İsrail basınında Türkiye tartışması büyüdü: Suriye için üç ayrı senaryo yazıldı
Türkiye Suriye ilişkilerinin hızla genişlemesi Jerusalem Post’ta peş peşe üç dosyaya konu oldu. Bir analiz 40 anlaşmaya dikkat çekti, bir güvenlik uzmanı Türk etkisini risk olarak tanımladı, başka bir görüş yazısı ise Türkiye-İsrail çatışmasının önlenebileceğini savundu.

Türkiye ile Suriye arasındaki siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin hızla genişlemesi İsrail basınında art arda yayımlanan üç dosyaya yansıdı. Jerusalem Post’taki metinler aynı gelişmelere bakmasına rağmen farklı sonuçlara ulaşıyor: Seth J. Frantzman Ankara-Şam bağlarının genişlemesine odaklanıyor, JISS Başkanı Efraim Inbar Türk nüfuzunu İsrail açısından risk olarak görüyor, Elie Podeh ile Eitan Yishai ise iki ülke arasında doğrudan çatışmayı önleyecek mekanizmaların güçlendirilmesini savunuyor.
İlk dosya: 40 anlaşma ve 22 kurum bağlantısı
Seth J. Frantzman’ın 15 Eylül tarihli analizinde Suriye ile Türkiye arasında imzalanan 40 anlaşma ve mutabakat zaptı öne çıkarıldı. Yazı, 22 Suriye bakanlığı ve kurumunun Türk muadilleriyle doğrudan bağlantı kurduğunu, ilişkinin enerji, ticaret, ulaşım ve altyapı alanlarına yayıldığını aktardı. Frantzman, Ankara-Şam hattındaki kurumsal bağların Türkiye’nin Suriye’deki etkisini uzun vadede artıracağını yazdı.
Analizde kullanılan 40 anlaşma ve 22 kurum rakamı yalnız İsrail basınındaki bir iddiaya dayanmıyor. Suriye’nin resmî haber ajansı SANA, 13 Eylül’de Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin açıklamasını aktarırken aynı rakamları verdi. SANA’ya göre iki ülke arasında enerji anlaşması, sınır kapılarının yeniden işletilmesi, ulaştırma ve transit düzenlemeleri, madencilik mutabakatları ve altyapı projeleri bulunuyor; Türkiye’den Suriye’ye dönenlerin sayısı da 700 bini aştı.
İkinci dosya: Inbar Türk etkisini askerî risk olarak görüyor
Jerusalem Post’un 14 Eylül’de yayımladığı Efraim Inbar söyleşisi daha doğrudan güvenlik başlıklarına odaklanıyor. Jerusalem Institute for Strategy and Security Başkanı Inbar, İsrail’in sınırlarını kontrol edebilen istikrarlı bir Suriye’den yarar sağlayabileceğini ancak Türkiye’nin belirleyici askerî etkiye sahip olduğu bir Suriye düzenini riskli gördüğünü söyledi.
Inbar’ın kaygıları arasında Türkiye’nin Suriye’de radar, hava savunma sistemi veya kalıcı askerî altyapı kurması ihtimali bulunuyor. İsrail’in son aylarda Suriye’de bazı askerî noktalara yönelik saldırıları da bu tartışma içinde ele alındı. Ankara ise Suriye ile güvenlik işbirliğini Şam hükümetinin egemenlik hakkı ve terörle mücadele çerçevesinde tanımlıyor.
Üçüncü dosya: “Sıfır toplamlı oyun değil”
Elie Podeh ve Eitan Yishai’nin 6 Eylül tarihli görüş yazısı diğer iki metinden farklı bir yol öneriyor. Yazarlar, Türkiye ile İsrail’in Suriye’deki çıkarlarının her başlıkta birbirini dışlamak zorunda olmadığını savunuyor. Mossad ile Suriye tarafı arasında yapılan temasları ve çatışmasızlık görüşmelerini örnek gösteren yazı, Washington’ın da dahil olduğu daha düzenli bir iletişim mekanizması kurulmasını öneriyor.
Podeh ve Yishai, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki askerî kapasitesine ilişkin kaygılarını göz ardı etmiyor; ancak doğrudan çatışmanın iki ülkeye de zarar vereceğini yazıyor. Makalede savunma kurumları arasında öngörülebilir temas, Suriye sahasında kırmızı çizgilerin açık tutulması ve diplomatik kanalın korunması savunuluyor.
İsrail basınındaki tartışma askerî başlığın dışına çıktı
Üç yazının ortak noktası, Türkiye’nin Suriye’deki rolünün artık yalnız Türk askerinin konuşlandığı bölgeler üzerinden tartışılmaması. Enerji, sınır ticareti, ulaşım, yeniden inşa, kurumlar arası bağlantılar ve diplomatik koordinasyon da İsrail’deki analizlerin parçası haline geldi. Ankara ile Şam arasındaki ilişkinin devletlerarası yapıya dönüşmesi, İsrail basınındaki tartışmayı daha geniş bir alana taşıdı.
Transit Haber daha önce İsrail-Türkiye-Suriye gerilimini ve Şam’da Türk üssü iddialarını ayrı bir dosyada işlemişti. Son Jerusalem Post yazılarında tartışma tek bir üs veya askerî noktanın ötesine geçti; Türkiye’nin Suriye’deki siyasi, ekonomik ve güvenlik bağlantıları birlikte ele alındı. Aynı gazetede, sert güvenlik tedbirlerini savunan görüşlerle düzenli diyaloğu öneren yazılar yan yana yayımlandı.
SANA’nın açıkladığı işbirliği tablosunda enerji, ticaret ve sınır geçişleri birlikte sıralandı. Bab el-Hava ve Bab el-Selame kapılarındaki ulaştırma ve transit akışının yeniden canlandırılması, İdlib’de serbest bölge ve kuru liman projeleri, madencilik alanındaki yeni mutabakatlar ve Türkiye’nin altyapı desteği iki ülke arasındaki bağların ekonomik yönünü güçlendiriyor. Böylece İsrail basınındaki tartışma askerî üs ve radar başlıklarının dışına taşındı.
İsrail’deki güvenlik çevrelerinde Türkiye’nin Suriye’de hava savunma sistemleri kurup kurmayacağı uzun süredir tartışılıyor. Buna karşılık Ankara, Suriye’nin merkezi otoritesinin güçlenmesini ve ülke topraklarının terör örgütlerinden temizlenmesini kendi güvenlik politikasıyla bağlantılı görüyor. Jerusalem Post’taki üç dosya, aynı saha gelişmelerinden farklı politika sonuçları çıkarılması bakımından ayrışıyor: biri artan nüfuzu tarif ediyor, biri bunu risk olarak görüyor, diğeri ise doğrudan çatışma yerine kurumsal temas öneriyor.
Kaynaklar
- Jerusalem Post — Seth J. Frantzman analizi
- Jerusalem Post — Efraim Inbar söyleşisi
- Jerusalem Post — Elie Podeh ve Eitan Yishai görüş yazısı
- SANA — Suriye-Türkiye stratejik ortaklık açıklaması
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.