16 binden fazla göçmenin gözaltı yeri ICE sisteminden kaldırıldı: Dört kuruluş dava açtı
ICE gözaltı sorgulama sistemi, kesin sınır dışı kararı bulunan 16 binden fazla kişinin konumunu göstermiyor. Dört kuruluş, 28 Ekim’de federal mahkemeye başvurdu.

- ICE gözaltı sorgulama sistemi hangi kayıtları göstermeyi bıraktı?
- Dört kuruluş federal mahkemeden ne istedi?
- Avukatlar ICE gözaltı merkezlerindeki kişilere neden ulaşamadıklarını söylüyor?
- ABD İç Güvenlik Bakanlığı davaya nasıl karşılık verdi?
- Kesin sınır dışı kararı bulunan kişi için hangi işlemler sürüyor?
ICE gözaltı sorgulama sistemi, kesin sınır dışı kararı bulunan binlerce kişinin nerede tutulduğunu göstermeyi bırakınca dört hukuk yardım kuruluşu 28 Ekim 2026’da Massachusetts federal mahkemesinde dava açtı. National Immigration Law Center’ın (NILC) dava duyurusuna göre davacılar, ICE’nin eylül ayında değiştirdiği uygulamanın avukatlarla müvekkilleri arasındaki iletişimi engellediğini savunuyor. Associated Press (AP), değişiklikten etkilenenlerin sayısını eylül ayındaki yaklaşık 69 bin gözaltı kaydı içinde 16 binden fazla kişi olarak bildirdi.
Dava, Greater Boston Legal Services, Rian Immigrant Center, Florence Immigrant and Refugee Rights Project ile Amica Center for Immigrant Rights adına açıldı. Başvuruda, sınır dışı kararı kesinleşmiş kişilerin tutuldukları merkezin çevrim içi sistemden kaldırıldığı ve yetkililerin telefonla yapılan bazı konum sorgularına da yanıt vermediği ileri sürülüyor. Davacı kuruluşlar, avukatların dosyalarını takip ettikleri kişilere ulaşamadıklarını belirtiyor. NILC’nin yayımladığı dava kaydına göre dosyanın adı Greater Boston Legal Services et al. v. Mullin, numarası ise 26-14869. Dava Massachusetts Bölgesi ABD Bölge Mahkemesinde açıldı. Davacı kuruluşları NILC, National Immigration Project, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), ACLU of Massachusetts ve Annelise Araujo Law temsil ediyor. Dört davacı kuruluş ile avukatlık yapan kurumlar aynı listede yer almıyor.
ICE gözaltı sorgulama sistemi hangi kayıtları göstermeyi bıraktı?
2010 yılında kullanıma açılan ICE gözaltı sorgulama sistemi (Online Detainee Locator System, ODLS), federal göçmenlik gözetimindeki kişilerin yerini bulmak için kullanılıyor. ICE’nin resmî arama sayfası, A-Number adı verilen yabancı kimlik numarası ve doğum ülkesiyle ya da ad, soyad ve doğum ülkesi bilgileriyle arama yapılmasına olanak tanıyor. Sistem, ailelerin ve hukuki temsilcilerin gözaltı merkezine ulaşmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştı.
NILC’nin açıklamasında, ICE gözaltı sorgulama sistemi üzerinden eylül ayında yapılan değişiklikle kesin sınır dışı kararı bulunan kişilerin merkez bilgilerine erişimin kapatıldığını açıkladı. Davacılara göre aynı kişilere ilişkin konum bilgisi, aile veya avukatların doğrudan ICE personelini aradığı görüşmelerde de paylaşılmıyor. Böylece hukuk yardım kuruluşları, müvekkillerinin hangi tesise nakledildiğini öğrenmek için farklı kurumlarla ayrı ayrı iletişime geçmek zorunda kalıyor.
AP’nin 28 Ekim tarihli haberinde, değişiklikten etkilenenlerin sayısı 16 binden fazla olarak verildi. Yaklaşık 69 bin kişilik toplam da haberin dayandığı eylül gözaltı verilerine ait. Bu sayılar, mahkemeye başvurulan gün bütün merkezlerde yapılan yeni bir tekil kişi sayımı olarak açıklanmadı; uygulamanın etki alanına ilişkin AP’nin aktardığı tarihli veriler.
