üretim altyapısını geriletmesine karşın Tahran’daki nükleer silahlanma tartışmasının daha geniş bir siyasi alana yayılması. Metin, İran makamlarının ilan ettiği resmî bir doktrin değişikliğinden çok araştırmacının mevcut söylem ve güvenlik hesabına ilişkin analizini içeriyor.

İran nükleer doktrini neden değişiyor?

Zamirirad, önceki yaklaşımı “hesaplanmış nükleer eşik kapasitesi” olarak tarif ediyor. Bu modelde İran, zenginleştirme bilgisini geliştirip malzeme ve üretim araçlarını genişletirken silah üretme eşiğini geçmiyordu. Araştırma, Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026’da başlayan askerî operasyonların bu stratejinin saldırıları caydırma işlevini zayıflattığını savunuyor.

İran yönetimindeki bazı aktörlerin artık nükleer silah seçeneğini daha açık tartışması da bu güvenlik hesabının parçası olarak ele alınıyor.

Bu dönüşümün arka planında İran’ın bölgedeki silahlı ortaklarının zayıflaması ve füze kapasitesine daha fazla yük bindirilmesi bulunuyor. Ali Hamaney döneminde nükleer faaliyetleri sivil amaçlarla sınırlayan dinî hükme yapılan atıflar uzun süre siyasi tartışmayı daraltmıştı. Parlamentoda silahlanmayı savunan sesler arttı. Eski sınır böylece açık biçimde tartışılır oldu. Araştırma, silahlanmaya karşı çıkan üst düzey isimlerin görüşlerini de aktarıyor.

441 kilogramlık uranyum hesabı hangi tarihe ait?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) GOV/2025/50 sayılı raporu, İran’ın 13 Haziran 2025 itibarıyla yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş 440,9 kilogram uranyuma sahip olduğunu tahmin ediyordu.

Bu, saldırılardan önceki son denetlenebilen veriler ve tesislerin işletme kayıtları üzerinden hesaplanan tarihli bir miktar. Saldırılardan sonra bu malzemeye erişim kaybedildi. UAEA, güncel toplamı ve depolama yerlerini aynı doğrulukla belirleyemediğini raporladı. Dolayısıyla 440,9 kilogram güncel, sahada yeniden ölçülmüş bir stok miktarı değil.

Institute for Science and International Security’nin Haziran 2026 incelemesi de yüzde 60 düzeyindeki uranyumun yerini ve fiziksel durumunu denetleyebilmenin uluslararası gözetim açısından temel sorunlardan biri olduğunu kaydediyor. Kuruluş, İsfahan’daki tünel tesisine ilişkin Ajans değerlendirmelerini aktarıyor. Bu analizde konumlara dair tahminler yer alsa da bunlar bağımsız saha denetiminin yerini tutan kesin tespitler olarak kullanılmıyor.

Uranyumun ne ölçüde hasar gördüğünün tespit edilememesini ve küçük üretim tesislerinin uzaktan belirlenmesindeki güçlükleri birlikte ele alıyor. Araştırmacıya göre büyük zenginleştirme merkezlerinin zarar görmesi, daha küçük ölçekli düzeneklerin kurulması olasılığını güvenlik tartışmasının bir parçası haline getiriyor. İran nükleer doktrini hakkındaki belirsizlik de yalnız siyasi söylemden değil, tesislere erişimdeki ciddi kısıtlamalardan kaynaklanıyor.

Nükleer tesislerdeki hasar ne kadar?

Çalışmada Haziran 2025 saldırılarının Natanz ve Fordow’daki zenginleştirme faaliyetlerini büyük ölçüde durdurduğu, kimi altyapı unsurlarını kullanılmaz hale getirdiği anlatılıyor. Zamirirad, İran’ın kullanılmadan depolanmış santrifüjlerinin bir bölümünü korumuş olabileceğini değerlendiriyor. Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasındaki uydu görüntülerinde çeşitli tesislerde koruma ve örtme çalışmaları izlenmesi de araştırmaya dahil edilmiş.

Reuters’ın 24 Haziran 2026’da UAEA Başkanı Rafael Grossi’nin açıklamalarına dayandırdığı haber, İran’daki denetimlerin kapsamı konusunda tarafların görüş ayrılığı yaşadığını aktarmıştı. İranlı yetkililer, saldırıya uğrayan tesislere ve nükleer malzemeye erişimi daha geniş bir anlaşmanın koşullarına bağlamıştı. Ajansın tesise erişememesi, envanterin güncel olarak doğrulanmasını güçleştiriyor.

İran yönetiminde nükleer silah tartışması nasıl değişti?