Dört kuruluş federal mahkemeden ne istedi?
Davacı kuruluşlar, ICE gözaltı sorgulama sistemi üzerindeki yeni konum bilgisi uygulamasının durdurulmasını ve gözetim altındaki kişilerin yerinin tekrar bulunabilmesini istiyor. Başvuruda, uygulamanın açıklama yapılmadan yürürlüğe konulması nedeniyle ABD İdari Usul Kanunu’na (Administrative Procedure Act) aykırı olduğu savunuluyor. Avukatların hukuki yardım sunma ve olası müvekkillere ulaşma faaliyetlerine müdahale edildiği gerekçesiyle anayasanın Birinci Ek Maddesine de dayanılıyor.
Dava sayfasında, kuruluşların uygulamanın iptalini istediği ve yürütmenin durdurulması için ek başvuru planladığı yazıyor. NILC ayrıca hükümetin uygulama metnini kamuya açıklamamasının Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (FOIA) bakımından hukuka aykırılık oluşturduğunu ileri sürüyor. Başvurunun kayıt tarihi 28 Ekim 2026; bu aşamada davacıların talepleri mahkemeye sunulmuş durumda.
Greater Boston Legal Services yöneticisi Jacquelynne Bowman, bir kişinin avukatının kendisini bulamamasının hukuki haklarını kullanmasını zorlaştırdığını söyledi. Rian Immigrant Center yöneticisi Jackie Kelley ise kurumun müvekkillerine erişemediği koşullarda haklarında yürütülen sınır dışı süreçlerinde hukuki başvuru hazırlayamadıklarını açıkladı. Her iki açıklama da davacı kurumların yayımladığı 28 Ekim basın duyurusunda yayımlandı.
Avukatlar ICE gözaltı merkezlerindeki kişilere neden ulaşamadıklarını söylüyor?
Davacı hukuk yardım kuruluşları, ICE gözaltı sorgulama sisteminin göçmenlik gözaltı merkezleri arasındaki nakillerde konum bilgisini bulmak için kullandıklarını söylüyor. Dilekçede yer alan anlatıma göre, bir kişinin başka merkeze götürülmesi avukatla planlanan görüşmenin iptal edilmesine veya mahkemeye gönderilecek evrakların gecikmesine yol açabiliyor. Bazı kuruluşlar, kişiyi bulmak için harcadıkları süre uzadığından yeni dosyaları kabul etme kapasitelerinin de azaldığını bildiriyor.
AP’nin aktardığı dava iddialarına göre ICE’nin Detention and Removal Information Line hattına yapılan aramalarda uzun beklemeler, kesintiler ve bilgiye ulaşılamaması sorunları yaşandı. Hukuki telefon görüşmesi için randevu ayarlayan ayrı ICE programı da avukatların anlattığına göre sınırlı sayıda tesiste kullanılabiliyor. Davacılar bu yollarla konum bilgisine zamanında erişemediklerini belirtiyor.
Kesin sınır dışı kararı bulunan kişiler, koşulları karşılamaları halinde dosyanın yeniden açılmasını isteyebiliyor, gözaltı koşullarına karşı mahkemeye başvurabiliyor veya üçüncü ülkeye gönderilmeye ilişkin koruma taleplerini ileri sürebiliyor. Dava dilekçesinin merkezinde, avukatın bu başvuruları değerlendirebilmesi için müvekkilinin nerede tutulduğunu bilmesi gerektiği savı bulunuyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı davaya nasıl karşılık verdi?
AP’nin ulaştığı İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) açıklamasında, gözetim altındaki kişilerin aileleri ve avukatlarıyla telefonla iletişim kurabildiği belirtildi. Bakanlık, hakkında kesinleşmiş sınır dışı kararı bulunanların geri gönderme işlemlerinin yürütülmesi gerektiğini savundu. Davacı kuruluşlar ise telefon erişiminin ve arama hattının, kişilerin yerini bulmakta yaşadıkları sorunları çözmediğini dile getirdi.