Araştırma, 2024’te bazı güvenlik yetkililerinin nükleer doktrinin gözden geçirilebileceği yönündeki sözleri hatırlatılıyor. Aynı yıl 39 milletvekili savunma yaklaşımının yeniden değerlendirilmesini istedi; 2025’te bu görüşün daha fazla parlamenter tarafından desteklendiğine dair haberler yayımlandı. Zamirirad, bu girişimleri devletin resmen silah üretme kararı olarak değil, İran iç siyasetindeki görüş değişiminin işaretleri olarak okuyor.

Araştırmanın aktardığı başka bir çizgi de nükleer silahların tek başına etkili bir caydırıcılık sağlamayacağını savunan İranlı güvenlik isimleri. Bu görüştekiler balistik füze programına ve Hürmüz Boğazı üzerindeki jeopolitik konuma daha büyük değer biçiyor. Reformcu siyasi çevrelerden ise zenginleştirmenin yaptırım hafifletilmesi karşılığında durdurulabileceği önerileri geliyor. Ülke içindeki seçenekler arasında belirgin görüş ayrılıkları bulunuyor.

Hürmüz Boğazı nükleer müzakereleri nasıl etkiliyor?

Zamirirad, Hürmüz’den gemi geçişleri konusundaki krizin nükleer görüşmelerin önüne geçtiğini yazıyor. Araştırmacının değerlendirmesine göre Tahran, deniz ulaşımını diplomatik pazarlıklarda ekonomik baskı aracı olarak görüyor ve önce savaşın durmasıyla ilgili koşulları tartışmak istiyor. Nükleer dosyanın daha sonra ele alınması, İran nükleer doktrini üzerine görüşmelerin takvimini de belirsizleştiriyor.

İstanbul’da sekiz ülkenin dışişleri bakanlarıyla yapılan 23 Ekim toplantısını ele alan Transit Haber dosyasında, Hakan Fidan’ın İran’a yönelik yeni askerî saldırıların çatışmayı genişleteceği yönündeki açıklaması aktarılmıştı. SWP’nin aynı gün yayımladığı araştırma, bu diplomatik tartışmanın teknik ayağına odaklanıyor: İran’ın zenginleştirme kapasitesi ve denetim düzeni yeniden müzakerelere nasıl dahil edilebilir?

SWP Avrupa için hangi diplomatik yolu öneriyor?

Politika notu, Avrupa ülkelerinin yalnız santrifüj sayısına ve uranyum miktarına dayalı bir yaklaşım yerine İran liderliğinin siyasi tercihlerini de etkileyecek teklifler hazırlamasını öneriyor. Zamirirad, Avrupalı üç ülkenin müzakerelerdeki teknik deneyiminin Körfez ülkelerinin arabuluculuk rolünü tamamlayabileceğini düşünüyor. Buna karşılık insan hakları ihlallerine dayanan AB yaptırımlarının nükleer pazarlık kapsamında gevşetilmesini uygun bulmuyor.

ABD’nin İran’daki korunaklı tesisler için kullandığı sığınak delici mühimmatın stoklarını inceleyen CSIS dosyası askerî kapasite hesabını ortaya koyarken SWP’nin çalışması saldırıların ardından oluşan siyasi teşviklere yoğunlaşıyor. İki araştırmanın farklı soruları, İran’ın nükleer dosyasında askerî hasar, üretim becerisi ve liderliğin kararının ayrı ayrı değerlendirilmesini sağlıyor.

İranlı araştırmacıların savaşın hangi koşullarda sona erebileceğini tartıştığı önceki analiz de Tahran’daki güvenlik tartışmasının farklı yönlerini aktarıyor. SWP’ye göre İran nükleer doktrini üzerindeki esas düğüm, yeni bir anlaşmanın denetim koşullarıyla birlikte ülkenin nükleer silahlanma seçeneğine ne ölçüde siyasi değer biçtiği. Araştırmacı, Avrupa’nın bu konuyu kapsamlı bir ateşkes sonrasına bırakmak yerine süren diplomatik temaslarda ele almasını öneriyor.

Kaynaklar

Bu haberi yapay zekaya sor

Kritik vize ve seyahat gelişmelerini kaçırmayın

WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.

Bu içerikten yararlanabilirsiniz

Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.

Yorum yapın

Yorumunuz yayımlanmadan önce incelenir. Yorum kaydına e-posta, website, IP adresi veya tarayıcı bilgisi eklenmez. Görünen ad alanında takma ad kullanabilirsiniz; yorumunuza kişisel veya özel nitelikli bilgi yazmayın. KVKK Aydınlatma Metni

Haberi paylaş

Sıradaki haber

Hollanda’da işverenlerin belge hatalarında önce görüşme dönemi

Haber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.