DHS açıklaması telefonla iletişim olanağına dayanırken dava, hukuki temsilcilerin gözaltı merkezinin yerini öğrenme ve kişiye fiilen ulaşma sorunu üzerinde duruyor. Avukatların sunduğu örnekler arasında, bir dosyanın son başvuru tarihinden önce müvekkille görüşememe ve merkezler arası nakil sonrasında kişinin izini kaybetme iddiaları bulunuyor. Mahkeme incelemesi, başvuruda ileri sürülen iddialar ve federal kurumun savunması üzerinden devam edecek.
Kesin sınır dışı kararı bulunan kişi için hangi işlemler sürüyor?
ABD’de göçmenlik mahkemesinin verdiği sınır dışı kararının kesinleşmesi, davacılar tarafından anlatılan hukuki başvuru yollarının tamamını ortadan kaldırmıyor. Kesinleşme, kararın temyiz edilmemesi veya ilgili inceleme aşamasından geçmesi gibi usullere bağlı. Kuruluşların dilekçesinde yeniden açma talebi, gözaltına itiraz ve bazı koruma başvuruları, avukata erişimin gerekli olduğu işlemler arasında sıralanıyor.
Gözetim altındaki kişiye ulaşmaya çalışan aileler için ICE gözaltı sorgulama sistemi hâlen erişilebilir durumda. Sistem, kimlik numarası veya doğru yazılmış ad-soyad ile doğum ülkesi bilgilerinin girilmesini istiyor. Davacıların 28 Ekim başvurusu, kesin sınır dışı kararına bağlı konum kayıtlarının bu ekrandan çıkarılması uygulamasına odaklanıyor. Arama sonucu alamayan avukatlar, doğrudan ICE büroları üzerinden konum öğrenmeye çalışıyor.
Avukatlar, hukuki evrakları ve ICE ile görüşme kayıtlarını dosya takibinde kullanıyor. Transit Haber’in daha önce yayımladığı ABD iç hat uçuşlarında ICE gözaltıları haberinde gözaltı sonrasında yakınların hangi kimlik bilgilerine ihtiyaç duyabileceği anlatılmıştı. ICE’nin pasaport ve çalışma izni belgelerinin iadesine ilişkin dava haberinde ise yedi kişinin gözetim sonrası belge teslimiyle ilgili federal mahkemeye başvurusu ele alınmıştı.
ABD sınır dışı işlemlerine ilişkin araştırma haberimiz, göçmenlik kararları ile gönüllü ayrılışların istatistiklerde ayrı işlem grupları olarak kaydedildiğini aktarıyor. 28 Ekim tarihli yeni davanın konusu ise ICE gözaltı sorgulama sistemi üzerinden kişilerin tutuldukları merkezin erişilebilirliği. Mahkemenin değerlendireceği talepler, davacı kuruluşların 26-14869 numaralı dosyasında sıralanıyor.
Kaynaklar
National Immigration Law Center — Dört kuruluş adına açılan davanın 28 Ekim 2026 duyurusu
National Immigration Law Center — Greater Boston Legal Services v. Mullin, 26-14869 dosya kaydı
Associated Press — ICE gözaltı konumları ve yeni federal dava, 28 Ekim 2026
ICE — Online Detainee Locator System resmî sorgulama sayfası
WhatsApp kanalımızda yalnızca önemli uyarıları, Telegram kanalımızda ise tüm haber akışını paylaşıyoruz.
Kısa alıntılar; içerik değiştirilmeden, “Transit Haber” kaynak olarak belirtilerek ve bu habere aktif bağlantı verilerek kullanılabilir. İçeriğin tamamının izinsiz yeniden yayımlanmasına izin verilmez.
Sıradaki haber
ABD’de göçmen gözaltı merkezinde ölüm: Açlık grevinde zorla besleme iddiasıHaber otomatik yüklenemezse normal bağlantısından okuyabilirsiniz.
Haber yükleniyor…